Güne daha güzel bir başlangıç olabilir mi… Kamaranın kapısını açtım, hemen önümde zıplayan bir yunus bana merhaba dedi 🙂 Nehir yunusları bunlar… Zaman içinde tatlı sulara uyum sağlamışlar. Genelde sürü halinde yüzüyorlar ve bu şekilde birbirlerini koruyorlar. Ve ben onların gizli bir hayranıyım… Uzuuunn bir orman yürüyüşümüz olacak bugün. Buraya gelirken uzun kollu giymemiz gerektiğinden ince pamuklu kollu kıyafet arayışına girmiştik. Cenk’e son gün birşey bulduk da benim bulduklarım hep sentetik karışımlıydı ve mecburen almıştım sinek, böcek sokması korkuma. Ve onlar beni çok! zorladı. Terletmesinin yanı sıra, ıslanınca üzerime yapışıyor…
Devamı...Gün 4- Şamanla tanışma
Gün doğumlarında Amazon gerçekten beş duyuyu uyandırıyor. Her sabah yeşil çayım eşliğinde meditasyon yapıp doğayı dinliyorum. Küçük bir grup olmamız çok avantajlı oldu bizim açımızdan. Güvertede genellikle sadece Cenk ve ben oluyoruz sabahları, bir de bilgisayarında kendi halinde vakit geçiren kişi. Biz de sessizlik anlarına da alan açan bir çift olduğumuzdan, kimseyle konuşmak zorunda olmadan sadece kendimiz ile başbaşa olan bu anlar gerçekten çok kıymetliydi kendi açımdan… Ve bir klasik 06.30’da sinek ilaçlarımızla yıkanıp teknelerde hazır nazırız yine… Sabahın erken saatleri olmasına karşılık hava çok sıcak, nem Amazon’da genellikle %100’ün…
Devamı...Gün 3- Nauta Pazarı
Sabahın kör saatinde yine ayaktayız Cenk’le. Gün boyunca kahve ve çay için stand var teknenin dinlenme alanında. Ve 05.00’te güvertedeyiz ve sıcak suyumuz hazır. Durum böyle olunca Cenk kahvesi ben de Türkiye’den getirdiğim yeşil çayım ile güne başlama ritüelli oluşturduk kendimize. Sabahları sivrisinekler bir başka kafayı yemiş halde olsalar da, kimsecikler yokken doğanın kokusunu çekip, sesini dinlemek sanırım ikimize de iyi geliyordu. Bugün yine 06.30’da hız teknesinde başka bir bölgeye doğru yol alırken sabah serinliği yüzüme çarpıyor. Yavaşlayıp sabahın erken saatlerinde avlanan kuş türlerine tanık oluyoruz. Rengarenk kuşlar her tarafta…
Devamı...Gün 2- Amazon’un derinlerinde…
Sabah ilk günün heyecanını mı bilemiyorum 04.30 uyanmıştık. Kamarada oturmak yerine güverteye çıktık hemen. Gün doğumu muhteşemdi. Dün geceden kalan yağmurun izleri var hala. Hafif serin ama duru bir sabah… Ve gemimiz gün doğumunda akıyor, biz de oturduğumuz yerden manzaranın tadını çıkarıyoruz, daha ne isterim! 06.30’da tüm grup toplanma alanındaydı. Gemiyle seyreden iki de hız teknesi var. Durum şöyle, her keşif çıkışında nehir gemisi belli bir yere demir atıyor ve sonrasında biz bu iki hız teknesine bölünüp geminin giremeyeceği Amazon’un derin yerlerine doğru akıyoruz. Bir ana bir yardımcı doğa bilimci…
Devamı...Gün 1- Amazon’a Doğru
Peru’dan Amazon’a iki giriş noktasından biz Iquitos’u tercih ettik. Buraya karadan ulaşım olmadığından uçakla gitmek için tekrar havalimanındayız. Ömrü hayatımda bir ay içinde bu kadar üst üste uçuş yapmadım walla. Bir de Lima’daki havalimanını üç haftada beş kere kullanmış olacağım; iç hatlar, dış hatlar hepsine hakimim şu sıralar 🙂 Iquitos için havalimanında bagaj tesliminde farklı bir prosedür uyguluyorlar. Biraz bizim İstanbul Havalimanı gibi. İşlemleri bireysel olarak halletmeniz isteniyor. Bagajı tartıya koyduktan sonra bilet barkodunu okutma aşamasında tepede yeşil bir ışık yanıyor. O ışık yanmaya devam ederken barkodu okutmalı, sistem durumu…
Devamı...Peru Amazonu
Ve Peru’ya asıl geliş nedenimiz…. Amazon Yağmur Ormanları! Burada yaşadığımız deneyimleri uzun uzuuun anlatacağım. Ama önce biraz, bizim ayak basacağımız bu yerden bahsetmek istiyorum. Peru’daki Amazon Yağmur Ormanları’na iki giriş noktası var; Iquitos ve Puerto Maldonado. Puerto Maldonado’ya ulaşım karadan sağlanabilirken, Iquitos’a gitmek için ya uçak ya da tekne kullanmak gerekiyor, karadan ulaşım yok. Ve biz Iquitos’tan Amazon’a girecek şekilde bir plan yaptık. Bizim de içine girecek olduğumuz Loreto bölgesindeki bu habitat, yaklaşık 6 milyon km2’lik bir alanı kaplıyor ve dünyanın en büyük tropikal ormanı olarak geçiyor. Güney Amerika boyunca da…
Devamı...



