Hayata zorunlu mola… Corona…

Hayata zorunlu mola... Corona...

Ben ki bir gün evden çıkmasam vırvırlanırım ev bana göre değil diye… Ada’ya geleli bir yıl oldu ve baya bir azaldı aslında bu durum… Sanırım şehir hayatıymış bana ağır gelen… Ada’da yaşıyoruz ama neredeyse her gün geçiyordum İstanbul’a, hep bir iş güç vs … Şimdi haftalardır evdeyim(z)… O bilim kurgu filmlerinin yansımasına döndü hayatımız… ve o filmlerin iki saat sonra biteceğini bilirken biz daha ucunu bile göremedik yaşadığımız durumun… Bana en acı verense insanların acılarının akşam 19.00 sularında çıkan istatiksel rakamlardan takip ediliyor olması… kayıplara mı üzüleyim, hasta olup atlatıp…

Devamı...

Büyükada’da yeni yaşamım…

Büyükada'da yeni yaşamım...

Dördüncü mevsimi geçiriyoruz Ada’da… Buralı olmak 17’li yaşlardaki hayalimdi… 20’li yaşlarımda artık kendi evime çıkma aşamasına gelmiştim ki, İstanbul’da büyük deprem oldu… Adalardaki evler güvensiz söylentileri ile birlikte benim hayal tam da ucuna gelmişken puff deyip uçtu, gitti… Sonra mı? Sonrasında “bilgili turist” oldum. Beyaz yakalı dönemimde bankada bir sunum mu yapmam gerekiyor? Koş Ada’ya, vur kendini ormana, yap provalarını… Doğum günü kutlaması mı var? Ara Burgaz’da sevdiğin balıkçıyı, çek iyotu, ye güzel mezeleri… Keyifsiz miyim? Al kitabını, atla vapura, yayıl ağaçlardan birinin altına… Yaz-kış fark etmez ama favorin ne dersen kışın…

Devamı...

Yazın serin sporu; Sansarak Kanyonu’nda trekking…

Yazın serin sporu; Sansarak Kanyonu'nda trekking...

Yazın sıcağı iyice kendini gösterirken alternatif bir hafta sonu için önerim var… Hem diyorum ki; içinde spor olsun, keyif olsun, adrenalin olsun, yeşilin gölgesi olsun, suyun serinliği olsun… Daha ne olsun öyle değil mi? Sansarak Kanyonu’nda trekking yapmak üzere doğasever bir grupla beraber sabahın erken saatlerinde yollardayız. Kanyon, Bursa’ya bağlı İznik ilçesine yakın bir konumda bulunuyor. Başlangıç noktamız Gürmüzlü Köyü çıkışı… Burada kıyafetlerimizi, yanımıza alacağımız çantayı ortama uygun hale getiriyoruz. Parkurun büyük bir bölümünü su içinde geçireceğimizden yanımıza alacaklarımız konusunda dikkatli olmamız gerekiyor. Mesela elektronik eşyalar… Ya su geçirmez özel…

Devamı...

Antakya dışında ama Antakya’ya yakın “bir” gün…

Antakya dışında ama Antakya'ya yakın "bir" gün...

Antakya’ya 3. gelişim… “Antakya’ya gitmek lazım!..” yazısında şehrin içi ile ilgili notlarımı okumuşsunuzdur… Her geldiğimde ilk defa görecekmişim gibi heyecanlanıyorum burayı… Son gezimizin bir gününde araba kiralayıp yakın yerleri keşfedelim dedik… Ve yine yollardayız tabii… İlk durak Harbiye… Her tarafta sular akıyor şırıl şırıl… Parsel parsel restaurantlar yürümenize izin vermiyorlar… “Gel yemeğinizi bizde yeyin…” “Olmadı kahvenizi için bari”… Biraz rahatsız olsak da bu durumdan, keyfimizi bozmayıp, şırıl şırıl sular akan manzaralılardan birini tercih ediyoruz. Keyifli mi, evet… Eğer buz gibi suyu severim diyorsanız o zaman ayaklarınızı suya sokup, öyle de…

Devamı...

Antakya’ya gitmek lazım!…

Antakya'ya gitmek lazım!...

Evet evet… Antakya’ya kesinlikle gitmek lazım… Gezmek için, din farkılıkları içinde farksızlığı görmek için, yemek için, içmek için, tarihe doymak için, havasını koklamak için, aklına ne geliyorsa onun için Antakya’ya gitmek lazım!.. Üçüncü gelişim bu muhteşem şehire… Pişman değilim; bir daha olsa yine, bir daha olsa yine giderim!.. Hatay deyince ilk aklıma gelen huzurlu sokakları ve muhteşem damak tadı… Hangi birini anlatarak başlasam bilemedim… İlk Uzun Çarşı‘dan başlayayım. İçine daldınız mı çıkamayacaksınız! Tepsi ve kağıt kebabı! Mmmmm… Şu an bile düşününce gözlerim dönüyor. Sıra sıra kasaplar arka taraflarını restaurant olarak işletiyorlar.…

Devamı...

İstanbul’a yakın nefes kaynağı… Karaca Arboretumu…

Test

Yaz planları başladı… Eğer siz de benim gibi İstanbul’dan arabanıza atlayıp yola çıkanlardansanız Bodrum, Çeşme, Marmaris derken, ilk molanızı vereceğinizi yeri söylüyorum; Karaca Arboretumu… TEMA Vakfı Kurucu Onursal Başkanı Hayrettin Karaca’ya ait olan bu yeşil cennet Türkiye’nin ilk özel arboretumu olma özelliğini taşıyor. Fide satışlarının da yapıldığı mekana girdiğimizde bizi karşılayan görevli buranın aslında Hayrettin Karaca’nın kendi evi olduğunu söylüyor. Hatta gittiğimiz gün de kendisi oradaymış… Arboretum da O’nun yıllardır emekle yetişmelerini izlediği bitkilerinin yer aldığı bahçesi… Giriş için ufak bir ücret ödedik ve sonrasında bize eşlik edecek rehberle birlikte bu muhteşem…

Devamı...