Zimbabwe, Botswana,
Namibya ve Güney Afrika’yı kapsayan Afrika rotası yıllardır aklımızdaydı. Ama hep “bir gün”dü. Şimdi gerçekten yola çıkıyoruz.
Bolca heyecan, çokça yapılması gerekenler listesi var elimizde. Çünkü tüm bu deneyimde sırt çantalı olacağız ve kamp atacağız. Farklısı da beklenmezdi herhalde bizden 🙂
21 gün sürecek rotamız… Sonrasında da beş gün kadar Cape Town’u keşfedeceğiz. Sen de yolculuğuna Cape Town’da birkaç gün eklemek istersen, şehirdeki konaklama seçeneklerine buradan bakabilirsin. Şehri ve çevresini gezmek için farklı tur seçeneklerine de göz atabilirsin.
Amerika’da Route 66‘yı tamamladığımızda son noktamız Los Angeles‘tı. Herkesin ölüp bayıldığı bu şehir az insan bol doğadan sonra bize hiç de cazip gelmemişti. (Hatta buradan okuyabilirsiniz) Umarım Cape Town da benzer makus kaderi paylaşmaz Los Angeles ile… Burayı güncelleyeyim. Los Angeles ile aynı olmasa da kaderleri benzer oldu. Nedenini merak ediyorsan “Benim Gözümden Cape Town” yazımda paylaştım. Çünkü bu rotada da üç hafta boyunca doğanın kalbinde olacağız. Doğal ortamında göreceğimiz hayvan türleri, çölü, nehri, vadisi, kanyonu, sıcağı, soğuğu… Ama biraz da sessizliği, beklemeyi, geceyi ve doğanın ritmine karışmayı… Daha da önemlisi, konfor alanımın dışına çıkarak sınırlarımı yokladığım anlar olacak… Ne çıkacağını bilmeden “evet” dediğim anlar…
Eveet… Biraz da şimdiye kadar neler yaptık, neler yapacağız… oraya geleyim. Belki benzer bir rota yapmak istersen sana da bir yerden başlama fikri verir.
Afrika rotası nasıl oluştu?
İlk başta hangi mevsim gitmek istediğimize karar verdik. Çünkü yoğunlukla gezeceğimiz bölge ekvatora yakın olduğundan iki mevsim oluyor; ıslak sezon ve kuru sezon. Biz ne çok sıcak ne çok soğuk olsun istediğimizden iki ay üzerinde yoğunlaşmıştık. Eylül ve Haziran. Sonuçta Haziran’ı tercih ettik. Eğer hava şartları geçmiş yıllar gibi olursa gündüzler sıcak, akşamlar soğuk geçecek diye düşünüyoruz. Gerçekte ne olacak onu dönünce güncellerim artık…
Dönünce buraya da bir not düşeyim: Akşamların soğuk olacağını tahmin ediyorduk ama sabahın erken saatlerinde açık safari aracında olmak başka bir şeymiş. Chobe’de ben hazırlıklıydım, Cenk ise epey üşüdü. Namibya’da da gündüzün sıcağı gidince gece bambaşka bir hava karşılıyordu bizi. Çantadaki sıcak tutan kıyafetler boşuna yer kaplamamış 🙂
Kamp mı? Araç kiralama mı?
Bu rotayı ilk planlarken kendimiz araba kiralayıp yapmak fikrindeydik. Ancak artılarını eksilerini alt alta koyduğumuzda pek mantıklı olmadı bizim açımızdan… Ama sen araç kiralamayı tercih edersen, fiyatları ve seçenekleri buradan karşılaştırabilirsin. Paylaşımlı kamp seçeneğinin ise bizim beklentimizi karşıladığını gördük. Hem istediğimiz kadar salaş, hem istediğimiz derecede kolaylaştırıcı… Araç kiralamanın eksilerini merak edenler yazının altına yorum olarak yazarsa anlatabilirim, burada uzatmayayım. Peki paylaşımlı kamp ne demek derseniz, kullanacağımız araç bu bölgedeki zorlu yol şartlarına uygun olarak düzenlenmiş lando denilen bir araç. Landonun temizliği, gün içindeki yemeklerin yapılışı, bulaşıkların yıkanması, çadırların kurulması gibi görevleri kampa gelenler paylaşıyor. Bu ödevler realitede neye evrilecek onu yaşarken öğreneceğiz.
Yaşayınca gördük ki erken kalkmak, çadırı toparlamak ve yeniden yola koyulmak zamanla günün doğal akışına dönüşüyor. Yorulduğumuz da oldu, toprak üzerinde uyumaktan sırtımızın ağrıdığı da. Ama çadırın dışında bizi bekleyen manzara, hayvan sesleri ve yıldızlar bu yolculuğun en sevdiğimiz tarafları arasında kaldı.
Uçak bileti ve Rota planlama tüyoları
Kalacağımız gün sayısını netleştirdikten sonra uçak biletlerimizi aldık. Burada birkaç trick var. Zimbabwe’ye Cape Town aktarmalı uçmak yerine; gidiş geliş Cape Town alıp, ara aktarmayı farklı bir havayolu ile planladığımızda daha uygun uçak bileti bulabildik. Bu arada THY’nin Afrika ülkelerine zaman zaman kampanyaları oluyor. Onları takip edip nispeten uyguna bilet de yakalayabilirsin.
İnternet ve Bağlantı Gerçekliği
Bolca kaynak karıştırıyoruz şu sıralar tabii… Hepsi de ortak bir noktada buluşuyor ki o da internetin vehameti. Özellikle Namibya ve Botswana’da bırakın e-sim’i, kendi hatlarını bile satın alsak gideceğimiz yerler hep doğada olduğundan erişim neredeyse imkansızmış. Şu an için düşüncemiz şebekesiz bir 21 gün geçirmek 🙂 Hahaha… yazarken bile gülümsüyorum. Bu bile benim için kendime bir meydan okuma 🙂 göreceğiz bakalım… artık nerede wifi yakalarsak izin verdiği ölçüde çevrimiçi olabileceğiz.
Burayı da güncelleyeyim. Okavango’daki kampımızda ve Spitzkoppe’de wifi yoktu; elektrik ve su da alıştığımız şekilde elimizin altında değildi. İnternetsiz kalmanın nasıl olacağını düşünürken, kendimizi etrafımızdaki sesleri dinlerken ve gökyüzünü izlerken bulduk. Açıkçası internetsiz kalmanın beni zorlayacağını düşünmüştüm ama hiç de beklediğim gibi olmadı. Konu ‘doğa’ ise kendi ‘doğasından’ ona uyumlanmak bence çok kolaydı 🙂
Kendi rotan için internet seçeneklerine bakarken Simbye’nin eSIM paketlerini de inceleyebilirsin. Almadan önce telefonunun uyumluluğunu ve paketin geçerli olduğu ülkeleri kontrol et; doğanın içindeki duraklarda bağlantı beklentini yine düşük tut.
Afrika seyahati için aşılar
Tabii bir de aşı konusu var. Her ülkenin ayrı bir aşı istek listesi var. Bunların neler olduğuna Seyahat Sağlığı web sayfasında gideceğiniz ülkeyi seçerek bakabiliyorsun. Bu konu biraz kafa karıştırabiliyor. Gitmeden bununla ilgili de bir blog yazdım, buradan okuyabilirsin.. Sarı humma aşı belgesi gerekliliği, geldiğin ülkeye ve aktarmalarına göre değişebiliyor. Sıtma için koruyucu ilaç kullanımı ise gezeceğin bölgeler ve kişisel sağlık durumuna göre değerlendiriliyor. Bu yüzden rotanı Seyahat Sağlığı Merkezi’ndeki doktorla paylaşarak sana uygun hazırlığı netleştirebilirsin. Uluslararası aşı karnen varsa onu da yanında bulundurmanda fayda var.
Vize Süreci
Vize de ayrı bir konu. Güney Afrika ve Botswana Türklere vizesiz. Zimbabwe ve Namibya ise vizeli. Bunlar sınırda ya da e-vize olarak alınabiliyor. Sizin de bizim gibi sınırda almak gibi bir planınız varsa dönüş biletiniz ve vesikalık fotoğrafınız yanınızda olsun. Bizim sınır geçişlerinde yaşadıklarımızı ve hazırladığımız belgeleri Afrika Vize Rehberi’nde daha ayrıntılı anlattım. Sen de yola çıkmadan önce kendi pasaport türüne ve giriş yapacağın sınır kapısına göre güncel koşulları kontrol et.
Seyahat sigortası gerekli mi?
Yapacağımız rota yüksek risk içerdiğinden ona uygun da bir sağlık sigortası yaptırarak gitmek doğru olur. Biz Amazon’a giderken Türkiye’de bunu sağlayan bulamamıştık yurt dışında bir firmadan yaptırmıştık, yine aynı yerden yaptırdık.
Sen de benzer bir rota düşünüyorsan, SafetyWing’in sigorta seçeneklerine buradan bakabilirsin. Seçerken gideceğin ülkeleri ve yapacağın aktiviteleri kapsayıp kapsamadığını da incele.
Para, Kart ve Ödeme Detayları
Gideceğimiz her ülkede ayrı para birimi kullanılıyor. Gideceğimiz ülkelerin paralarını ülkemizde bulmamız zor olduğundan dolar orada da en geçerli para birimi… Harcamalar için kredi kartı bulundurmak ve yeni tarihli dolar getirmekse tavsiye edilen…
Okuduklarımıza göre; kredi kartı olarak mastercard geçmiyormuş, onun için visa altyapılı kredi kartının yanımızda olması tavsiye ediyorlar. Türkiye’de bu ne zor şeymiş. Birkaç banka ile görüştük de sonunda özelliksiz bir Visa kart çıkarttırabildik gitmeden.
Döndükten sonra güncelleme (Temmuz 2026): MasterCard kullanımında sorun yaşamadık biz. Ancak para çevirme konusunda özellikle Namibya’da ne döviz büroları ne de bankalarda değişim sağlayabildik. Bununla birlikte kart kullanılmayan da birçok yerle karşılaştık Namibya’da. Bu konu da aklınızın bir köşesinde olsun 🙂
Afrika için çanta detayları
Bir de alınacaklar listesi var tabii. Sırt çantalı bir seyahat olacağından minimum eşya ile gideceğiz yine… Sırt çantasına mayodan paltoya yine dört mevsim sığdıracağız. Amerika’da, Peru’da da aynı şey olmuştu, bakalım bu sefer nasıl olacak çantamızın içi. İki önemli ekleme yaptık bu sefer… İlki dürbün 🙂 Diğeri de akşamları çöl soğuğuna yetecek bir uyku tulumu almak oldu…
Şunu da söylemeliyim ki, çantadan iyi ki çıkmış dediğim şeylerden biri de kafa feneriydi. Elektriksiz gecelerde yemeğimizi onun sayesinde gördük. Etosha’da gece dörtte kalkıp su başındaki hayvanları görmeye giderken takıp çıktık. O saatte içliklerimizi de giydik tabii. Hazırlık sırasında küçük görünen bazı şeylerin kıymeti yolda anlaşılıyor 🙂
Şimdilik böyle… Yakın zamanda biz on bir yıl aradan sonra tekrar Afrika savanalarında olacağız. Heyecanlıyım!
Bu Afrika rotasını planlayan biri olsan en zorlayıcı kısım sence hangisi olurdu?
Bu uzun yolculuğun perde arkasını merak edersen Afrika’da Bir Yol Hikayesi yazısını da okuyabilirsin.
Sonrasında ise Okavango Delta’da Gerçek Afrika Deneyimi, Chobe National Park: Afrika’nın Vahşi Ritmi, Etosha National Park: Safari Şans İşidir, Namibya’da Çölün Farklı Yüzleri, Swakopmund: Aynı Şehirde İki Farklı Dünya ve Afrika’daki ilk safari deneyimimi anlattığım Özü Buluş Tatili: Tanzanya yazıları da sana eşlik edebilir.
Şeffaflık Notu: Bu yazıdaki bazı bağlantılar affiliate (iş ortaklığı) bağlantısıdır. Bu bağlantılar üzerinden rezervasyon veya alışveriş yaptığında sana ek bir ücret yansımaz; uygun işlemlerde bloga komisyon kazandırabilir. Bağlantısını paylaştığım tur ve hizmetler arasında bizzat deneyimlemediklerim de var; kendi deneyimlerimi yazıda ayrıca anlatıyorum. Seçimini yapmadan önce güncel programı, koşulları ve yorumları detaylı şekilde incelemeni öneririm.
