Nazım’ın ruhuyla Kavarna Slavia!..

Kavarna Slavia Prag

Kavarna Slavia’dayım… Prag’da Cafe Slavia olarak da bilinen bu kafenin benim için anlamı bir başka… Çok sevdiğim şair Nazım Hikmet’in şiirinde adı geçen bir yerde oturmak, kahve molasını benim için bambaşka bir deneyime dönüştürüyor.

Narodni Caddesi ile Vltava kıyısındaki Smetanovo nábřeží’nin köşesinde, Ulusal Tiyatro’nun karşısında Kavarna Slavia, 1884’te açılmış. Yorucu bir günün ardından otele gitmeden evvel uğrayıp, hem o dillere destan ambiansını yaşamak istiyorum hem de leziz tatlılarını damağımda dolaştırmak… Aslında saat 21.00’u geçtiğinden biraz da kaygı var içimde açık mı acaba diye… Dışarıya vuran piyanonun tınılarını duymak rahatlatıyor beni… İçeriye adımımızı attığımızda büyük bir sürpriz bizi bekliyor. Notalar bizim çok da aşina olduğumuz “Katibim”i çalıyor! Ben “Üsküdar’a giderken aldı da bir yağmur…” diye sözleri ile piyanoya eşlik etmeye başladığımda birkaç gözün şaşkınlıkla bana baktığını görüyorum.

Menü Kavarna Slavia Tatlı ve Kahvegeniş… Benim tercihimse her zaman olduğu gibi yine çikolatalı tatlılardan yana… Kahveme eşlik eden bu muhteşem tattan mı yoksa ortamın etkisinden mi sarhoşum bilemiyorum.

Nazım Hikmet ve Cafe Slavia

İçeriyi gezerken duvardaki Nazım portresi benim için burayı daha da anlamlandırıyor. O’nun soluduğu şehirdeyim ve belki O’nun baktığı camdan dışarıyı izliyorum şu an. Önümdeki Vltava Irmağı ya da karşıdaki Karl Köprüsü’nü O, benzetmiyor muydu yazılanlara göre özlediği İstanbul’a… Aklımda ise Nazım’ın kaleminden Prag’dan İstanbul’a uzanan bu şiiri…

Slavya kahvesinde dostum Tavfer’le
Viltava suyuna karşı oturup
tatlı tatlı yarenliği severim.
hele sabahları hele baharda.
Hele sabahları hele baharda
Konuşurken dalar dalar gideriz,
Bir yitirir, bir buluruz birbirimizi
Hele sabahları hele baharda
Prag şehri yaldızlı bir dumandır
Ve kızıl kocaman bir elma gibi
Nezval geçer taze çıkmış kabrinden.
paramparça yüreciği de elinde
ve Orhan Veli ile karşılaşırlar
Urumelihisarı’ndan gelir o
Ve telli kavağa benzer Orhan’ım
Yüreciği delik deşik onun da.
Biz de aynı loncadanız biliriz Tavfer
zanatların en kanlısı şairlik
sırların sırrını öğrenmek için
yüreğini yiyeceksin, yedireceksin.
Prag şehri yaldızlı bir dumandır.
Viltava suyunun köpüklerine
Martı kuşlarıyla gelir İstanbul.
Lejyonerler köprüsüne gidelim Tavfer,
Martı kuşlarına ekmek verelim.
26 Nisan 1958, Prag
Nâzım Hikmet

Cafe Slavia Nerede?

Cafe Slavia, Prag’ın merkezinde, Ulusal Tiyatro’nun karşısında bulunuyor. Adresi Národní 1012/1, Praha 1. Vltava kıyısındaki bir yürüyüşe burada kahve molası ekleyebilirsin.

2026 Notu: Kafenin resmi sitesinde Pazartesi–Cumartesi 09.00–23.00, pazar 09.00–22.00 saatleri belirtiliyor. Güncel menü ve ziyaret bilgilerine gitmeden önce resmi sitesinden göz atabilirsin.

Tatil için geldiğim bu şehir kimisi için gurbeti ifade etmişti zamanında… Kavarna Slavia’nın ruhu, içini memleket sevgisi ile dolduranların olsun…

Prag’ı sen de yürüyerek keşfetmek istersen, rehberli şehir yürüyüşü seçeneklerine GetYourGuide üzerinden göz atabilirsin. Sonrasında kendi kahve molanı Slavia’da verebilirsin.

Bu yazı ilginizi çektiyse bunları da okumak isteyebilirsiniz;

“Zamanı Durdurmak için Prag…”

“İskelet Müzesi, Katedralleri ve Huzurlu Sokaklarıyla Kutna Hora…”

“Prag’da Hayat ile Ölüm Arasındaki Denge: İşkence Müzesi”

“Terezin Toplama Kampı… İnsanlıktan Utandığım Yer…”

Sen de benzer bir seyahat planlıyorsan…

Şeffaflık Notu: Bu yazıdaki bazı bağlantılar affiliate (iş ortaklığı) bağlantısıdır. Bu bağlantılar üzerinden rezervasyon veya alışveriş yaptığında sana ek bir ücret yansımaz; uygun işlemlerde bloga komisyon kazandırabilir.

Benzer yazılar

Leave a Comment