Yas Eşlikçiliği nedir?

“Yas Eşlikçiliği”, yas sürecinde akarken ve yasını kendi tanımınca yaşarken sana yoldaş olmak, “hal”ine nazik, yargısız bir tavırla, yasına şahitlik etmenin yolculuğu… Önemli derecede derin dinleme pratiği içeren bir yolculuk… Yas eşlikçiliği, eskilerin “yarenlik” etmesi gibi desem belki de en yakın karşılığı bu olur. Ben de bir yas eşlikçisiyim. Yasına eşlik etmek isteyen kişilere yoldaşlık yapıyorum. Hepimizin yası “biricik”. Ve yasın doğası birçok duyguyu içinde barındırıyor. Üzüntü, sevinç, öfke… Eğer ki sen de bir yas sürecindeysen, içinde bulunduğun belki bambaşka hisler de var tam da şu anda… Bunların hepsi doğal,…

Devamı...

Yasımız aslında çok aktif!

Yastayken en çok duygular konuşuluyor öyle değil mi? Keder, üzüntü, acı, pişmanlık, suçluluk, yalnızlık, öfke…. Eminim bu kelimeleri okurken sen de zihninde yenilerini ekliyorsundur. Bezen biri bazen birkaçı ile başbaşa kalıyorsun. Ama sadece bunlar mı yaşadıkların? Bunun yanında bedeninin de verdiği tepkiler olabilir. İştahının kesilmesi ya da artması, baş ağrısı, ishal, kabızlık, göğsünde sıkışma ya da boğazında düğümlenme hissi… Duyguların yanında bedensel olarak da sinyaller duyabilirsin bedeninden… Bu da yetmez bir de bilişsel tepkilerin de olabilir. Boşluk hissi yaşabilirsin mesela. Kolayca odaklanabildiğin şeye şimdi konsantre olman güç olabilir. Karar vermekte…

Devamı...

Yası yaşarken sosyal normlar

Kültürümüzün kendimizce yas tutmamıza izin vermediği bir gerçek… Yas tutmayı çabucak aşıp devam etmemizi isteyen bir coğrafyada yaşıyoruz. Hatta süreyi de önümüze koyan ve dini bir öğreti de var; 7’si, 4o’ı, 52’si deniyor. Yas tutmamız için bize ayrılan sürenin 52 günde sonuna geliyoruz. Sonrasında yılda bir kere de seneye devriyesinde hatırla yeter gibi bir durum. Bugün, o hepimizin canını yakan depremin üzerinden geçen sürenin 40. günü… Her yerde “40.gün” ifadelerini gördükçe iğreti oluyorum. “Sanki süre doluyor, 52’sine de az kaldı, sonra unutacağız ya! Unutulmadan şunları da hatırlatayım” diye duyuyor benim…

Devamı...

Yaşarken Öldüklerim

Madem yas konuşuyoruz. En tanıdığımız ölümle gelen yas… Fazlasıyla bildiğim sular ne yazık ki. Hani okyanus dalgasına benzetiliyor ya yas… Ben de o vahşi dalgalarla çokça kere boğuştum hayatım boyunca. Evet çoğu kez çarptı, diğer tarafa attı. Gün geldi biliyorum deyip buraları, durulttum o suları. Zor muydu? Evet, “çok” zordu. İlk ölümle tanışmam 7 yaşında Ali dedemin ölümüyle oldu. Mübadelede Girit’ten İzmir’den gelmişler, sonra İstanbul’da uzun yıllar kuyumculara imalat yapmış. Akciğerleri bu zehirle olan temasa dayanamayıp 65’lerinde benden bu kadar demişti. Ölümünün ardından gazetede bir ölüm ilanı yayınlanmıştı. O küpürü…

Devamı...

Yasın 5 Kapısı

Yasın zengin bir doğası var aslında… Yas eşittir ölüm gibi bir algı var çoğumuzda ama ne yazık ki yas her zaman ölümle gelmiyor.  Hayatımız süresince birçok kere yas bize dokunuyor. Francis Weller’ın Kederin Vahşi Kıyısı adlı kitabında yasın beş kapısı olduğundan; tüm kapıların ortak bir salona açıldığından ve her birinin bize bu hayatta kaybın kalbimize ve ruhumuza dokunduğu yolları anlamamıza yardımcı olduğundan bahseder. İlk kapı Kişisel Kayıplarımız. En tanıdık olanı da bu; sevdiğimizin birinin ya da bir şeyin kaybıyla gelen halimiz. En bilindik haliyle bu ölüm olabilir ya da eşin,  işin, ilişkin,…

Devamı...

Yas Notları

Yas ve Ölüm Eşlikçiliği eğitiminden geçerken aslında farkında olmadan yaşadığım ne çok yasım, her yasıma iliştirdiğim ne çok duygu olduğunu fark ettim. Eğitimi tamamladığımda demlenme sürecine bırakmıştım kendimi… Ve o süreçte kendimle yoğrulurken daha, deprem oldu… Kollektif bir yas içinde buldum bu sefer de kendimi… İyi ki yoga, nefes hayatımda dedim… Bu sefer önce kendime rehber oldum regülasyon konusunda, sonra da dilim döndüğünce bana danışanlara… Instagramda Yas Notlari isimli bir sayfa açtım, linki burada … Sonra da blogumda “Yas”a dair artık bir bölüm olması gerektiğini düşündüğümden özel bir başlık açmak…

Devamı...