Hayallerimin başlangıcı… Chicago!

Hayallerimin başlangıcı... Chicago!

Doğudan batıya üç hafta sürecek Amerika serüvenimizin başlangıç noktası Chicago… Çocukluk hayalim olan Amerika’ya ilk ayağımı bastığım yer olduğundan mı bilmiyorum ben pek bir sevdim bu soğuk şehri… Michigan Gölü kenarında yer alan ve “rüzgarın şehri” olarak anılan bu şehir zihnimde güzel anlar, anılar bırakarak esti, geçti… Misafirperverliklerini daha ilk dakikadan gösterdiler. Elimizde bavullarla metroya geldiğimizde ki oradaki adı CTA, acemiliğimizi gören güvenlikteki bayan hemen yanımıza yanaşıp nereye gitmek istediğimizi sordu. Adresi gösterdiğimizde, önce nasıl bilet alabileceğimizi söyledi, sonra da duvardaki şehir haritasının başına götürüp bizi tek tek nerede olduğumuzu,…

Devamı...

Yeni bir heyecanım var! Makronot…

Yeni bir heyecanım var! Makronot...

Yuppi! Yaklaşık dört ay süren altyapı çalışmalarımız sonucunda Makronot‘u açtık… Birçoğumuzun heyecanla beklediği yepyeni bir web sitemiz var! Busece’de “Hakkımda Birşeyler” bölümünü okumuşsunuzdur diye tahmin ediyorum. Büyük iki bankanın kurumiçi iletişim birimlerini kurarak, geliştirmek adına uzun yıllar çalışmalar yaptım. Amacım çalışma hayatının dışındaki dünyayı içeriye alarak çalışma hayatı ile sosyal hayat arasında bir köprü görevi görmekti. Güzel de işler çıkartık ekibimle… Yaptığımız etkinliklerden biri de seminerler düzenleyerek çalışanlarımızı her konuda bilinçlendirmekti ve yüze yakın organizasyonun her adımının başındaydım o zamanlar… Şimdi ise, ben iş hayatımda yaşadığım tecrübelerimi ve beklentilerimi masaya koydum.…

Devamı...

Pera Palace’ın gizem dolu odalarında kızımın hayallerine yürürken…

Pera Palace'ın gizem dolu odalarında kızımın hayallerine yürürken...

Hepimizin ölmeden evvel yapacaklarımız üzerine bir listesi var ya… Kızımınki de yavaş yavaş oluşuyor. Ve uzun bir süredir listenin ilk sırasında yer alan tek bir şey var ki işte o da bu yazının konusu… Beren, serisinin dördüncüsüne geldiği Delal Arya’nın Pera Günlükleri isimli polisiye bir çocuk romanı okuyor. Bu romanla birlikte de Pera Palace’a gidip Agatha Christie’nin odasını görmek en büyük hayali oldu… İlk önceleri şöyle bir sohbet geçiyordu aramızda: “Anne, Pera Palace diye bir otel var mı?” “Var, Berencim…” “Orada Agatha Christie’nin bir odası varsa ne yapıp edip bir…

Devamı...

Balat’ı bu hafta sonu çekin içinize…

Balat'ı bu hafta sonu çekin içinize...

Balat’ta kaybolmak lazım… Sokaklarını umarsızca gezmek… Dokusuna dokunmak lazım… Bildik yerler zaten yerlerinde yıllardır, onları çoktan gezmişsinizdir diye tahmin ediyorum; kiliseleri, sinegogları, patrikhanesi, meşhur meyhanesi… Balat’taydım yine geçenlerde… Arada adımlarım sokaklarını… Seviyorum çünkü yeni simalarla merhabalaşmayı… Sokak aralarında oynayan çocuklardan ayağıma seken topa vurmayı… Cumbalı evlerinde camdan cama dedikodu yapan ablalara gülümsemeyi, kapısında oya işleyen teyzeyi fotoğraflamayı… Bazen soluklanmak istiyor insan… Gördüklerini sindirmek ve o anda bile karşınıza çılgın bir yer çıkabiliyor Balat sokaklarında… Mesela ‘Derviş Baba’ Deliler, Abdallar, Meczuplar, Aşıklar Kahvehanesi’ni duydunuz mu hiç? Aslında uzun zamandır hizmet veriyormuş… Farkı…

Devamı...

Amerika’da nasıl? Türkiye’de nasıl?

Amerika'da nasıl? Türkiye'de nasıl?

Gezdiğiniz her ülke ayrı bir keyif… Her ülke ayrı bir heyecan… İster üç günlüğüne ister çok daha uzun süreli gidin, gittiğiniz her ülkede, kendi ülkenizden farklar varsa hemen gözünüze çarpıyor. Gerçi bir süre kaldınız mı o da normalleşiyor hani ya, neyse… Amerika’ya gittiğimde eğlenmek için, gözüme çarpan farklılıkları küçük küçük not alıyordum defterime… Ve sonuçta keyifli bir liste çıktı… Trafik: Chicago’dan Los Angeles’a, oradan da Las Vegas’a uzanan yolda yaklaşık 5.000 km direksiyon sallayınca gördüğümüz trafik farkılıkları saymakla bitmez ama ben en belirginlerden bahsedeyim öncelikle… Bu konuda soracağınız farklı konular varsa…

Devamı...

Paulo Coelho yine yazmış yazacağını… Casus!..

Paulo Coelho yine yazmış yazacağını... Casus!..

Kitap okuyorsanız eğer sizin de sevdiğiniz yazarlar vardır. Paulo Coelho da benim için onlardan biri… Otobüs duraklarında yeni kitabı Casus’un reklamını görünce koşa koşa kitapçıda buldum kendimi… Ve Casus benim için bir ilk olma özelliğini de beraberinde getirdi. Okumaya başlayacağım gece kızım arkadaşında kalmak için izin istedi. Ben de bu boşluktan yararlanıp bu geceyi kendime ayırmaya karar verdim. Ne mi yaptım? Önce hafif müzik açtım fona, salondaki kanepeme uzanıp battaniyemi çektim üzerime ve sonra başladım sayfaları çevirmeye… Her sayfa bir sonrakini okumaya itiyordu beni… Paulo Coelho yine akıcı yazım diliyle, 20. yüzyıl…

Devamı...