Yastayken en çok duygular konuşuluyor öyle değil mi? Keder, üzüntü, acı, pişmanlık, suçluluk, yalnızlık, öfke…. Eminim bu kelimeleri okurken sen de zihninde yenilerini ekliyorsundur. Bezen biri bazen birkaçı ile başbaşa kalıyorsun. Ama sadece bunlar mı yaşadıkların? Bunun yanında bedeninin de verdiği tepkiler olabilir. İştahının kesilmesi ya da artması, baş ağrısı, ishal, kabızlık, göğsünde sıkışma ya da boğazında düğümlenme hissi… Duyguların yanında bedensel olarak da sinyaller duyabilirsin bedeninden… Bu da yetmez bir de bilişsel tepkilerin de olabilir. Boşluk hissi yaşabilirsin mesela. Kolayca odaklanabildiğin şeye şimdi konsantre olman güç olabilir. Karar vermekte…
Devamı...Yazar: buse
Yas içindeyken dış sesler
Yas sürecinin o sıcak gömleği üzerimizdeyken, susmayan iç sesimiz yetmez gibi bir de -dış seslerin söylemlerine maruz kalmak- diye de bir gerçek var. “Sen güçlüsün”, “Neleri atlattın, bunu da atlatırsın”, “Atlatacaksın”, “Ağlamalısın”, “Artık biraz gül”, “Toparlan”, “….un için kendine gel”, “… yap ki sonra pişman olma!”… neler neler duyduk, duyuyoruz öyle değil mi? Yas, hep aşılacak, hemen geçip gidecek, atlatılacak bir dönem gibi görülüyor. Oysa yas denen o kaçınılmazla yüzyüze gelindiğinde aslında o zaman görüyoruz ki, onun öyle kolay da yok sayılabilecek bir dönem olmadığını… Bu sözleri daha çok ailemiz…
Devamı...Yası yaşarken sosyal normlar
Kültürümüzün kendimizce yas tutmamıza izin vermediği bir gerçek… Yas tutmayı çabucak aşıp devam etmemizi isteyen bir coğrafyada yaşıyoruz. Hatta süreyi de önümüze koyan ve dini bir öğreti de var; 7’si, 4o’ı, 52’si deniyor. Yas tutmamız için bize ayrılan sürenin 52 günde sonuna geliyoruz. Sonrasında yılda bir kere de seneye devriyesinde hatırla yeter gibi bir durum. Bugün, o hepimizin canını yakan depremin üzerinden geçen sürenin 40. günü… Her yerde “40.gün” ifadelerini gördükçe iğreti oluyorum. “Sanki süre doluyor, 52’sine de az kaldı, sonra unutacağız ya! Unutulmadan şunları da hatırlatayım” diye duyuyor benim…
Devamı...Yaşarken Öldüklerim
Madem yas konuşuyoruz. En tanıdığımız ölümle gelen yas… Fazlasıyla bildiğim sular ne yazık ki. Hani okyanus dalgasına benzetiliyor ya yas… Ben de o vahşi dalgalarla çokça kere boğuştum hayatım boyunca. Evet çoğu kez çarptı, diğer tarafa attı. Gün geldi biliyorum deyip buraları, durulttum o suları. Zor muydu? Evet, “çok” zordu. İlk ölümle tanışmam 7 yaşında Ali dedemin ölümüyle oldu. Mübadelede Girit’ten İzmir’den gelmişler, sonra İstanbul’da uzun yıllar kuyumculara imalat yapmış. Akciğerleri bu zehirle olan temasa dayanamayıp 65’lerinde benden bu kadar demişti. Ölümünün ardından gazetede bir ölüm ilanı yayınlanmıştı. O küpürü…
Devamı...Yasın 5 Kapısı
Yasın zengin bir doğası var aslında… Yas eşittir ölüm gibi bir algı var çoğumuzda ama ne yazık ki yas her zaman ölümle gelmiyor. Hayatımız süresince birçok kere yas bize dokunuyor. Francis Weller’ın Kederin Vahşi Kıyısı adlı kitabında yasın beş kapısı olduğundan; tüm kapıların ortak bir salona açıldığından ve her birinin bize bu hayatta kaybın kalbimize ve ruhumuza dokunduğu yolları anlamamıza yardımcı olduğundan bahseder. İlk kapı Kişisel Kayıplarımız. En tanıdık olanı da bu; sevdiğimizin birinin ya da bir şeyin kaybıyla gelen halimiz. En bilindik haliyle bu ölüm olabilir ya da eşin, işin, ilişkin,…
Devamı...Online Yoga Sınıfı
Mindful Yoga ile zihnini ve bedenini rahatlatmak istersen her Pazartesi 21.00’de online pratiklerde buluşuyoruz. Yin Yoga, somatik çalışmalar, nefes ve meditasyon ile birleşen derslerimizde her hafta buluşacağız. Detay bilgi almak istersen bana mesaj gönderebilirsin. Büyükada’da yüzyüze bire bir ve özel dersler için de kayıtlar başladı. Sen de yüzyüze pratiklere katılmak istersen hoş gelirsin…
Devamı...