Gelibolu, yıllardır gelmek isteyip de bir fırsatını yakalayamadığım bir yer… Vatanın nasıl savunulacağını dünyaya anlatan Gelibolu Savaşı’nın yaşandığı sokaklarda bugün geziyor olmak inanılmaz… Çanakkale sınırlarındaki Gelibolu, Çanakkale Boğazı’nın Marmara’ya açılan ağzına yakın ve kendi adını verdiği yarımadanın üzerinde kurulmuş tarihi milattan öncelere uzanan bir ilçe… Buraya geldiğimde çok heyecanlıydım ve her köşesini ayrı ayrı gezmek için sabırsızlanıyordum. İlk durak Gelibolu Feneri… Hamzaköy’e bakan yamaçta dönüyor fener… İzlediği manzaraysa muhteşem! Yanındaki parkta aldığımız kısa fotoğraf molasının ardından Bayraklı Baba Türbesi’ndeyiz. Hikayesi ilginç, bir kuşatma sırasında sancağı düşman eline geçmemesi için kılıcı ile…
Devamı...Etiket: YAZARKAFE
Yepyeni bir sporla tanıştım: Slackline!
Bir süredir takip ettiğim bir spor var: Slackline! Türkiye’de adı az duyuldu… Yurt dışında çılgınları var… Haftalardır takip ediyorum; bu sporu nerede yapılır? Ben nasıl deneyebilirim? Göründüğü kadar yapması da heyecanlı mı? Başarabilir miyim acaba? Küçük bir ilan gördüm slackline ile ilgili… Slackline diyorum çünkü Türkçeleştirilmiş bir karşılığına henüz rastlayamadım. Denge üzerine kurgulu kanımca bir nev’i ip cambazlığı… Araştırmaya başladım internetten; kaya tırmanışı yapanların boş vakitlerinde eğlence amaçlı tırmanış ipleri ile yaptıkları bir aktivite olarak doğuyor. Tırmanış iplerini iki merkeze bağlayıp arasından yürümek üstüne kurgulu bir spor… Bu iki ağaç…
Devamı...Karaköy’de bir vaha…
Serin bir ilkbahar akşamı… Karaköy’den Beşiktaş’a doğru yürüyoruz… Cadde üzerindeki dükkanların tamamı kepenklerini indirmiş… Gecenin karanlığı biraz da ürkütüyor aslında insanı… Sağa doğru uzanan birkaç ara sokağı geçiyoruz. Arkadaşım bir cafe olduğunu söylüyor buralarda, onun bir arkadaşı işletiyormuş. Bunca kapalı yerin arasında açık bir yer bulma “ümitsizliği” ile bu sokaklardan birine dalıyoruz… Gözlerimize inanamıyoruz! Üzeri asma yapraklarıyla kaplı bir sokak hayal edin… Yaprakların arasından sarkan lambaların sokağı aydınlattığı… Sakin bir müzik sesi duyuluyor derinden… Şık giyimli insanlar şemsiyelerin altında sigaralarını tüttürüyor. Köşedeki Karabatak Karaköy’de oturuyoruz. Hava soğuk ama yine de…
Devamı...Kamp Ateşi’ni Yedigöller’de Yaktık…
Kızımla uzun zamandır deneyimlemek istediğim bir aktiviteydi kamp… Mevsim itibariyle de tam zamanı dedik ve arkadaşlarımızı da kapıp, bunun için en güzel yerlerden biri olan Yedigöller’e doğru rotamızı belirledik. Birlikte ilk kamp deneyimimiz olacağından onun kadar ben de heyecanlıydım. Sabahın erken saatlerinde yaklaşık dört saat sürecek yolculuğumuz başladı. Bu yolculuğun ilk meyvesini ağaçlardan gökyüzünü göremediğimiz bir doğayla buluştuğumuzda almıştık bile. Gelir gelmez Nazlıgöl’ün hemen yanına çadırlarımızı kurduk. Matler, uyku tulumları da yerlerini bulduktan sonra, kızım ve arkadaşı gölün etrafında keşif turlarına başlamıştı bile. Biz de şehrin kaosundan kaçmış olmanın haklı…
Devamı...İskelet Müzesi, katedralleri ve huzurlu sokaklarıyla Kutna Hora!..
Bir kasaba düşünün… Dingin, akşamüstü oldu mu elin ayağın çekilip sokaklarında kimseciklerin kalmadığı… Ya da yamaçtan uzanan bir manzara düşünün mesela; küçük küçük evlerin olduğu, ağaçların arasından tren yolunun aktığı… Kasabanın tek oyun parkının salıncağında gökyüzüne doğru uçarken kahkahalarıyla renklenen çocuklar hayal edin… Katedraller, kiliseler, köprüler, heykellerle bezeli muhteşem bir tarihin adım mesafesinde olduğu ya da…. İşte Kutna Hora! Prag’a yaklaşık 1 saat uzaklıktaki Kutna Hora’ya giderken araç kiralamayı tercih ettiğimizden, yol üzerinde istediğimiz yerde durma fırsatı da yakaladık. Bu sayede aynı gün hem buraya hem de Terezin Toplama Kampı‘na da…
Devamı...Gökyüzünden merhaba! Paragliding…
Sonunda havanın yeterli ısıda, rüzgarın da uygun koşullarda olmasıyla paragliding, diğer bir deyişle yamaç paraşütü yapmak üzere Tekirdağ yollarındayız. Aslında hiç korku yok içimde ama atlayış pistine geldiğimde ne hissedeceğim bakalım? Buluşma yerinde toplanıyoruz bizim gibi atlamak için gelenlerle birlikte… Paraşütlerimizi minibüsün tepesine atıp zirveye doğru ilerliyoruz. Ve 625 metredeyiz… Uçacağız! Piste geldiğimizde eğitmenler bizimle eşleştiriliyor. Uçuş eğitmenim Vedat son hazırlıkları yapıyor. İpleri, ekipmanı ayrı ayrı kontrol ediyor. “Havalandıktan sonra dönüş yok!” diyor. Havada çekim yapmak üzere GoPro’yu nasıl kullanacağımı anlatıyor. Kask, emniyet kemerleri vücudumdaki yerlerini buluyor ve böylece uçuş güvenliği…
Devamı...