Anneler günü yaklaşıyor… Televizyonda reklamlar, vitrinlerde anımsatıcılar, her yer “anne” diye bağırıyor. Peki sizin içinizde bunun yankısı nasıl? Evet, bu durum farklı farklı birçok yası tetikliyor olabilir içinizde… Kaybettiğiniz mükemmel anneniz, çocuklarınızın annesi, çocuğunuzun kaybı, anne karnındaki kayıplarınız, anne gibi özel hissettiğiniz birinin kaybı, annenizi paylaştığınız kardeşinizin kaybı, evlat edinilmelerle ilgili yaşananlar ve veya bambaşka kayıplar… Mayıs ayındaki bu gün, belki de birçok insan için görünmez olmak istediği bir gün olabilir. Böyle zamanlarda kendimize yapılabileceğimiz en güzel şey özşefkat. Yaşadığın şey hiç de kolay değil. Kendine iyi davranman elbette ki…
Devamı...Etiket: BUSECE
Yasın Etrafında Büyümek
Dr. Lois Tonkin’in “Yasın Etrafında Büyümek” kuramından bahsetmek istiyorum bugün. Yasın hayatımıza entegrasyonu ile ilgili sunduğu bu farklı bakış açısı benim düşüncelerimle de çok uyumlu… Bu metaforda siyah top yası, kavanoz ise hayatı temsil ediyor. Yasla ilgili algımız, onun zamanla ufalık kaybolacağı yönünde. Gerçek hayata gelindiğinde ise yasımız hiç küçülmüyor. Topun büyüklüğü yaşam süresinde aslında hep aynı kalıyor ve hayatım onun etrafında şekillenmeye, genişlemeye başlıyor. Bu kabın genişleme hali işte bizim yas yolculuğumuz… Yasımız oralarda bir yerlerde hep olacak, sevgimiz, özlemimiz hep olacak… Ama biz zaman içinde yasımızı hayatımız etrafında entegre…
Devamı...“Hayır” diyebilmek, “Hayır”ı duyabilmek…
“Yapmazsam kızarlar, beni sevmezler, hiç nazikçe bir davranış olmaz, ben onlara nazik olursam onlar da bana olur… gibi gibi düşüncelerle ‘Hayır!’ diyemediğimizde her iki taraf da gönülden vermenin keyfini kaçırmış olur. İki tarafın da bunun bedelini bir şekilde ödediğini görebiliriz. Hala bağlantımızı korurken, gönülden alıp vermenin tadında “hayır” diyebiliriz. Peki “hayır”ı duymakta zorlanıyor muyuz? Reddedildik diye mi düşünüyoruz? Hayırların ardındaki evetleri duyarak bağlantıyı korumanın yollarını keşfetmeye ne dersiniz?” Bu başlığı sosyal medyada okuduğumda bir ses durdurdu beni… Düşündüm bir süre ve sonra kendimi bilgisayarımın başında buldum… Benim de son 6-7…
Devamı...Yas Eşlikçiliği nedir?
“Yas Eşlikçiliği”, yas sürecinde akarken ve yasını kendi tanımınca yaşarken sana yoldaş olmak, “hal”ine nazik, yargısız bir tavırla, yasına şahitlik etmenin yolculuğu… Önemli derecede derin dinleme pratiği içeren bir yolculuk… Yas eşlikçiliği, eskilerin “yarenlik” etmesi gibi desem belki de en yakın karşılığı bu olur. Ben de bir yas eşlikçisiyim. Yasına eşlik etmek isteyen kişilere yoldaşlık yapıyorum. Hepimizin yası “biricik”. Ve yasın doğası birçok duyguyu içinde barındırıyor. Üzüntü, sevinç, öfke… Eğer ki sen de bir yas sürecindeysen, içinde bulunduğun belki bambaşka hisler de var tam da şu anda… Bunların hepsi doğal,…
Devamı...Yasımız aslında çok aktif!
Yastayken en çok duygular konuşuluyor öyle değil mi? Keder, üzüntü, acı, pişmanlık, suçluluk, yalnızlık, öfke…. Eminim bu kelimeleri okurken sen de zihninde yenilerini ekliyorsundur. Bezen biri bazen birkaçı ile başbaşa kalıyorsun. Ama sadece bunlar mı yaşadıkların? Bunun yanında bedeninin de verdiği tepkiler olabilir. İştahının kesilmesi ya da artması, baş ağrısı, ishal, kabızlık, göğsünde sıkışma ya da boğazında düğümlenme hissi… Duyguların yanında bedensel olarak da sinyaller duyabilirsin bedeninden… Bu da yetmez bir de bilişsel tepkilerin de olabilir. Boşluk hissi yaşabilirsin mesela. Kolayca odaklanabildiğin şeye şimdi konsantre olman güç olabilir. Karar vermekte…
Devamı...Yası yaşarken sosyal normlar
Kültürümüzün kendimizce yas tutmamıza izin vermediği bir gerçek… Yas tutmayı çabucak aşıp devam etmemizi isteyen bir coğrafyada yaşıyoruz. Hatta süreyi de önümüze koyan ve dini bir öğreti de var; 7’si, 4o’ı, 52’si deniyor. Yas tutmamız için bize ayrılan sürenin 52 günde sonuna geliyoruz. Sonrasında yılda bir kere de seneye devriyesinde hatırla yeter gibi bir durum. Bugün, o hepimizin canını yakan depremin üzerinden geçen sürenin 40. günü… Her yerde “40.gün” ifadelerini gördükçe iğreti oluyorum. “Sanki süre doluyor, 52’sine de az kaldı, sonra unutacağız ya! Unutulmadan şunları da hatırlatayım” diye duyuyor benim…
Devamı...