3 Milyon 400 Bin Yıllık Doğal Tarih… Tokat Ballıca Mağarası!

Amasya, Çorum ve Tokat üçlemesinin en görülmeye değer yerlerinden biri de Ballıca Mağarası… Tokat’ın Pazar ilçesinden Akdağ’ın tepesine uzanan yolda… Yolu biraz kıvrımlı ama vardığınızda “değdi” demeniz kaçınılmaz… Dünyanın oluşum yönünden en zengin mağaralarından biri olarak kabul ediliyor Ballıca… Önce büyüklüğü ile etkiliyor insanı… İnilen onca merdivenle oluşturulan katlar arasında gezinti sizi başka bir dünyaya taşıyor. Su ve nemin hakimiyeti; içindeki sarkıtlar, dikitler, damlataşlar, havuzlar büyüleyici… Mağara 680 metre boyu, 94 metre yüksekliğiyle heyecan verici… Ziyarete açık alanlarının yanı sıra bir o kadar da kapalı alanı mevcut; düşünün büyüklüğünü… Mağara içindeki sıcaklığın yaz kış 18 derece civarında…

Devamı...

Karaköy’de bir vaha…

Serin bir ilkbahar akşamı… Karaköy’den Beşiktaş’a doğru yürüyoruz… Cadde üzerindeki dükkanların tamamı kepenklerini indirmiş… Gecenin karanlığı biraz da ürkütüyor aslında insanı… Sağa doğru uzanan birkaç ara sokağı geçiyoruz. Arkadaşım bir cafe olduğunu söylüyor buralarda, onun bir arkadaşı işletiyormuş. Bunca kapalı yerin arasında açık bir yer bulma “ümitsizliği” ile bu sokaklardan birine dalıyoruz… Gözlerimize inanamıyoruz! Üzeri asma yapraklarıyla kaplı bir sokak hayal edin… Yaprakların arasından sarkan lambaların sokağı aydınlattığı… Sakin bir müzik sesi duyuluyor derinden… Şık giyimli insanlar şemsiyelerin altında sigaralarını tüttürüyor. Köşedeki Karabatak Karaköy’de oturuyoruz. Hava soğuk ama yine de…

Devamı...

İskelet Müzesi, katedralleri ve huzurlu sokaklarıyla Kutna Hora!..

Bir kasaba düşünün… Dingin, akşamüstü oldu mu elin ayağın çekilip sokaklarında kimseciklerin kalmadığı… Ya da yamaçtan uzanan bir manzara düşünün mesela; küçük küçük evlerin olduğu, ağaçların arasından tren yolunun aktığı… Kasabanın tek oyun parkının salıncağında gökyüzüne doğru uçarken kahkahalarıyla renklenen çocuklar hayal edin… Katedraller, kiliseler, köprüler, heykellerle bezeli muhteşem bir tarihin adım mesafesinde olduğu ya da…. İşte Kutna Hora! Prag’a yaklaşık 1 saat uzaklıktaki Kutna Hora’ya giderken araç kiralamayı tercih ettiğimizden, yol üzerinde istediğimiz yerde durma fırsatı da yakaladık. Bu sayede aynı gün hem buraya hem de Terezin Toplama Kampı‘na da…

Devamı...

Nazım’ın ruhuyla Kavarna Slavia!..

Kavarna Slavia’dayım… Benim için anlamı bir başka… Çok sevdiğim şair Nazım Hikmet’in burada yaşadığı süreçte şiirlerinin bir bölümünü bu gotik kafede yazdığı söyleniyor çünkü… Narodni Caddesi’nin tam köşesinde 1881 ‘den beri var Kavarna Slavia. Yorucu bir günün ardından otele gitmeden evvel uğrayıp, hem o dillere destan ambiansını yaşamak istiyorum hem de leziz tatlılarını damağımda dolaştırmak… Aslında saat 21.00’u geçtiğinden biraz da kaygı var içimde açık mı acaba diye… Dışarıya vuran piyanonun tınılarını duymak rahatlatıyor beni… İçeriye adımımızı attığımızda büyük bir sürpriz bizi bekliyor. Notalar bizim çok da aşina olduğumuz “Katibim”i çalıyor!…

Devamı...

Gökçen Atamgüç ile beyne ve ruha masaj yapmaya ne dersiniz?

Şans eseri tanıştık Origami Eğitmeni Gökçen Atamgüç ile… İş yerime gelen bir telefon belki bugünkü dostluğun başlangıcı oldu…. Nasıl mı? Gökçen Hanım beni aradı bir gün… Dedi ki “Origami ile ilgileniyorum acaba ortak bir çalışma yapabilir miyiz?” Hepimizin, her gün karşılaştığı diyaloglardan biriydi belki ama bizimki pek öyle olmadı. Uzun uzun konuştuk telefonda, sonra yazışmaya başladık geçen bir yılı aşkın süreçte. Evet biz ortak bir çalışma yapamadık belki ama daha tanımadan bir sevgi oluşmuştu aramızda… Bugün kendisi ile tanıştığımda sanki yıllardır bir arada gibiydik. Ama hala sormak istediklerim vardı O’na……

Devamı...

Çocukluğum, Anılarım, Benim Hayallerim..

Doğduğum yer Şifa Sokak’tayım bugün… Bilen bilir önemini benim için… Heyecanlanırım her önünden geçerken… Çocukluğum, anılarım, kurduğum ilk hayaller gelir aklıma… Moda’nın eşsiz çıkmazlarından biri olan Şifa Sokak’ta büyüdüm. O sokakta büyüyen her çocuk gibi “sokak çocuğuyum” ben… Cümleye “Bizim zamanımızda” diye en sevmediğim başlangıcı yapacağım ama… Bizim zamanımızda “sokağa çıkmak” diye bir kavram vardı. Sabah kahvaltıdan sonra çıkılır, sadece yemek için eve girilir öğlen, akşam yemekten sonra tekrar atardık kendimizi dışarıya… Çıkmaz sokaklarda herkes tanır birbirini… Bırak sadece orada yaşayan insanları tanımayı her evi, her evin içindeki duyguları bile…

Devamı...