Hollanda’nın kasabalarını gezerken kendine en çok hayran bırakan yer Marken oldu… Mütevazı, huzur dolu, keyifli bir balıkçı kasabası burası…
Marken aslında bir ada… Amsterdam’dan direkt gelenler için otobüs ile (315 no) ile karadan ulaşımı da olmasına karşılık, biz Volendam üzerinden geldiğimizden Marken’e deniz yolu ile geçmeyi tercih ettiğimiz için Volendam-Marken Express’ini kullandık. Yaklaşık 20 dakikalık bol iyot kokulu yolculuk sonrası Marken’e varmıştık. Yolculuk oldukça yavaş bir seyirle geçti ve daha yanaşırken rıhtıma beni seveceksin diye bağırıyordu Marken…
Sahilde sınırlı sayıda hediyelik eşyacılar, kafeler ve restaurantlar var. Limanda yürüyüşümüzün ardına hiç vakit kaybetmeden sokaklarına daldık tabii. Nasıl güzel bir yer burası… Köprülerle bağlanan sokakları, bahçe içindeki evlerinde kendileri için küçük vahalar yaratmışlar sanki… Tek sorunları bahçedeki çiçeğin bu yıl açmamış olması izlenimini veren insanları ile sonsuz huzurlu görünüyorlar… “Her gittiğimiz kasabada bu kadar huzur fazla değil mi?” demekten kendimizi alamamamız da enteresan tabii…
Buranın sakinliği bulaşıcı sanırım. Hani turist olarak bir yerleri gezerken zaman kısıtlıdır hep bir koşturursun ya da kalbin koşturur “hiç bir yeri kaçırmayayım” kaygısıyla ya; burayı gezerken yavaşladım ben de… Durdum köpekle konuştum, Monument Watersnood‘da 1916’dan kalma kalıntılara tek tek baktım, minicik müzesine şaşırdım, renklere, yeşilinin tonlarına baktım tek tek… Sırf fotoğraf kadrajına sığanlarla hatırlamak istemedim Marken’i… Belki de bundan fotoğraf makinesinin önünde sanırım hiç pozum yok…

Otobüs durağına giderken kasabanın çıkışında yer alan Wooden Shoe Factory‘ye uğramayı atlamadık. Amsterdam’ın her noktasında birçok çeşidini gördüğüm Clog denilen meşhur tahta ayakkabılarını satan bir dükkan burası… Burası aynı zamanda imalatını da yapıyor bu ayakkabıların. Girişinde bir ayakkabı ağacı ve kocaman bir clog bizi karşılıyor. İçerisi rengarenk, model model tahta ayakkabılarla dolu… Bu ayakkabıları köylüler tarlalarda ve ahırlarda kullanıyorlarmış, tahta olmasından dolayı su geçirmez özelliği varmış… Bunun yanında en önemli özelliğiyse, sağlam ve tahtadan üretildiklerinden, ahırda veya tarlada hayvanlar ayaklarına bastıklarında ayaklarının zarar görmesini engelliyorlarmış…
Marken dar yolları, şirin, küçük ve bakımlı evleri, kanalların üzerindeki taş köprüleri ile görülmeye değer bir güzellik…
Amsterdam’dan Marken’e nasıl gidilir?
Biz, Edam–Volendam–Marken–Monnickendam rotasını aynı gün gezmeyi planladığımız için toplu taşımayı tercih ettik. Yolculuğumuza 316 numaralı otobüsle başlayıp Edam ve Volendam’ı gezdikten sonra Volendam–Marken Express feribotu ile Marken’e geçtik. Dönüşte ise 315 numaralı otobüs ile Amsterdam’a döndük. Bu rota hem pratik hem de keyifliydi.
2026 Güncellemesi: Amsterdam ile Marken, Volendam ve Edam arasında ulaşım sistemi yıllar içinde değişebiliyor. Güncel otobüs hatları, bilet seçenekleri ve feribot saatlerini seyahatten önce resmî EBS ve Volendam–Marken Express web sitelerinden kontrol etmeni öneririm.
Bu yazı ilginizi çektiyse bunları da okumak isteyebilirsiniz;
Üçgen çatılı balıkçı kasabası: Volendam
Begijnhof… Amsterdam’ın kalbindeki huzur bahçesi
Amsterdam’da otelde kalmak zorunda değilsiniz!





