Dördüncü mevsimi geçiriyoruz Ada’da… Buralı olmak 17’li yaşlardaki hayalimdi… 20’li yaşlarımda artık kendi evime çıkma aşamasına gelmiştim ki, İstanbul’da büyük deprem oldu… Adalardaki evler güvensiz söylentileri ile birlikte benim hayal tam da ucuna gelmişken puff deyip uçtu, gitti… Sonra mı? Sonrasında “bilgili turist” oldum. Beyaz yakalı dönemimde bankada bir sunum mu yapmam gerekiyor? Koş Ada’ya, vur kendini ormana, yap provalarını… Doğum günü kutlaması mı var? Ara Burgaz’da sevdiğin balıkçıyı, çek iyotu, ye güzel mezeleri… Keyifsiz miyim? Al kitabını, atla vapura, yayıl ağaçlardan birinin altına… Yaz-kış fark etmez ama favorin ne dersen kışın…
Devamı...Etiket: BLOGGER
Begijnhof…Amsterdam’ın kalbindeki huzur bahçesi
Bir yeri turla gezmenin avantajları da var, dezavantajları da… Turlar armut piş ağzıma düş açısından pek güzel… Ama birilerinin sürelerine bağlı kalmanın çok da hoşuma gittiğini söyleyemeyeceğim. Amsterdam’ı gezerken saat, mekan bağımlılığım olmadan, üstüne tek gezmenin avantajlarını da pek bir güzel oldu… Cenk’in işe gömüldüğü sıralarda ben de Amsterdam sokaklarını yürüyerek keşfetmenin keyfini yaşıyordum… Yok merak etmeyin onu ihmal etmedim elbet… Gün içinde nereyi en çok beğendiysem akşam iş çıkışı oraya birlikte tekrar gittik… Sokak aralarında en en sevdiğim yerlerden biri de Begijnhof oldu… Begijnhof, Amsterdam’ın en önemli tarihi avlularından biri.…
Devamı...Hayran kaldığım sahil kasabası Marken…
Hollanda’nın kasabalarını gezerken kendine en çok hayran bırakan yer Marken oldu… Mütevazı, huzur dolu, keyifli bir balıkçı kasabası burası… Marken aslında bir ada… Amsterdam’dan direkt gelenler için otobüs ile (315 no) ile karadan ulaşımı da olmasına karşılık, biz Volendam üzerinden geldiğimizden Marken’e deniz yolu ile geçmeyi tercih ettiğimiz için Volendam-Marken Express’ini kullandık. Yaklaşık 20 dakikalık bol iyot kokulu yolculuk sonrası Marken’e varmıştık. Yolculuk oldukça yavaş bir seyirle geçti ve daha yanaşırken rıhtıma beni seveceksin diye bağırıyordu Marken… Sahilde sınırlı sayıda hediyelik eşyacılar, kafeler ve restaurantlar var. Limanda yürüyüşümüzün ardına hiç…
Devamı...Saraybosna’nın Yeşil Kalbi… Vrelo Bosne Parkı…
Vrelo Bosne Parkı, Saraybosna seyahatini planlamaya başladığım anda listeme eklediğim ilk yerlerden biriydi. İgman Dağı’nın eteklerinde yer alan ve Bosna Nehri’nin kaynağını oluşturan bu doğal park, yemyeşil yürüyüş yolları, göletleri ve huzurlu atmosferiyle şehrin en güzel kaçış noktalarından biri. Saraybosna’daki son günümüzde Umut Tüneli ve Vrelo Bosne Parkı’nı aynı gün içinde görmek istedik. Tünelin de hüzünlü bir yer olduğunu bildiğimizden önce Tünel’e sonra da parkta soluklanmaya karar verdik. Doğru da bir planlama olduğunu söyleyebilirim. Çünkü sabah açılış saatinde Tünel’deydik… Öğle saatlerinde de parkın tadına varıp günümüzü Başçarşı’da tamamladık… Gelelim Vrelo…
Devamı...Yazın serin sporu; Sansarak Kanyonu’nda trekking…
Yazın sıcağı iyice kendini gösterirken alternatif bir hafta sonu için önerim var… Hem diyorum ki; içinde spor olsun, keyif olsun, adrenalin olsun, yeşilin gölgesi olsun, suyun serinliği olsun… Daha ne olsun öyle değil mi? Sansarak Kanyonu’nda trekking yapmak üzere doğasever bir grupla beraber sabahın erken saatlerinde yollardayız. Kanyon, Bursa’ya bağlı İznik ilçesine yakın bir konumda bulunuyor. Başlangıç noktamız Gürmüzlü Köyü çıkışı… Burada kıyafetlerimizi, yanımıza alacağımız çantayı ortama uygun hale getiriyoruz. Parkurun büyük bir bölümünü su içinde geçireceğimizden yanımıza alacaklarımız konusunda dikkatli olmamız gerekiyor. Mesela elektronik eşyalar… Ya su geçirmez özel…
Devamı...İstanbul’a yakın nefes kaynağı… Karaca Arboretumu…
Yaz planları başladı… Eğer siz de benim gibi İstanbul’dan arabanıza atlayıp yola çıkanlardansanız Bodrum, Çeşme, Marmaris derken, ilk molanızı vereceğinizi yeri söylüyorum; Karaca Arboretumu… TEMA Vakfı Kurucu Onursal Başkanı Hayrettin Karaca’ya ait olan bu yeşil cennet Türkiye’nin ilk özel arboretumu olma özelliğini taşıyor. Fide satışlarının da yapıldığı mekana girdiğimizde bizi karşılayan görevli buranın aslında Hayrettin Karaca’nın kendi evi olduğunu söylüyor. Hatta gittiğimiz gün de kendisi oradaymış… Arboretum da O’nun yıllardır emekle yetişmelerini izlediği bitkilerinin yer aldığı bahçesi… Giriş için ufak bir ücret ödedik ve sonrasında bize eşlik edecek rehberle birlikte bu muhteşem…
Devamı...