İstanbul’a yakın nefes kaynağı… Karaca Arboretumu…

Yaz planları başladı… Eğer siz de benim gibi İstanbul’dan arabanıza atlayıp yola çıkanlardansanız Bodrum, Çeşme, Marmaris derken, ilk molanızı vereceğinizi yeri söylüyorum; Karaca Arboretumu… TEMA Vakfı Kurucu Onursal Başkanı Hayrettin Karaca’ya ait olan bu yeşil cennet Türkiye’nin ilk özel arboretumu olma özelliğini taşıyor. Fide satışlarının da yapıldığı mekana girdiğimizde bizi karşılayan görevli buranın aslında Hayrettin Karaca’nın kendi evi olduğunu söylüyor. Hatta gittiğimiz gün de kendisi oradaymış… Arboretum da O’nun yıllardır emekle yetişmelerini izlediği bitkilerinin yer aldığı bahçesi… Giriş için ufak bir ücret ödedik ve sonrasında bize eşlik edecek rehberle birlikte bu muhteşem…

Devamı...

Nesin Matematik Köyü’nde Ağustos böcekleri eşliğinde eğitim!

Şirince’ye herhalde 5-6 kere gitmişimdir. Ama bu son gidişimde hiç uğramadığım bir durak vardı planlarımız içinde… Matematik Köyü… Nesin Matematik Köyü, Şirince merkezine geldiğinizde soldan hemen dar ve biraz da bozuk olan yoldan girince yaklaşık 1 km kadar uzakta sizi bekliyor. Önce yemyeşil doğanın sesi size karşılıyor… Kimse size “ne işin var burada, kimsin, kimlerdensin” demiyor. Arabamızı park edip köyü gezerken yüzümüzde tek bir ifade var, o da şaşkınlık!.. Girişteki ormanlık alana yayılmış onca çadır dikkatimizi çekiyor önce. Köyün içini gezerken muhtarlık binası ve kapısında koğuş ibareli odaları görüyoruz. Açık…

Devamı...

Ödüllere doymayan yönetmen… Can Kılcıoğlu…

Kısa Film Atölyesi’ne katılmıştım uzun bir süre önce… Can Kılcıoğlu… Eğitmenimiz, yönetmenimiz… 2 ay boyunca yüzündeki gülümsemeden hiç ödün vermeden, zaman elverdiğince bütün bilgi birikimini aktaran Can… Atölye çalışmasının sonunda da kısa metrajlı bir film çektik…Bu fotoğraf da tüm günün yorgunluğu üzerine bir kare… Senaryo, kostüm, ışık, kamera, oyuncu hepsi bize aitti… Uzun bir zamandır sizin de O’nu yakından tanımanızı istiyordum ve nihayet röportajı bahane edip bir araya gelebildik. Ne de iyi ettik, bir sürü yeni projesi varmış hayatında… Ve neden bilmiyorum o anlattıkça ben heyecanlanıyorum. Öyle bir enerjisi var ki sanki…

Devamı...

“İki Satır” karalamaya ne dersiniz?

Geçen sene tanıştım İki Satır’ın kartpostalları ile… Üzerinden bir yıl geçmiş ve şimdi girdiğim birçok kitabevinde bu kartları görmek beni öylesine mutlu ediyor ki; sanki kartlarda kendimi görüyorum 🙂 Konu yazmak olunca heyecanlanıyorum sanırım… Yeni yıla yaklaştığımız şu günlerde eminim sizin de arkadaş sohbetlerinizde “Nerede karşılayacaksın yeni yılı?”, “Ona ne hediye alacaksın? soruları havada uçmaya başladı bile. Hediye almak elbet herkesi mutlu eder… Ama benim için önemli olan hediyenin yanında yazılan iki satır yazıdır… Hediyeler eskiyebilir, atılabilir ama saklıyorsanız eğer yazılar hep kalıcıdır. Siz de benim gibi düşünüyorsanız eğer haydi buyrun o zaman……

Devamı...

Yeni bir heyecanım var! Makronot…

Yuppi! Yaklaşık dört ay süren altyapı çalışmalarımız sonucunda Makronot‘u açtık… Birçoğumuzun heyecanla beklediği yepyeni bir web sitemiz var! Busece’de “Hakkımda Birşeyler” bölümünü okumuşsunuzdur diye tahmin ediyorum. Büyük iki bankanın kurumiçi iletişim birimlerini kurarak, geliştirmek adına uzun yıllar çalışmalar yaptım. Amacım çalışma hayatının dışındaki dünyayı içeriye alarak çalışma hayatı ile sosyal hayat arasında bir köprü görevi görmekti. Güzel de işler çıkartık ekibimle… Yaptığımız etkinliklerden biri de seminerler düzenleyerek çalışanlarımızı her konuda bilinçlendirmekti ve yüze yakın organizasyonun her adımının başındaydım o zamanlar… Şimdi ise, ben iş hayatımda yaşadığım tecrübelerimi ve beklentilerimi masaya koydum.…

Devamı...

Pera Palace’ın gizem dolu odalarında kızımın hayallerine yürürken…

Hepimizin ölmeden evvel yapacaklarımız üzerine bir listesi var ya… Kızımınki de yavaş yavaş oluşuyor. Ve uzun bir süredir listenin ilk sırasında yer alan tek bir şey var ki işte o da bu yazının konusu… Beren, serisinin dördüncüsüne geldiği Delal Arya’nın Pera Günlükleri isimli polisiye bir çocuk romanı okuyor. Bu romanla birlikte de Pera Palace’a gidip Agatha Christie’nin odasını görmek en büyük hayali oldu… İlk önceleri şöyle bir sohbet geçiyordu aramızda: “Anne, Pera Palace diye bir otel var mı?” “Var, Berencim…” “Orada Agatha Christie’nin bir odası varsa ne yapıp edip bir…

Devamı...