Kadıköy’de kahvenin kalbi Dört Kadıköy’de atıyor!

İstanbul’un o hengamesinden kaçıp sakin bir durak mı arıyorsunuz? Taze kavrulmuş çekirdeklerden hazırlanan bir kahve mi istedi canınız? Ya da haftanın yorgunluğunu bir Cuma akşamı keyifli bir etkinlikle mi atmak tercihiniz? Yoksa daha sayamadığım sorularınız için “hepsi” mi yanıtınız? O zaman evet doğru yerdesiniz… Dört Kadıköy… Kadıköy’ün tercih edilen mekanları arasında yerini alarak 1 yılı aşkın süredir Moda’da keyif severleri buluşturuyor. Dört kişi, 2 çiftler yola çıkış noktalarında… Onun için de adı Dört Kadıköy… Bu dörtlüden Neylan ile keyifli bir sohbet gerçekleştirirken, yol arkadaşı Fahri de barista olarak bize kahveden aromatik çaylara, oradan muzlu smoothie lere enfes lezzetleri maharetli elleri ile sunuyor bize… Özellikle sokak…

Devamı...

Grand Slam Unvanlı 7 Kıtada 7 Ultra Maraton Koşucusu Alper Dalkılıç…

Bankada çalıştığım dönemlerde kurduğum Fotoğrafçılık Kulübü’nün çalışma grubundaydı Alper Dalkılıç. Belki bir çoğunuz ultra maraton koşucusu olarak tanıyor O’nu ama… O iyi bir bir sporcu olduğu kadar, fotoğrafçı, yakın zamana kadar iyi bir bankacı, yeni evli, doğa sever, hayvan sever, sosyal sorumluluk sahibi biri… Adı neden her yerde bağrılmıyor henüz bilmiyorum ama onunla yaptığım röportajı okuduğunuzda sizin de O’nunla gurur duymaktan kendinizi alamayacağınızı biliyorum. Busece: Yıllarca kurumsal hayatla eşanlı olarak yürütmeye çalıştın spor hayatını. Şu an kendi yolunda emin adımlarla ilerlediğini keyifle takip ediyorum. Ama iyi ki o hayatı yaşamışız…

Devamı...

Dönüşüm senin ellerinde…

Yaklaşık beş yıldır evimde geri dönüşümleri ayırıyorum. Artık öyle bir hale geldim ki bir şişeyi çöpe atmak zorunda kalsam içim titriyor. Mutfağımın balkonunda mevcut çöp kutumun neredeyse 3 katı hacminde geri dönüşüm atıklarını biriktirdiğim bir çöpüm daha var. Her türlü cam, plastik, metal ve kağıt atığı bu kutuda biriktiriyorum; dolduğunda da yallah sokaklardaki kumbaralara… Neden mi? Çünkü; cam şişenin doğada 4.000, plastiğin 1.000, alüminyumun 100, gazetenin 1 yıla yakın sürelerde yok olduğunu hepimiz biliyoruz. Durum böyle olunca da yüreğim el vermiyor doğayı kendi ellerimle rezil etmeye… Kapaklar hepimizin malumu!… Onların da…

Devamı...

Amerika Vizesi | İlk Deneyimim ve 2026 Güncellemesi

Çılgın bir yolculuk için kolları sıvadık… Tam bir “yol” hikayesi… Route 66! İlk adım Amerika vizesi almak… Herkes korkutuyor, almak zor, iki dudaklarının arasında, interneti karıştırırken şöyle yap, böyle konuş önerileri… Tüm olan biteni anlatayım olsun bitsin… İlk başta Schengen vizesi için gereken evrakları internetten buldum ve başladım toplamaya… Amerika Konsolosluğu bunların hiçbirini istemiyor ama gelebilecek herhangi bir soruya karşı red yemeden göstermeniz adına yanınızda olmasında fayda var. Sonra konsolosluğun web sayfasını gözden geçirmeniz gerekiyor. Mesela fotoğraf için istenen ölçüler sitede belirtiliyor. Başvurunuz sırasında sisteme fotoğrafınızı gömdüğünüz için fotoğrafçınızdan .jpeg halini size mail olarak göndermesini isteyin…

Devamı...

3 Milyon 400 Bin Yıllık Doğal Tarih… Tokat Ballıca Mağarası!

Amasya, Çorum ve Tokat üçlemesinin en görülmeye değer yerlerinden biri de Ballıca Mağarası… Tokat’ın Pazar ilçesinden Akdağ’ın tepesine uzanan yolda… Yolu biraz kıvrımlı ama vardığınızda “değdi” demeniz kaçınılmaz… Dünyanın oluşum yönünden en zengin mağaralarından biri olarak kabul ediliyor Ballıca… Önce büyüklüğü ile etkiliyor insanı… İnilen onca merdivenle oluşturulan katlar arasında gezinti sizi başka bir dünyaya taşıyor. Su ve nemin hakimiyeti; içindeki sarkıtlar, dikitler, damlataşlar, havuzlar büyüleyici… Mağara 680 metre boyu, 94 metre yüksekliğiyle heyecan verici… Ziyarete açık alanlarının yanı sıra bir o kadar da kapalı alanı mevcut; düşünün büyüklüğünü… Mağara içindeki sıcaklığın yaz kış 18 derece civarında…

Devamı...

Karaköy’de bir vaha…

Serin bir ilkbahar akşamı… Karaköy’den Beşiktaş’a doğru yürüyoruz… Cadde üzerindeki dükkanların tamamı kepenklerini indirmiş… Gecenin karanlığı biraz da ürkütüyor aslında insanı… Sağa doğru uzanan birkaç ara sokağı geçiyoruz. Arkadaşım bir cafe olduğunu söylüyor buralarda, onun bir arkadaşı işletiyormuş. Bunca kapalı yerin arasında açık bir yer bulma “ümitsizliği” ile bu sokaklardan birine dalıyoruz… Gözlerimize inanamıyoruz! Üzeri asma yapraklarıyla kaplı bir sokak hayal edin… Yaprakların arasından sarkan lambaların sokağı aydınlattığı… Sakin bir müzik sesi duyuluyor derinden… Şık giyimli insanlar şemsiyelerin altında sigaralarını tüttürüyor. Köşedeki Karabatak Karaköy’de oturuyoruz. Hava soğuk ama yine de…

Devamı...