Viyana… Sanatın her sokakta bas bas bağırdığı şehir… Ama sanatı yaşattıkları yer sadece opera ya da bale ile de sınırlı değil… Damak lezzetlerini de sanata bulamışlar tüm tadıyla… Daha önce Viyana ile ilgili yazdığım farklı bir yazımda gidip schnitzel yemeden dönmek ayıp olur demiştim ve bunun için tek adres olan Figlmuller‘den bahsetmiştim… Şimdi de üzerine şöyle güzel bir tatlı yiyelim o zaman hem de en çikolatalısından, tam benlik… Hotel Sacher’in bu dillere destan Sachertorte’nin tarihi 1932’li yıllara uzanıyor. Durum böyle olunca bir hikayesi var tabii ki… Anlatılana göre, Avusturyalı Prens…
Devamı...Etiket: BUSECE KARELER
Yarı yıl tatiline alternatif Zürafalı Müze…
Arayıl tatiline girmişken İstanbullu olarak çocuğunuzu götürmediyseniz eğer, İstanbul Oyuncak Müzesi‘ne mutlaka uğrayın derim! Sadece çocuğunuz için değil tabii… En başta içinizdeki çocuk için oranın havasını koklamalısınız… Gitmeyenlere biraz hikayesinden bahsedeyim.. 2005 yılında şair, yazar Sunay Akın tarafından kuruldu İstanbul Oyuncak Müzesi… Oyuncakların burada yerini alması yaklaşık 20 yıllık bir emeğin sonucu… 40’ı aşkın ülkedeki antikacılardan ve açık arttırmalardan satın aldığı oyuncaklarla kurmuş bu güzel müzeyi… Uzman eller de dekorunu gerçekleştirince herşey tamam olmuş… Sunay Akın ile karşılıklı yaptığımız sohbetler sonucu kendimi sorguladığım hatta hayatla ilgili verdiğim bazı kararları değiştirdiğim bile olmuştur… Onun için benim için özel…
Devamı...“Tanzanya Günlüğü” söyleşilerimizin ilki gerçekleşti…
Özü Buluş olarak nitelendirdiğim Tanzanya Büyük bir heyecanla beklediğim “Tanzanya Günlüğü” söyleşilerimizin ilki Cuma akşamı Dört Kadıköy’de gerçekleşti. Mekandaki tüm sandalyeler doluydu, ne mutlu bana 🙂 Beni heyecanlandıransa, gerek bloglarını takip ettiğim kişilerle yüzyüze tanışmak, gerekse Mersin’de yaşamasına rağmen sırf bu söyleşiye katılabilmek için İstanbul’daki toplantısını bu organizasyon gününe denk getiren özel insanlarla beraber olmak çok güzeldi. En güzeliyse ben anlatırken, heyecanımı sanki yaşıyormuşçasına paylaşan o güzel insanların gözlerindeki ışıltıydı… Önümüzdeki dönemde söyleşilerimiz devam ediyor olacak… Bu bilgi de; beni arayıp bir sonraki sunumunuz ne zaman olacak diyenler içindi… Takvimleri belirlendikçe sizlerle detaylarını paylaşıyor olacağım 🙂 Bir…
Devamı...Buse Agnaday ile Tanzanya Günlüğü
15 Ocak Cuma 19.30’da “Tanzanya Günlüğü” söyleşime sizleri de beklerim 🙂 Birçoğunuz biliyor… Geçtiğimiz Mayıs ayında Tanzanya’ya bir seyahat gerçekleştirirdik. Doğa ile iç içe, sadece vahşi yaşamı gözlemleyeceğimizi düşünürken bir tatilden çok hayatımın en büyük tecrübesine dönüştü. Sadece safari veya doğal yaşam ile sınırlı kalmayarak, kişisel farkındalık, kültürel yaşam ve döngü üzerine sohbet edeceğimiz bu etkinlikte, sizleri Tanzanya’dan daha uzaklara götüreceğime inanıyorum. Afrika’yı ve oranın şartlarını biraz daha yakından tanımak; heyecanlı maceralarımıza ortak olmak isteyen herkesi 15 Ocak Cuma günü saat 19:30’da Dört Kadıköy’e bekliyorum. Facebook’taki etkinlik sayfamıza “Gidiyorum” diye tıklamayı da ihmal etmeyin ki; sonra…
Devamı...Tarihten Bugüne Edirne…
İstanbul’da oturup bu hafta sonu nereye gitsem diyenlerdenseniz tarihi dokusu, yemekleri, doğal güzellikleri ile Edirne sizi çağırıyor. Şehre girdiğinizde daha yoldan görünen minareleri ile Selimiye Camii “Gel ilk beni ziyaret et” diyor sanki. Mimar Sinan’ın ustalık eseri olarak anılan camiinin bahçesini, avlusunu, içini dakikalarca hayranlıkla dolaştık. Kubbesi, minareleri ve iç süslemeleri ile Selimiye Camii’nin hangi noktasına bakarsanız bakın ayrı bir mimari düşüncenin eseri… Belki de bu ve daha fazlası neticesinde o bir “Dünya Mirası”… Selimiye Camii’nin hemen alt bölümünde konumlandırılan Arasta bugün de hala hareketli… Yöresel sabunlara, Edirne’ye has tekstil ürünlerine ya da hediyelik eşyalara burada…
Devamı...Korkarken eğlenmek mümkün mü?
Korkarken eğlenmek mümkün mü? Kesinlikte evet! Belki bir çoğunuz şu popüler korku evlerinden birine girip çıktınız ama ben ilk defa deneyimledim yakın zamanda… Ve korkudan hiç bu kadar eğlenmemiştim… Eve geldiğimizde hala kahkaha atıyordum. Yanlış anlamayın kurguyu değil, oradaki kendimize… İstanbul’da 120 civarında kaçış evi olduğunu öğreniyoruz. Biz de ilk deneyimimizi Kadıköy’deki Kaçan Kaçana için kullandık. Ve çıktığımızda doğru bir yerden başladığımızı görmek de ayrıca keyif vericiydi. Aslında burayı tercih edişimiz de ilginç oldu. Şans eseri o sokaktan geçerken, uğrayıp kendimizi ev sahipleriyle oturup sohbet ederken bulduk. Kızları da bahçedeydi o sırada.…
Devamı...