Çay Tarlaları ve Ella Treni

Nuwara Eliya'daki Kingwood Tea Factory

Dünkü Sigiriya tırmanışı beni oldukça yormuş. Sabah kalktığımda hala üzerimde 🙂 Neyse ki bugünün biraz daha sakin geçeceğini düşünüyorum.

Kandy’den erken saatlerde ayrılıp Nuwara Eliya’ya doğru yola çıkıyoruz. Muson ara ara kendini gösteriyor yol boyunca… Şehirden çıkarken üniversitenin olduğu bölgeden geçiyoruz. Oldukça geniş ve yemyeşil bir alana yayılmış bir kampüs. Öğrencilere bakarken bizim üniversitelilerimiz geliyor aklıma. Bizde kimi üniversitelerde okula giderken kombinler yapılırken burası hiç öyle değil. Çok daha sade bir halleri var öğrencilerin. Ben bunları düşünürken sağlık sektöründe çalışan bir profesörün bizdeki karşılığı ile en fazla 45.000TL-50.000TL arasında kazandığını duyuyor kulaklarım; ben susuyorum, yorumu siz yapın…

Rakım yükseldikçe zaten yeşil olan Sri Lanka daha da yeşillenmeye başlıyor. Benim de kalbim daha çok nefes alıyor sanki. Bir süre sonra dağların yamaçlarında çay tarlaları görünmeye başlıyor. Beren’in tabiriyle “Palmiyeli bir Karadeniz”. Gerçekten de, her zaman söylerim Karadeniz’in yeşili bir başka diye, hatta geçen sene gittiğimde tekrar hayran kalmıştım Artvin’e… Burada da benzer hislerle şükrediyorum yine yeşilin her tonuna…

Nuwara Eliya’nın Çay Tarlaları

Yükseldikçe manzara değişiyor. Hava serinliyor, sis başlıyor ve çay tarlaları her tarafı sarmaya başlıyor. Kasım 2025’da Ditwah Kasırgası vurmuş Sri Lanka’yı. Bunun sonucunda Nuwera Eliya bölgesinde de ciddi toprak kaymaları yaşanmış. Düşen taşlardan daralan yollar, yollarda yamaca doğru çökmelerle yaşadıkları bu afetin izlerini hala taşıdıklarını görmek üzdü beni.

Nuwara Eliya, Sri Lanka’nın yüksek rakımlı çay bölgelerinden biri. Buradaki serin ve sisli hava da çayın yetişme koşullarını etkiliyor tabii…

Yol üzerinde bir çay fabrikasına uğradık. Bizim gittiğimiz yerin adı, Kingwood Tea Factory. Hem yeşillikler içinde bir otel hem de bir üretim fabrikası… Çayın nasıl toplandığını, işlendiğini ve farklı çayların nasıl ortaya çıktığını çok da güzel anlattılar bize.

Nuwara Eliya'da çay üretimi ve çay yaprakları

Belki biliyorsundur ama, siyah ve yeşil çay aslında aynı bitkiden elde ediliyor. Aralarındaki farkı işlenme biçimleri yaratıyor. Beyaz çay da ayrı bir bitki değil; daha genç tomurcuk ve yapraklardan elde ediliyor. Taze üst yapraklar elle toplanıyor ve bu da onları daha değerli kılıyor. Sonrasında kurutma, işleme ve eleme aşamaları geliyor. Yaprakların büyüklüğüne göre de çayın sınıfı değişiyor. Daha küçük parçalar ve çay tozu ise genellikle poşet çaylarda kullanılıyor. Elbette rakım yükseldikçe, toplanan çay da özelleşiyor. Tüm bunlar da “Çay 101” dersi olsun 🙂

Kingwood Tea Factory'de Sri Lanka çayları

Ha bu arada, denettikleri en özel çay da benim en sevmediğim oldu. Çay konusunda eksper değilim bu arada belki sen seversin 🙂

Sri Lanka Çay Tarlaları

 

Fabrikadan çıktıktan sonra yeniden yoldayız. Arada durup çay tarlalarında fotoğraf çektik. Araca binerken ben ve birkaç kişi ayaklarımızdan sülükleri temizledik. Normalde olmazmış ama yağışın da mı etkisiyle bilmiyorum; tarlanın direkt içinde yürümeme rağmen ayaklarımdaydılar. Ve o sırada bunun benim için günün ilerleyen saatlerinde yeniden gündeme geleceğini bilmiyordum.

Nuwara Eliya’da bir market alışverişi yapıp biraz da sokaklarında yürüdükten sonra Nanu Oya Tren İstasyonu’na doğru devam ediyoruz.

Sırada heyecanla beklediğim tren yolculuğu var!

 

Sri Lanka Tren Yolculuğu: Nanu Oya’dan Ella’ya

Sri Lanka tren yolculuğu denince gelmeden evvel karşıma en çok çıkan görüntülerden biri işte bu trendi… Kapılarından dışarı sarkan insanlar, yemyeşil tepeler, geçilen köprüler ve elbette ki yanında akan çay tarlaları…

Sri Lanka tren yolculuğu için Nanu Oya Tren İstasyonu

Biz biraz şımarık bir yolculuk yaptık; birinci sınıftayız, yani koltuklarımız numaralı… Şaşırmayın birinci sınıfta yolculuğun tek artısı bu mu diye. İnanın bu rota için önemli bir şey bu 🙂 Bizdeki meşhur Doğu Ekspresi gibi bunun da biletlerini günler öncesinden tur firmaları toplu alıyor. O yüzden eğer ki kendi başına seyahat ediyorsan bilet işini son ana bırakmamanda fayda var… Ve bilet konusu önemli, yoksa diğer kompartımanlara kalırsan insanlar üst üste seyahat ediyor ve doldurabildikleri kadar dolduruyorlar…

Tren yavaş yavaş ilerliyor. Zaten bu yolculuğun güzelliği de biraz burada. Pencereden şelaleler, ormanlar, dağlar geçiyor. Tren tünellere giriyor, sonra yeniden yeşilin içine çıkıyor.

Koltuk araları rahat. İçeride atıştırmalık ve içecek satan görevliler sürekli dolaşıyor. Yolculuğumuz yaklaşık dört saat sürdü ve inan nasıl geçtiğini anlamadım. Uzun uzun Beren’le sohbet ettik, dışarıyı izledik.

Ve tabii o meşhur tren kapısı fotoğraflarını çekmesek bir eksik kalırdık 🙂

Ella Treni’nde Fotoğraf Meselesi

Nanu Oya-Ella treninde kapıdan görünen Sri Lanka manzarasıÖncelikle tren kapısında fotoğraf çekmek istiyorsan oldukça dikkatli olmak gerekiyor. Tren bazı yerlerde ağaçların ve tünellerin oldukça yakınından geçiyor. Benden tavsiye, eğer sen de benim gibi kapıdan sarkarak biraz heyecan yaşamak istersen, mutlaka trenin gidiş yönüne bakar ol… Çünkü tren kıvrıldığında bir anda tünel karşında beliriveriyor. Yaşadığım bir yerden söylüyorum, benden söylemesi 🙂

Ama çok da keyifli olduğunu söyleyebilirim bu deneyimin! Zaten skydive, motorsiklet kullanmak derken bir deneyimden geçerken en sevdiğim şeylerden birinin rüzgar olduğunu beni tanıyanlar bilir… Eee durum böyle olunca da bunu sevmemem için tek bir nedenim yoktu tabii…

Bir de konunun fotoğraf çektirme tarafı var tabii.. Bizim yolculuğumuzda kondüktör kapıda fotoğraf çekmek isteyenlerden 1.000 rupi karşılığında kendi fotoğraf çekilmesine izin veriyordu. Son yarım saat kalana kadar da birçok kapıyı kilitli tuttu ki yan kapıdan fotoğraf çektirmesin, böylece kendi para kazansın diye. Hatta abiye biz size yine para verelim ama kendi videomuzu, fotoğrafımızı kendimiz çekelim diye (çünkü kendisi berbat çekiyordu) ama ne desek kabul ettiremedik kendisine…

Neyse biz yine güzel fotoğraflar yakaladık bence, maksat eğlence olsun zaten 🙂

Ella’ya Vardığımızda

Ella’ya vardığımızda akşamüstü olmuştu artık. Ella’nın istasyonundan merkeze yürüyerek gittik, kısa mesafe zaten. Ve o kadar keyifli bir yere düştük ki… Hiç böyle beklememişim ya da beklentimi çok düşük tutmuşum. Tatlı kafeler, restoranlar, renkli dükkanlar…

Sri Lanka'nın Ella kasabasındaki kafe ve restoranlar

Otelimiz Ella Gap Hotel. İçi biraz eski ve gecemiz biraz sesli geçecek olsa da merkezi ve genel hatlarıyla yeterliydi. Eşyalarımızı bıraktıktan sonra Cafe Chill’de yedik yemeğimizi… Modern dizayn edilmiş, kalabalık bir yer… Ben yine yemeğimi yerelden tercih ettim ama yavaş yavaş Sri Lanka mutfağını bırakmak üzereyim. Ben ki pek yemek seçmem, bu mutfak hem ağız lezzeti hem de çeşitlilik anlamında beni mutlu etmedi. Neyse… Güzel haberse, Sri Lanka’da dışarıda yemek fiyatları İstanbul’la kıyaslayınca gerçekten çok uygun. Menüden istediğimizi seçebilmek ülkemizde lüks sayılırken, buranın şartlarında normal olabiliyor, üzücü…

Sri Lanka Ella Chill Cafe'de akşam yemeğiYemek sonrası biraz dükkanlara bakalım dedik Beren’le. Daha ilk mağazadayken bacağımda bir yanma… Elbiseme bir bakıyorum, kan içinde. İlk anda ne olduğunu anlayamadım açıkçası. Sonra çay tarlalarındaki sülükler geldi aklıma.

Apar topar odaya döndük. Bacağımdan yürümüş yukarıya ve iki yerden ısırmış beni. Sülükse ortalarda değil. Büyük bir ihtimalle yeni bırakmış, çünkü bir ısırık hala kanıyor ne kadar tampon yapsam da… Beren bir yandan nasıl kanı durduracağını araştırıyor, ben bir yandan başka bir yerde de tutunan var mı derdindeyim. Sülük bir madde salgılarmış pıhtılaşmayı önleyen. Ben kanı durdurup tekrar dışarı çıkarız kafasındayken, kanama uzun süre durmadı. Ben çay tarlaları, sisler, tren derken bütün gün yanımda küçük bir Sri Lanka hatırası taşımışım 🙂 Şaka bir yana, buraya gelmeden evvel tetanos aşımı yenilemiştim, hepatit aşılarım da tamdı. Dönünce okuduklarıma bakınca aşıların önemini bir kere daha anladım.

Bakalım yarın Sri Lanka’nın benim için başka ne planları var…

Sri Lanka yolculuğumuzun diğer duraklarını merak edersen tüm Sri Lanka yazılarımı burada bulabilirsin. 

Benzer yazılar

Leave a Comment