Yaşam ile ölüm arasındaki çizgi… Varanasi!

Varanasi, Delhi’den sonra beni şaşkına çeviren yer… Daha trenden iner inmez bir kaosun içinde buldum kendimi… Tuktuğa atlayıp hostele doğru giderken sağdan soldan giren rikşalar, motorlar, arabalar, insanlar, hayvanlar… ne varsa sokakta sanki öne geçen kazanır, kornayı basan yolun sahibidir misali… Hostelimiz şehrin tam göbeğinde… Harika… Yürüyerek keşif en sevdiğim… Burası Delhi’den çok farklı! Sanki daha da kalabalık, daha bi pis ve rengarenk… Varanasi’deki hostelimiz Zostel Varanasi… Kaldığımız oda 4 kişilik ama sadece biz varız odada… Güzel tarafı bu sefer tuvalet odamızın içinde, bu kaldığımız yerler için bir lüks! Bir duş…

Devamı...

Hindistan’ın kalbi Delhi…

Delhi’nin her zaman Hindistan’ın kalbi olduğu söylenir. Geçmişi en az 1.000 yıla dayanıyor. Durum böyle olunca da eski ile yeni içiçe… Delhi’de üç gün geçirdim… Hindistan’ın ‘ilk’leriyle karşılaşma yerim oldu Delhi… Birçok inanışa dair ibadet yerini ve onların kültürlerini görmek, acı olmadığını söylemelerine karşılık dudaklarımı uyuşturan sokak yemeklerini tatmak, ilk hostel deneyimimde 15 yaşımdan sonra ilk defa ranzada yatmak, keşmekeş, korna ve bol insanla dolu sokaklarında onlarca kilometre yürümek, insanların giyimlerinden aksesuarlarına inanışların izlerini gözlemlemek… Sabahın ilk saatleriyle Delhi’deyim… Malum uçak biletleri pahalı olunca seçilen firma Indigo oldu. Hindistan’a ait bir firma…

Devamı...

Amsterdam’da ücretsiz yapabileceğiniz keşifler…

Amsterdam’a geliş nedenimiz aslında pek de turistik değildi… Cenk’in işi dolayısıyla beş günlüğüne Amsterdam’a gitmesi gerekiyordu. Avrupa’yı çok da sevmediğimi her fırsatta söylerim ama eğer burada bir yere gideceksem o noktada Hollanda hep ilk sırada geliyordu. Buranın özgür ruhunu hep içinde görmek istemiştim ve bu fırsatı kaçıramazdım. Hummalı ve biraz da sıkıcı geçen vize sürecinden sonra ben de takıldım Cenk’in peşine… Vize sıkıcıydı çünkü önceden 6 ay vizem olmasına rağmen 5 hafta tek giriş! verdiler sağolsunlar…)  Neyse plan şöyleydi; Amsterdam’a ayırdığımız 9 günümüz vardı. Hafta sonu ve akşamlar Cenk’le plan…

Devamı...

Hindistan vizesini merak edenlere…

Madem Hindistan’a gidiyorum ilk başlık vizesi olsun bari 🙂 Öncelikle öyle kocaman kocaman prosedürleri olmadığını söyleyebilirim. Küçük birkaç trik var onları yazayım… Vize ücreti 103.-USD onun da yeni da yeni dolarlardan olmasını istiyorlar. Ben internetten araştırdığımda sadece 100.-USD’nin yenilendiğini okudum, diğerlerinde bir değişiklik olmadığı söyleniyordu. Ama konsolosluğa gittiğimde tabelalarında 50, 10, 5, 2, 1 fark etmez, hepsi yeni olacak diyor. Benim anladığım şöyle 100’lük götürülüyorsa yeni basım, diğerleri de gıcır olsun 🙂 He bi de, 105 değil 103 dolar götürmeniz gerekiyor. Para üstü vermeleri gerekirse sorun çıkabiliyormuş… Cep telefonlarını girişte…

Devamı...

Montenegro bizi çağırıyor…

Balkanlar; ülkemiz turistlerince, genelde ülkeden firar ettikten sonra “hepsini görmeden sakın vatan topraklarına giriş yapma” denilmişçesine geziliyor… Bir gün Saraybosna, koş Ohrid, üç saat Tiran, Budva’da bir denize gir… Hop gördün 5-6 ülke, düzelt instagramda görülen ülke sayısını 12’den 18’e… Neyse bu gördüm mü gördüm anlayışı hiç bana göre değil… Gitmişken doya doya, sokaklarına dala çıka, sevdiğim yere bir kere daha gitme şansım ola ola gezmeliyim ben… Gelelim Montenegro‘ya… Bu gezi benim için bir başka özeldi… Çünkü Beren’le başbaşaydık ve yeni bir ülke görmenin yanı sıra birlikte kaliteli zaman geçirmek…

Devamı...

Büyükada’da yeni yaşamım…

Dördüncü mevsimi geçiriyoruz Ada’da… Buralı olmak 17’li yaşlardaki hayalimdi… 20’li yaşlarımda artık kendi evime çıkma aşamasına gelmiştim ki, İstanbul’da büyük deprem oldu… Adalardaki evler güvensiz söylentileri ile birlikte benim hayal tam da ucuna gelmişken puff deyip uçtu, gitti… Sonra mı? Sonrasında “bilgili turist” oldum. Beyaz yakalı dönemimde bankada bir sunum mu yapmam gerekiyor? Koş Ada’ya, vur kendini ormana, yap provalarını… Doğum günü kutlaması mı var? Ara Burgaz’da sevdiğin balıkçıyı, çek iyotu, ye güzel mezeleri… Keyifsiz miyim? Al kitabını, atla vapura, yayıl ağaçlardan birinin altına… Yaz-kış fark etmez ama favorin ne dersen kışın…

Devamı...