Arayıl tatiline girmişken İstanbullu olarak çocuğunuzu götürmediyseniz eğer, İstanbul Oyuncak Müzesi‘ne mutlaka uğrayın derim! Sadece çocuğunuz için değil tabii… En başta içinizdeki çocuk için oranın havasını koklamalısınız… Gitmeyenlere biraz hikayesinden bahsedeyim.. 2005 yılında şair, yazar Sunay Akın tarafından kuruldu İstanbul Oyuncak Müzesi… Oyuncakların burada yerini alması yaklaşık 20 yıllık bir emeğin sonucu… 40’ı aşkın ülkedeki antikacılardan ve açık arttırmalardan satın aldığı oyuncaklarla kurmuş bu güzel müzeyi… Uzman eller de dekorunu gerçekleştirince herşey tamam olmuş… Sunay Akın ile karşılıklı yaptığımız sohbetler sonucu kendimi sorguladığım hatta hayatla ilgili verdiğim bazı kararları değiştirdiğim bile olmuştur… Onun için benim için özel…
Devamı...Kategori: Mekanlar&Tadımlar
Prag’da hayat ile ölüm arasındaki denge: İşkence Müzesi
Bir ülkeyi gezerken hepimizin gittiği yerleri elbet ben de geziyorum ama sadece onlar yetmiyor bana… Bu da onlardan biri… Prag’ı gezerken her gün önünden geçtiğim İşkence Müzesi’nin içini girip merakımı gidermem gerekiyordu. Çılgın bir deneyime hazırdım, evet… Old Town Square’den Charles Köprüsü’ne doğru giderken, tabelaları takip edip köprüye gelmeden pasaj gibi bir yerin içindeki bu binayı bulabilirsiniz. Bina diyorum çünkü, birkaç katlı bir yer ve “müze” burası için doğru bir kelime mi emin değilim… Ortaçağ döneminden kalma işkence ve öldürme yöntemleri sergileniyor burada. Bu akla hayale sığmayan ölüm aletlerinin bir zamanlar uygulandığını düşünmek bile tüyler ürpertiyor.…
Devamı...Tarihten Bugüne Edirne…
İstanbul’da oturup bu hafta sonu nereye gitsem diyenlerdenseniz tarihi dokusu, yemekleri, doğal güzellikleri ile Edirne sizi çağırıyor. Şehre girdiğinizde daha yoldan görünen minareleri ile Selimiye Camii “Gel ilk beni ziyaret et” diyor sanki. Mimar Sinan’ın ustalık eseri olarak anılan camiinin bahçesini, avlusunu, içini dakikalarca hayranlıkla dolaştık. Kubbesi, minareleri ve iç süslemeleri ile Selimiye Camii’nin hangi noktasına bakarsanız bakın ayrı bir mimari düşüncenin eseri… Belki de bu ve daha fazlası neticesinde o bir “Dünya Mirası”… Selimiye Camii’nin hemen alt bölümünde konumlandırılan Arasta bugün de hala hareketli… Yöresel sabunlara, Edirne’ye has tekstil ürünlerine ya da hediyelik eşyalara burada…
Devamı...Korkarken eğlenmek mümkün mü?
Korkarken eğlenmek mümkün mü? Kesinlikte evet! Belki bir çoğunuz şu popüler korku evlerinden birine girip çıktınız ama ben ilk defa deneyimledim yakın zamanda… Ve korkudan hiç bu kadar eğlenmemiştim… Eve geldiğimizde hala kahkaha atıyordum. Yanlış anlamayın kurguyu değil, oradaki kendimize… İstanbul’da 120 civarında kaçış evi olduğunu öğreniyoruz. Biz de ilk deneyimimizi Kadıköy’deki Kaçan Kaçana için kullandık. Ve çıktığımızda doğru bir yerden başladığımızı görmek de ayrıca keyif vericiydi. Aslında burayı tercih edişimiz de ilginç oldu. Şans eseri o sokaktan geçerken, uğrayıp kendimizi ev sahipleriyle oturup sohbet ederken bulduk. Kızları da bahçedeydi o sırada.…
Devamı...Kadıköy’de kahvenin kalbi Dört Kadıköy’de atıyor!
İstanbul’un o hengamesinden kaçıp sakin bir durak mı arıyorsunuz? Taze kavrulmuş çekirdeklerden hazırlanan bir kahve mi istedi canınız? Ya da haftanın yorgunluğunu bir Cuma akşamı keyifli bir etkinlikle mi atmak tercihiniz? Yoksa daha sayamadığım sorularınız için “hepsi” mi yanıtınız? O zaman evet doğru yerdesiniz… Dört Kadıköy… Kadıköy’ün tercih edilen mekanları arasında yerini alarak 1 yılı aşkın süredir Moda’da keyif severleri buluşturuyor. Dört kişi, 2 çiftler yola çıkış noktalarında… Onun için de adı Dört Kadıköy… Bu dörtlüden Neylan ile keyifli bir sohbet gerçekleştirirken, yol arkadaşı Fahri de barista olarak bize kahveden aromatik çaylara, oradan muzlu smoothie lere enfes lezzetleri maharetli elleri ile sunuyor bize… Özellikle sokak…
Devamı...Atamız için buradayız…Başkentimiz Ankara!
10 Kasım’ın ardına Atamız için Ankara’daydık hafta sonu… Geçtiği koridorlardan geçmek, onu gören gözlerle sohbet etmek… Çocuklarımıza bu ruhu yaşatmak… Bol bol O’nu konuştuk… Onu hissettik… Düşüncelerine, bakış açısına tanıklık ettik bir kez daha… İlk durağımız TBMM binası… 22 sene inşası süren bu bina Ulus’taki iki parlamentonun yetersiz kalması sonucu düzenlenmiş. Televizyondan izlediğimiz salonda bugün oturuyor olmak ilginçti aslında… Atatürk’ün resmi bulunmuyor salonda… Bu bir rastlantı değil, kendisi özellikle istememiş… Anıtkabir’de okulumuz adına düzenlenen askeri törene geç kalmamız gerekiyor. Tören meydanında görevliler bizi karşılıyor. Aslanlı Yol’da çocuklarımız kırmızı bayrağımızı gururla taşırken gelen ziyaretçilerin alkışlarını alıyorlar. O…
Devamı...