Kandy: Bir Gün, Bir Festival

Colombo’daki ilk günümüzün ardından Sri Lanka’da ikinci günümüz. Sabah okyanusa karşı kahvaltımızı yapıp erken saatlerde Kandy’ye doğru yola çıktık. Colombo’dan Kandy’ye gitmek yaklaşık üç buçuk saat sürüyor. Her ne kadar Colombo’nun yüksek binaları yeşili görmemize engel olsa da o büyük şehir havasından uzaklaşıp adanın içlerine doğru girdikçe yeşil artıyor, ben daha bir ben oluyorum.

Kandy’ye doğru giderken aklım biraz da akşam göreceklerimizde… Çünkü Sri Lanka’nın en önemli festivallerinden biri olan Esala Perahera’nın başladığı gün biz de Kandy’de olacağız.

Şans mı, planlama mı dersen… Bu kez planlama 🙂

Kandy’de Diş Tapınağı

Kandy’de ilk durağımız Sri Dalada Maligawa, daha çok bilinen adıyla Diş Tapınağı oldu.

Tapınağın bu kadar önemli olmasının nedeni burada Buda’ya ait olduğuna inanılan kutsal bir diş emanetinin saklanması. Üstelik bu diş yalnızca dini bir emanet de değilmiş; yüzyıllar boyunca kraliyet ve ülkeyi yönetme hakkıyla da ilişkilendirilmiş. Tapınak da zaten eski kraliyet sarayı kompleksinin içinde bulunuyor.

Bizim orada olduğumuz gün ise tapınağın çevresi normal bir günden oldukça farklıydı. Çünkü Esala Perahera’nın ilk günü ve gündüz saatleri olmasına karşılık Kandy çoktan akşama hazırlanmaya başlamıştı. Kaldırımlara insanlar şimdiden yayılmışlar, çoluk çocuk akşamın olmasını bekliyorlar; dükkanların kimisi şimdiden kepenklerini indirmeye başlıyordu.

Kandy Diş Tapınağı çevresinde Esala Perahera için hazırlanan insanlar

Tapınağa girmeden önce bahçesindeki uzun bir yoldan yürümemiz gerekiyor. Sol tarafta filler akşam için hazırlıklara başlamışlar bile… Kimisi yemeklerini yiyor kimisi bakıcıları tarafından yıkanıyordu.

Kandy Diş Tapınağı çevresinde Esala Perahera için hazırlanan filler

Sri Lanka’da gördüğümüz filler Afrika’da gördüklerimizden farklı. Asya filleri, Afrika fillerine göre daha küçük; kulakları da daha küçük ve yuvarlak. Bir başka fark da dişlerinde. Afrika fillerinde hem dişilerde hem erkeklerde fil dişi görülebilirken, Asya fillerinde genellikle yalnızca bazı erkeklerde belirgin fil dişleri oluyor. Bir de buradaki fillerin özellikle hortumlarında, alınlarında ve kulak çevrelerinde pembemsi açık renkli lekeler var. Meğer fil var, fil varmış 🙂

Kandy Diş Tapınağı Sri Lanka

 

Diş Tapınağı’na geri dönersek… Sri Lanka’da bazı tapınaklarda giriş kuralları değişebiliyor. Omuz ve dizlerin kapalı olması zaten beklenen bir şey ama burada başın da açık olması gerekiyor. Bu nedenle tapınağa giremeyen kişileri birinci elden görmek beni üzdü açıkçası. Seyahat ederken ilginç gelen şeylerden biri de bu; bir yerde doğru bildiğin bir şey, başka bir yerde bambaşka olabiliyor. Hatta önümüzdeki günlerde farklı şehirlerde girdiğimiz tapınaklarda kuralların değişebildiğini göreceğiz. Ayakkabılar yine dışarıda çıkarılıyor tabii. Colombo’dan sonra bu konuda yavaş yavaş profesyonelleşiyoruz 🙂

 

 

Kandy Diş Tapınağı içi

 

Çok fazla gezilecek alan yok içeride. Asıl konu üst katta ‘diş’in saklandığı alan. Bize anlatıldığına göre diş, o geceki seremoni için bulunduğu yerden alınmıştı. Biz oradayken önündeki alanı inananlar çiçeklerle bezemiş, yerlere oturmuş dualarını ediyorlardı.
Tapınağın dışındaki alan yeşilliklerin arasında ve çok keyifli… Kandy Gölü de tapınağın hemen yanında…

 

Peradeniya Kraliyet Botanik Bahçesi

Peradeniya Kraliyet Botanik Bahçesi KandyTapınağı gezdikten sonra Kandy’nin hemen dışındaki Peradeniya Kraliyet Botanik Bahçesi’ne gittik.

Of yemyeşil harika bir yer burası… Burası öyle girip yarım saatte çıkılacak bir park değil. Orkideler, dev ağaçlar, palmiyeler, tropik bitkiler derken insan sürekli başka bir köşeye sapmak istiyor. Eğer bu şehirde iki gece kalacak olsaydım, bir günümü sırf bu parka ayırabilirdim.

En başta maymunlar daldan dala atlarken çıkardıkları seslerle dikkatimizi çekmeyi başarıyor.

Sonra bir tabela gördük bir ağacın üzerinde, Sandbox Tree. “Bu ağacın sütü, körlüğe neden olur” diye… Anlayacağınız pek dokunulası bir ağaç değil… Döndüğümde bu ağacı biraz araştırdım meraktan. Bununla da yetinmiyormuş, olgunlaşan meyveleri kuruduğunda bir anda patlayarak tohumlarını etrafa fırlatıyormuş. Yani bu ağaç ellenmemek konusunda oldukça hassas 🙂

Peradeniya Botanik Bahçesi Royal Palm AvenueBenim en sevdiğim yerlerden biri de iki yanına palmiyelerin dizildiği Royal Palm Avenue oldu. Upuzun, dümdüz bir yol; iki tarafında sıra sıra yükselen palmiyeler… Marmaris’teki ağaçlı yola benzettim. Burası da haliyle herkesin fotoğraf molası verdiği yerlerden biri.

Parkta bir de kafe var. Burada hafif bir şeyler atıştırdıktan sonra gezmeye devam…

Bahçede bir de anı ağaçları var. Dünyanın farklı ülkelerinden burayı ziyaret eden kraliyet ailesi üyeleri, devlet insanları ve önemli isimlerin diktikleri ağaçların önünde küçük tabelalar bulunuyor. Yürürken ister istemez kimin hangi ağacı diktiğine bakmaya başlıyorsun.

Ve en sevdiğim yerlerden biri de orkide bahçesi oldu. En sevdiğim çiçek olduğu düşünülürse, onlarca çeşidini gören ben, pek bir mutluydum.

Ama ne kadar oyalanırsak oyalanalım, aklımız akşamdaydı.

 

Kandy Geceye Hazırlanırken

Tekrar Kandy’nin içindeyiz. Festivali izlemek için birkaç yol var. Sabah gördüğümüz gibi kaldırımlarda herhangi bir boşluktan izlenebilir. Ya da dükkanlar, oteller kendi alanlarına sandalyeler koyup buraları kiralayabiliyor. Biz de The Radh Hotel’in locasından izleyeceğiz. Öncesinde yerimizi belirledikten sonra, festivalin başlamasına da daha birkaç saat olduğundan Beren’le Kandy’nin ara sokaklarında biraz dolaşalım dedik.

Artık dükkanların tamamı kapanmış, kaldırımlar artık insandan yürünemez hale gelmişti bile. Dip sokaklarda bile polis aramalarından geçtik. Önce detektörden geçip sonra sizi bir kabine alıp vücut taramasından geçiriyorlar. Ve yürüyüşümüz sırasında bu taramalar çoğaldıkça izleme alanımıza geri dönelim dedik. Çünkü bir de, az zaman kaldığında izleyeceğimiz otelin sokağına da girişimize izin verilmeyebilirmiş.

Diş Tapınağı’na yakın bir yerden izleyeceğiz festivali. Tapınağın önünden başlayarak güvenlik önlemlerinin iyice arttığını gördük sabaha göre. Sanki Kandy’nin değil de bütün Sri Lanka’nın polis ve emniyet teşkilatı buraya gelmiş gibiydi. Kısacası güvenlik önlemleri gerçekten en üst seviyedeydi. Sokaklarda her yerde polisler vardı, yanlarında arama köpekleri dolaşıyordu. Narkotik köpeği miydi, patlayıcı arama köpeği miydi bilmiyorum ama güvenlik seviyesi belliydi.

The Radh Hotel’e geldiğimizde hala festivalin başlamasına zaman vardı ve biz de otelin kafesinde keyifli bir sohbete daldık.

Gün batımıyla birlikte şehrin hali değişti. Sokaklar temizlendi, bariyerler kuruldu.

Bir tarafta da filler geceye hazırlanıyordu.

Ve Esala Perahera Başlıyor

Esala Perahera, Sri Lanka’nın en önemli dini ve kültürel festivallerinden biri. Her yıl Temmuz ya da Ağustos aylarında Kandy’de düzenleniyor ve Buda’nın kutsal diş emaneti onuruna gerçekleştiriliyor. Festivalin köklerinde bereket ve yağmur için yapılan eski ritüeller de var. Yaklaşık 10 gün süren bu festival boyunca Kandy’de her gece farklı törenler düzenleniyor.

Önce davul seslerini duyduk uzaktan gelen…

Kandy Esala Perahera festivali

Dansçılar, flütler, ziller, ateş gösterileri…

Ve filler. Bir tane, iki tane değil. O gece önümüzden yaklaşık 30–40 fil geçti belli aralıklarla. Süslenmiş, ışıklandırılmış filler dansçıların ve müzisyenlerin arasında ağır ağır ilerliyordu.

Kandy Esala Perahera festivalinde süslenmiş filler

Geçitte dikkatimi çeken şeylerden biri de katılımcıların neredeyse tamamının erkek olmasıydı. Ancak sonlara doğru birkaç kadın dansçı grubu da geçti önümüzden.

Bir süre sonra ritme alışıyorsun; dansçılar geliyor, davullar geliyor, filler geliyor…

Kandy Esala Perahera festivali dansçılar ve müzisyenler

Sonra bir anda kalabalığın tavrı değişti. Buda’nın kutsal dişini temsil eden emanet sandığını taşıyan fil yaklaşırken insanlar ayağa kalktı.

Bizim için renkli, görkemli, hatta zaman zaman şaşırtıcı bir festivaldi. Ama o an bambaşkaydı. Halk geçidin geri kalanını bir kere bile ayağa kalkmadan, kimsenin görüşünü engellemeyecek şekilde büyük bir saygıyla oturarak izledi. Sadece kutsal emanet sandığı geçerken hep birlikte ayağa kalktılar.

Esala Perahera'da kutsal emaneti temsil eden sandığı taşıyan fil

Belki de geceden bende en çok kalan an buydu.

Yaklaşık iki saat boyunca sürdü festival… Geçit töreninin bitmesiyle binlerce insan dağıldı. Caddeler kalabalıklaştı, görevliler sokakların hemen eski halini alması için çalışmalara başladı.

Kendi kalacağımız otel olan Kandy Myst by Cinnamon’a yürüyerek ulaştık. Gayet merkezi bir yerde… Biz de Beren’le acıktığımızdan hemen kendimizi dışarı attık. Türkiye’den bildiğimiz tavukçular bile burada acısız yapmadıklarından bu geceki yemeğimiz olabildiğince sade bir pizza…

Daha dün Colombo’da tuk tukları, gökdelenleri ve sokakları konuşuyorduk. Bir gün sonra Kandy’de Buda’nın kutsal dişinin saklandığı bir tapınaktaydık; akşamında davulların, ateşlerin, dansçıların ve fillerin arasında yüzyıllardır devam eden bir geleneğin ortasında…

Sri Lanka’yı biraz da bunun için tercih etmiştik Beren’le. Bir günümüzün bir gününe benzemeyeceği farklı deneyimlerden geçmekti hayalimiz…

Yarın yine yollardayız. Bakalım Dambulla ve Sigiriya’da bizi neler bekliyor.

Kandy ve Esala Perahera Frstivali hakkında daha fazla bilgi alamk istersen Kandy’nin bağlı olduğu Central Province‘in resmi turizm sitesine göz gözdirebilirsin. 

 

Benzer yazılar

Leave a Comment