Fethiye’ye bir gün yolunuz düşerse rotanızı gizli kalmış yerlere de çevirmelisiniz… Bunlardan biri de Saklıkent… Saklıkent mi denmeli Saklıcennet mi bilmiyorum ama gittiğinizde etkileneceğinizin garantisini verebilirim. Zorlu bir parkur sizi beklediğinden turnikelerden geçmeden evvel deniz ayakkabılarından ya kiralayın ya da birer tane edinin… Yanınıza telefon, fotoğraf makinesi, cüzdan vs almayın ki rahat hareket edebilin. Üzerinizdekilerin ıslanabileceğini göz önüne alın. Kaskınızı takın ve kanyonun yamacına kurulmuş olan köprüden yürümeye başlayın. Köprüden ulaştığınız alan suyun kaynadığı yer… Anlayacağınız üzere su buz… Bu çivi gibi suya direnip, altınızda sizi düşürmeye çalışan taşlardan kayıp…
Devamı...Etiket: TÜRKİYE
Heybeliada’da bir lezzet durağı Mavi Restaurant
Adalara modalara yolunuz düşüyor mu bilmem ama bir gün Heybeliada’ya giderseniz balık yemek için yeriniz belli: Mavi Restaurant. İşletme sahibemiz, hatta yardımcıları misafirlerini aynı güleryüzlülükle sizi bekliyor olacak… Meğer burada yer olmazmış yaz aylarında. Adanın eczanesine nerede değişik mezeler eşliğinde balık yiyebileceğimizi sorduğumuzda verdikleri tek adres burası oldu. Sanırım bizi de sevdiler, yer olmamasına karşılık küçük bir masa kısa bir beklemeyle hemen ayarlandı. Aslında bahçeleri müsait. Başka bir işletme olsa oraya onlarca masa daha ekleyebilir. Belli ki para uğruna kaliteden ödün vermek istemiyorlar. Kıssadan hisse, siz siz olun önceden yerinizi…
Devamı...Sahil hobi kaynıyor!…
Havalar güzelleşti… Sahil cıvıl cıvıl… Herkes en sevdiği hobisiyle sahnelerde… Bir tarafta kulaklarında müzik koşanlar, bir tarafta bisiklete binenler mi dersiniz… Yoksa bizim gibi anne kız paten kayanlar mı istersiniz ya da bisiklete binenler mi… Ben daha çok “top”lu sporları seviyorum deyip voleybol, basketbol, futbol sahalarını dolduranlar mı… Daha da yetmezmiş gibi motorsikletlerle çevrili bir pist hazırlayıp, müzik eşliğinde tango yapanlar mı… Balık tutanların bir bölümü kayalıklarda, şanslı azınlık minik tekneleriyle denizde… Bu kadar mı? değil tabii… İki ağacın arasına bant gerip yeni trend slackline yapanları mı ararsınız, patenlerle boş…
Devamı...Yaşanası Yer KAŞ!
Yıllar evvel ilk Kaş’a geldiğimde “Evet, ben burada yaşamak istiyorum!” demiştim. Neden mi? Ruhunu kaybetmeden gelişmeye çalışıyor Kaş… O ilk geldiğimde bir bankanın şubesi varken, sadece o bankanın olduğu caddeye 2 banka daha açılmış şimdi. Ama 15 yıl evvel her akşam gittiğim çay bahçesi hala orada beni bekliyor… Evet yanına benzerleri açılmış ama hiçbiri İstanbul’un Ortaköy’ü gibi yaka paça içeri sokmaya çalışmıyor sizi… Ne mi yapıyorlar? Önünden geçerken sadece gülümsüyorlar. Kaş’ın merkezindeki ara sokaklar tam fotoğraflık….Arnavut kaldırımı taşları, sağlı sollu zevkli hediyelik eşyacıları ile öylesine güzel, öylesine renkli ki… Sokakları…
Devamı...Sevdiğiniz biri var ve ona kavuşmak mı istiyorsunuz?
Evet… “Sevdiğiniz biri var ve ona kavuşmak mı istiyorsunuz?” Gökova-Marmaris yolu üzerinde “Aşıklar Yolu”na mutlaka uğramalısınız o zaman… Yol boyunca sağlı sollu okaliptüs ağaçları yapraklarını yukarıda birleştirmiş sizi çevreliyor. Size düşense koalaların bu çok sevdikleri ağaçlardan birini gözünüze kestirip ona sarılmak… Sarılırken de dileğinizi dileyin! 3 gün mü desem 3 yıl mı sevgilinize ne zaman kavuşursunuz bilmem ama sonucu bana da söylemeyi unutmayın!..
Devamı...İkili Güzellik: Dalyan!
Tarih ve doğa aynı yerde nefes alır mı? Dalyan işte bu muhteşem kombinasyonu ile sizlerle… Dalyan balık kapanı anlamına geliyor. Dere çok derin değil, en derin yeri yaklaşık 10 metreymiş. Durum böyle olunca “pancar motoru” denilen küçük teknelerle ulaşım sağlanıyor. Bir kooperatifleri var ve sadece buranın üyelerinin balık tutmasına izin veriliyor. Suyun üzerinde ağlarla çevrili bir alan var. Balıklar belli bir boyuta ulaştıktan sonra salınıyor. Dalyan’da da işte bu dalyanın içinden geçilerek meşhur İztuzu Plajı’na ulaşılıyor. “Yok ben tekneye binmek istemem” derseniz ki büyük kayıp olur, o zaman dolmuşla ulaşmak…
Devamı...