Swakopmund: Aynı Şehirde İki Farklı Dünya

Namibya’da iki gece geçirdiğimiz Swakopmund, yolculuğun sonunda en çok düşündüren şehir oldu benim için. Uzun bir yolculuk sonrası ulaştığımızda geniş caddelerinden geçerken ilk bakışta Afrika’dan çok, Avrupa’da küçük bir sahil kasabasındaymışım hissi yarattı içimde. Alman mimarisi taşıyan alçak binalar, düzenli sokaklar, şık kafeler, butik mağazalar… Doğada vakit geçirdiğimiz onca günden sonra vaha gibi. Amanpuri adında hostel benzeri bir yerde kaldık. Ortalamanın altında bir yer ama, temiz ve güvenliydi. Kaldığımız yerden birkaç dakika ötede Atlantik Okyanusu’nun sert dalgaları kıyıya vururken, araçla beş dakika mesafedeyse Namib Çölü’nün sonsuz kumullarının uzandığı bir şehir…

Devamı...

Namibya’da Çölün Farklı Yüzleri

Namibya denince akla ilk gelen şey benim için, çöl. Aslında haritaya bakınca Namibya’nın yüzölçümü Türkiye’ye çok yakın olmasına karşılık, ülkenin yaklaşık %80’i kurak veya yarı kurak alanlardan oluşuyor. Bizim için şaşırtıcı olan bir başka bilgi de ülkede 3 milyon insanın yaşıyor olması… Sadece İstanbul nüfusunun 16 milyona yaklaştığı gerçeğiyle yüzleşince biraz üzüyor yaşadığım şehir… Neyse tüm bunlara bakınca Namibya’da en sık karşılaştığımız şeyin insanlardan önce çöl, sessizlik ve ufka kadar uzanan yollar olma gerçeği de doğal oluyor. Buraya gelmeden önce çölü daha çok kum tepelerinden ibaret sanıyordum. Oysa Namibya çölleri,…

Devamı...