10 Kasım’ın ardına Atamız için Ankara’daydık hafta sonu… Geçtiği koridorlardan geçmek, onu gören gözlerle sohbet etmek… Çocuklarımıza bu ruhu yaşatmak… Bol bol O’nu konuştuk… Onu hissettik… Düşüncelerine, bakış açısına tanıklık ettik bir kez daha… İlk durağımız TBMM binası… 22 sene inşası süren bu bina Ulus’taki iki parlamentonun yetersiz kalması sonucu düzenlenmiş. Televizyondan izlediğimiz salonda bugün oturuyor olmak ilginçti aslında… Atatürk’ün resmi bulunmuyor salonda… Bu bir rastlantı değil, kendisi özellikle istememiş… Anıtkabir’de okulumuz adına düzenlenen askeri törene geç kalmamız gerekiyor. Tören meydanında görevliler bizi karşılıyor. Aslanlı Yol’da çocuklarımız kırmızı bayrağımızı gururla taşırken gelen ziyaretçilerin alkışlarını alıyorlar. O…
Devamı...Etiket: Mağara
3 Milyon 400 Bin Yıllık Doğal Tarih… Tokat Ballıca Mağarası!
Amasya, Çorum ve Tokat üçlemesinin en görülmeye değer yerlerinden biri de Ballıca Mağarası… Tokat’ın Pazar ilçesinden Akdağ’ın tepesine uzanan yolda… Yolu biraz kıvrımlı ama vardığınızda “değdi” demeniz kaçınılmaz… Dünyanın oluşum yönünden en zengin mağaralarından biri olarak kabul ediliyor Ballıca… Önce büyüklüğü ile etkiliyor insanı… İnilen onca merdivenle oluşturulan katlar arasında gezinti sizi başka bir dünyaya taşıyor. Su ve nemin hakimiyeti; içindeki sarkıtlar, dikitler, damlataşlar, havuzlar büyüleyici… Mağara 680 metre boyu, 94 metre yüksekliğiyle heyecan verici… Ziyarete açık alanlarının yanı sıra bir o kadar da kapalı alanı mevcut; düşünün büyüklüğünü… Mağara içindeki sıcaklığın yaz kış 18 derece civarında…
Devamı...Pamukkale, Afyon, Kütahya ile başka diyarlara…
Selçuk’ta verdiğimiz kısa molanın ardına Pamukkale’ye doğru düştük yollara… Yönlendirmelerin eksikliği ve yolun kötülüğü bizi oldukça şaşırttı. Buranın bu kadar büyük olabileceğini açıkçası hayal edememiştim. Girdiğimiz kuzey kapısı ile travertenler arasında minibüs işliyor. Minibüsten indiğimizde bizi antik havuz karşıladı. Mayomuzu getirmemiş olmamızın dayanılmaz üzüntüsünü yaşayıp, ayakları tırtıklayan minik balıklı akvaryumlara sokulan ayakların heyecanını izledik. Ve Pamukkale travertenleri… Nasıl var olmuş, nasıl bugünü yakalamış dedirtircesine zamana meydan okuyor. Çorapları, ayakkabıları çıkarıp, pantolonlarımızı da şort yaptıktan sonra attık kendimizi ılık sulara. Gerçekten etkilenmemek imkansız. Pamukkale’yi görmeden “gezdim deme” demek en doğru ifade…
Devamı...Akçakoca’dan Rize’ye Karadeniz…
Gezimiz sabahın erken saatlerinde çıktığımız İstanbul’da başladı. Dükkanlar daha yeni kepenklerini açarken vardığımız Akçakoca’da kahvaltı edecek yer bulmakta güçlük çektik. Biz de fırından aldığımız ekmek eşliğinde evden getirdiğimiz kahvaltılıkları yemek üzere sahilin en güzel bankını aramaya koyulduk. Kareli örtümüzü serip yunusların dansını izleyerek çok keyifli bir kahvaltı yaptık. Yolun karşısında henüz temizlik yapmakta olan restaurant bize acımış olsa gerek ki gelen demli çaylar bize Akçakoca halkını sevdirmeye yetti de arttı. Güneşin de yüzünü göstermesinin verdiği enerji ile yola devam… Yol üzerindeki köylü pazarı yemyeşildi. Her sebzeyi almak istedim. Meşhur Karadeniz…
Devamı...