“KÖR OLDUM! Evet…1,5 saatliğine de olsa ben kördüm. İstanbul’u bu sefer görerek değil; ses, koku ve dokusuyla keşfettim. Ben KARANLIKTA DİYALOG sergisindeydim…” Zifiri karanlıkta beyaz bastonumdu gözüm. Görme engelli rehberimizin sesi olmasa korkum nasıl dizginlenirdi bilmiyorum. Hiçbir şey görmeden Taksim tramvayındaydım… Sesleri dinlerken içimdeki hisleri sizlere anlatamam. Evet ben biliyordum o duyduğum görüntülerin nasıl olduğunu ama peki onlar? Parkta otururken kuşlar ne güzel şakıyor, havuzun şıkıryan sesi nasıl huzur veriyordu ama görmüyordum. Pazar yerinde gezerken nane ne de güzel kokuyordu ama göremedim. Kaldırımda yürürken park etmiş arabaya tosladığımda canım yandı,…
Devamı...Etiket: BLOGGER
Yeşil ve mavinin buluşma noktası : Datça…
Bodrum tatilinizi keyiflendirmek için siz de farklı heyecanlar arıyorsanız istikamet belli… Muhteşem doğasıyla Datça sizleri çağırıyor. Bodrum limanından her gün karşılıklı seferler yapan Bodrum-Datça feribotu ulaşım için kullanabileceğiniz en keyifli alternatif… Dilerseniz araba ile dilerseniz yaya olarak hizmet veren feribotta yer kalmama riskine karşı yarım saat öncesinden limanda olmanızı öneririm. Sefer süresi 1.5 saat gözükmesine karşılık 2 saati buluyor yolculuğunuz… Bu zamanı keyifli sohbetle renklendirebileceğiniz gibi kitap okumaya ya da bu güzel doğayı gecikmeden fotoğraflamaya başlayabilirsiniz tabii… Feribot Datça’nın arka tarafına yanaşıyor. Servis otobüsleri ile şehrin merkezine gitmek çok kolay.…
Devamı...İstanbul’un yanıbaşındaki cennet… Zeytinbağı…
Zeytinbağı’na gelip, oranın gecesini gündüzünü yaşamadan üzerinde konuşmamak gerek aslında… Buraya da gelmesi çok rahat, İstanbul, Bostancı ve Yenikapı’dan Mudanya’ya 2 saatlik deniz otobüsü yolculuğundan sonra şehrin meydanından yarım saatte bir Zeytinbağı’na dolmuşlar kalkıyor mesafe sadece 15 dk. Arabanızla gelecekseniz, ilk önce Yalova’ya gelmeniz gerekiyor. Buradan Bursa-Orhangazi-Gemlik yolunu devam edip Engürcek kavşağından Mudanya’ya doğru yol alıyorsunuz… Bu kavşağa kadar rahat 3 şeritli orta refüjlü yolunuz dar, biraz virajlı ama bir o kadar da güzel manzaralı yola dönüyor… Kurşunlu-Güzelyalı-Kumluca’dan sonra yaklaşık 2,5 saatte Zeytinbağı’ndasınız.. Geçen sene bugün buraya gelmek için karar…
Devamı...Pamukkale, Afyon, Kütahya ile başka diyarlara…
Selçuk’ta verdiğimiz kısa molanın ardına Pamukkale’ye doğru düştük yollara… Yönlendirmelerin eksikliği ve yolun kötülüğü bizi oldukça şaşırttı. Buranın bu kadar büyük olabileceğini açıkçası hayal edememiştim. Girdiğimiz kuzey kapısı ile travertenler arasında minibüs işliyor. Minibüsten indiğimizde bizi antik havuz karşıladı. Mayomuzu getirmemiş olmamızın dayanılmaz üzüntüsünü yaşayıp, ayakları tırtıklayan minik balıklı akvaryumlara sokulan ayakların heyecanını izledik. Ve Pamukkale travertenleri… Nasıl var olmuş, nasıl bugünü yakalamış dedirtircesine zamana meydan okuyor. Çorapları, ayakkabıları çıkarıp, pantolonlarımızı da şort yaptıktan sonra attık kendimizi ılık sulara. Gerçekten etkilenmemek imkansız. Pamukkale’yi görmeden “gezdim deme” demek en doğru ifade…
Devamı...Ege’nin Keyfi: Selçuk – Şirince
İstanbul’dan sabahın erken saatlerinde başlayan yolculuğumuz İzmir’de yaşayan kardeşimde aldığımız bir günlük mola sonrası tüm hızıyla başladı. Söylemeden geçemeyeceğim, İzmir’e yolunuz düşerse Floryalı Restaurant’ta “kendin pişir kendin ye” keyfini çıkarmanızı öneririm. Mangala koyacağınız etleri seçtikten sonra tek yapmanız gereken ızgarayı bir alt bir üst yaparak muhteşem etlerin yanmamasını sağlamak 🙂 Ne koku var ne de duman… Size sadece afiyetle yemek düşüyor. Eğer bir bayram günü ziyaret edeceksiniz Selçuk’u ören yerlerinin kapılarını 13.00’de açacağını hatırlatmam gerek… Müzenin yanındaki çay bahçesinde simit, peynir ve yeni demlenmiş çay eşliğinde yapacağınız kahvaltı, yüzünüze vuran…
Devamı...Akçakoca’dan Rize’ye Karadeniz…
Gezimiz sabahın erken saatlerinde çıktığımız İstanbul’da başladı. Dükkanlar daha yeni kepenklerini açarken vardığımız Akçakoca’da kahvaltı edecek yer bulmakta güçlük çektik. Biz de fırından aldığımız ekmek eşliğinde evden getirdiğimiz kahvaltılıkları yemek üzere sahilin en güzel bankını aramaya koyulduk. Kareli örtümüzü serip yunusların dansını izleyerek çok keyifli bir kahvaltı yaptık. Yolun karşısında henüz temizlik yapmakta olan restaurant bize acımış olsa gerek ki gelen demli çaylar bize Akçakoca halkını sevdirmeye yetti de arttı. Güneşin de yüzünü göstermesinin verdiği enerji ile yola devam… Yol üzerindeki köylü pazarı yemyeşildi. Her sebzeyi almak istedim. Meşhur Karadeniz…
Devamı...