Dambulla’dan Sigiriya’ya

Kandy’de festival, davullar, filler derken oldukça hareketli bir günü geride bıraktık. Sri Lanka’daki üçüncü günümüzde yine yollardayız. Bugünkü rotamız Dambulla ve Sigiriya ama öncesinde yol üzerinde küçük bir molamız var. Üstelik günün iki ana durağı da Unesco Dünya Mirası listesinde!

Sri Lanka’da Bir Baharat Bahçesi

Sri Lanka'da baharat bahçesiSri Lanka denince çay kadar olmasa da baharatlar da ülkenin önemli bir parçası. Biz de yol üzerinde bir baharat bahçesine uğradık.

Burada bizi karşılayan görevli bahçeyi gezdirirken bitkileri, baharatları, yağları ve bunların ne için kullanıldığını anlattı da anlattı. Hangisi neye iyi geliyor, nasıl kullanılır derken konu dönüp dolaşıp doğal tedavilere geliyor. Ama adam gerçekten ilginçti. İleri yaşta olmasına rağmen kendini çok genç gördüğünden ki gerçekten en az on yaş daha sağlıklı gözüküyordu, her bitkisel tedaviyi kendisine bağlıyordu. Bahçelerinde gezip iyice anlattıktan sonra bizi bir oturma alanına aldı. Tüm anlattıklarını bir dokümana toplamışlar; onları dağıtıp tekrar üzerinden geçince bayılacaktım sıkıntıdan 🙂 Bir de gülersen ya da yanındakiyle konuşursan azarlandık da tatlı tatlı, tam oldu! Neyse amaç kendi mağazalarından satış yaptırmak tabii de, ben ticaret kokan bu yaklaşımları çok sevmiyorum. Kaldı ki fiyatlar acayip yüksekti. En güzel tarafı ne oldu dersen, Beren kısa bir kafa masajı yaptırdı; küçük bir anı oldu.

Sonra yeniden yola devam…

Dambulla Mağara Tapınağı

Dambulla Mağara Tapınağı‘na ulaşmak için biraz dikçe bir yokuşu yaya olarak tırmanmak gerekiyor. Yukarı ulaştığımızda bizi beş mağaradan oluşan bir tapınak kompleksi bekliyordu. İçeri girdiğimizdeyse her yer Buda heykelleri ile dolu. Özellikle iki mağara benim için diğerlerinden daha etkileyiciydi.Dambulla Mağara Tapınağı

Burada en çok aklımda kalanlardan biri doğrudan kayaya oyulmuş Buda heykeli oldu. Bir de oldukça büyücenek bir yatan Buda vardı… Aynı figürü farklı tapınaklarda görmüş olsak da burada mağaranın, kayanın ve heykellerin bir arada yarattığı görüntü bambaşka.

Dikkatimi çeken başka bir Buda tasvirinde ise başının üzerinde yılan vardı. Anlatılan hikayeye göre Buda bir ağacın altında meditasyon yaparken yağmur başlıyor ve yılan bedenini, daha doğrusu başlığını açarak onu yağmurdan koruduğu söyleniyor.

Tapınaklarda fotoğraf konusunda da dikkat edilmesi gereken bir kural var. Buda’ya sırtını dönerek poz vermek saygısızlık olarak kabul ediliyor. Biraz yan durman gerekiyor fotoğraf çekeceksen… Odadan ayrılırken de yine sırtını dönmeden çıkman isteniyor. Ama Varanasi’de gittiğim Budist tapınakta da benzer bir kurala uyduğumu hatırlıyorum.

Dambulla yolunda maymunlar

 

Bir de Colombo’da gittiğimiz Gangaramaya Tapınağı’nda karşılaştığımız bir şey burada da var. O da Budist tapınağının içinde Hindu tanrılarına ayrılmış bölümlerin yer alması. Mesela Hindistan’da gittiğim Budist tapınaklarda böyle bir şeye rastlamamıştım. Burada da bir bölüm Hindu geleneklerine göre hazırlanmıştı. Ve yine bu tapınakta başı örtülü Müslümanların, Diş Tapınağı’nda olduğu gibi bu tapınakta da ana kapıdan girmelerine izin verilmedi.

Aaa bir de mağaraya çıkış yolundan bahsettim ya, o yolda bir sürü maymun bize eşlik ediyor. Küçüklü büyüklü, oyuncu halleriyle gerçekten izlenmeye değerlerdi. Biz de doya doya seyrettik Beren’le…

Buraya yokuş yokuş dedim de günün devamında asıl zorlu parkur bizi bekliyor. Sıradaki gelsin 🙂

Sigiriya: Aslan Kayası

Sigiriya’yı fotoğraflarından gördüysen eğer belki senin de aklına “Oraya gerçekten çıkılıyor mu?” sorusu gelmiştir. Yanıt veriyorum, evet çıkılıyor 🙂

Buranın yamacına Sigiriya manzaralı küçük kafeler açmışlar. Hatta önlerindeki göl de manzarayı daha da güzelleştiriyor. Manzara ne kadar harikaysa hizmet de bir o kadar kötü ne yazık ki… Pilav bir saatte gelir mi deme, geliyor. Güzel olsa bari, o da değil. Valla bilsem yanımda getirdiklerimden atıştırırdım ama neyse…

Sigiriya aslında yalnızca üzerine çıkılan dev bir kaya değil. Burası bahçeleri, su sistemleri, terasları ve kayanın tepesindeki yapılarıyla eski bir kraliyet kompleksi. Tırmanışa başlamadan önce uzunca bir yol yürümemiz gerekiyor. Yol boyunca maymunlar yine bize arkadaş. Bu sefer koca bir iguana ile maymunu aynı karede görebilmek beni şaşırtıyor.

Sigiriya'da iguana ve maymunlar

Sigiriya'ya tırmanış

 

 

Yani merdivenler başlamadan önce zaten yürüyüş başlamış oluyor. Sonra tırman… tırman… tırman…

Sigiriya’nın tepesine çıkmak için söylenen yaklaşık 1.200 basamağı çıkmayı göze almak gerekiyor. Bazı bölümlerde merdivenlerse oldukça dik. Yukarı çıkarken neyse de aşağı inerken insanların bazılarının korkudan kenarlara tutuna tutuna, minik minik adımlarla indiğini gördüm.

 

 

Sigiriya'nın aslan pençeleriBir noktada karşınıza kayanın meşhur aslan pençeleri çıkıyor. Zaten Sigiriya adının hikayesi de buradan geliyor; buranın diğer adı “Aslan Kayası”. Bugün dev aslan figüründen geriye esas olarak iki büyük pençe kalmış.

Ve o pençelerin arasından yukarı doğru metal merdivenlerden tırmanmaya devam… Baya bir hemstringlerimin varlığını hissede hissede tepeye vardım.

Bir Kral Kendine Neden Kayanın Tepesinde Saray Yapar?

Sigiriya’nın hikayesi de en az kendisi kadar ilginç. 5. yüzyılda Kral Kashyapa, babası Kral Dhatusena’yı öldürerek tahta geçiyor. Tahtın diğer varisi olan kardeşi Moggallana ise ülkeyi terk ediyor. Kashyapa da başkenti Sigiriya’ya taşıyarak bu dev kayanın üzerine sarayını yaptırıyor. Ama hikayenin sonu pek iyi değil. Yıllar sonra kardeşi geri dönüyor ve iki taraf karşı karşıya geliyor. Kashyapa savaşı kaybedip ölüyor. Sigiriya da daha sonra yeniden Budist manastırı olarak kullanılmaya başlanıyor.

Tepeye ulaştığımda beni geniiiş bir manzara karşılıyor. Aşağıda kilometrelerce uzanan yemyeşil Sri Lanka… Yanımda sarayın kalıntıları, teraslar ve su havuzları ve bu kayanın tepesinde yaklaşık 1.500 yıl önce birilerinin yaşamış olduğu gerçeği…

Sigirya'nın tepesinden

Sigiriya'da biz

 

 

Bir de komik bir şey oldu. Beren’le Sigiriya’ya çıkmadan önce birlikte fotoğraf çektirirken, yanımızdan da Çinli turistler geçiyordu. Bizi çeken kişi de Çince biliyor. Fotoğrafımızı çekerken gülmeye başladı. Ne oldu dediğimizde, Çinli turistlerin özellikle renkli gözlü ve sarışın insanlara ilgisi olduğunu söyledi (Onun yalancısıyım 🙂 ) Ve bizim dikkatlerini çektiğimizi, rehberlerinin Sigiriya’yı anlatmak yerine bizden bahsettiğini söyledi. Rehbere göre biz Rus-muşuz bu arada 🙂

Dambulla ve Sigiriya’dan Bizde Kalanlar

Bu bölgede iki gece Cinnamon Hotel’de kaldık. Otelin çevresi de güvenli… Yakınında marketler, Domino’s, Pizza Hut, KFC gibi bildiğimiz yerler var. Her ne kadar acı seçenekler arasından seçim yapmak zor olsa da geç saatte otelde olunca çevresinde böyle seçenekler olması güzel tabii…

Her gittiğimiz yer farklı deneyimler yaşatıyor bize… Yarın yemyeşil bir gün olacak… Çay tarlalarının farklı yüzlerine tanıklık edeceğiz. Merakla bekliyorum!

Sri Lanka yolculuğumuzun önceki duraklarını merak edersen, Colombo’daki ilk günümüzü ve Kandy’de Esala Perahera Festivali’ne denk gelen günümüzü de okuyabilirsin.

Benzer yazılar

Leave a Comment