Güzel bir gülümseme için dişlerimizi koruyalım!…

18-24 Kasım tarihleri arasında Ağız ve Diş Sağlığı Haftası kapsamında “32 Dişe 32 Kural” ismini verdiği seminerinde Diş Hekimi Aslı Tapan bizlerleydi… Benim aldığım notlar 32’yi geçti ve büyük bir bölümü bildiğimiz bilgiler olmasına karşılık belki bazılarını hatırlamak iyidir sağlığımız için… Yumuşak fırça kullanın. Diş macununuzu fırçanıza aşırı koymayın, mercimek büyüklüğünde yeterli. Herşeyin fazlası zarar… Günde 2 kere 2 dakika dişlerinizi fırçalayın. 45 derecelik açı ile diş etinizden başlayarak dairesel hareketlerle fırçalayın. Dişinizi fırçaladıktan sonra dilinizle dişlerinizi arkadan öne doğru süpürün. Asıl hastalıklar dişlerin ara yüzünde oluşur. Bunun için diş ipi ya da…

Devamı...

Dönüşüm senin ellerinde…

Yaklaşık beş yıldır evimde geri dönüşümleri ayırıyorum. Artık öyle bir hale geldim ki bir şişeyi çöpe atmak zorunda kalsam içim titriyor. Mutfağımın balkonunda mevcut çöp kutumun neredeyse 3 katı hacminde geri dönüşüm atıklarını biriktirdiğim bir çöpüm daha var. Her türlü cam, plastik, metal ve kağıt atığı bu kutuda biriktiriyorum; dolduğunda da yallah sokaklardaki kumbaralara… Neden mi? Çünkü; cam şişenin doğada 4.000, plastiğin 1.000, alüminyumun 100, gazetenin 1 yıla yakın sürelerde yok olduğunu hepimiz biliyoruz. Durum böyle olunca da yüreğim el vermiyor doğayı kendi ellerimle rezil etmeye… Kapaklar hepimizin malumu!… Onların da…

Devamı...

3 Milyon 400 Bin Yıllık Doğal Tarih… Tokat Ballıca Mağarası!

Amasya, Çorum ve Tokat üçlemesinin en görülmeye değer yerlerinden biri de Ballıca Mağarası… Tokat’ın Pazar ilçesinden Akdağ’ın tepesine uzanan yolda… Yolu biraz kıvrımlı ama vardığınızda “değdi” demeniz kaçınılmaz… Dünyanın oluşum yönünden en zengin mağaralarından biri olarak kabul ediliyor Ballıca… Önce büyüklüğü ile etkiliyor insanı… İnilen onca merdivenle oluşturulan katlar arasında gezinti sizi başka bir dünyaya taşıyor. Su ve nemin hakimiyeti; içindeki sarkıtlar, dikitler, damlataşlar, havuzlar büyüleyici… Mağara 680 metre boyu, 94 metre yüksekliğiyle heyecan verici… Ziyarete açık alanlarının yanı sıra bir o kadar da kapalı alanı mevcut; düşünün büyüklüğünü… Mağara içindeki sıcaklığın yaz kış 18 derece civarında…

Devamı...

Gelibolu’da tarihe şahitlik edin…

Gelibolu, yıllardır gelmek isteyip de bir fırsatını yakalayamadığım bir yer… Vatanın nasıl savunulacağını dünyaya anlatan Gelibolu Savaşı’nın yaşandığı sokaklarda bugün geziyor olmak inanılmaz… Çanakkale sınırlarındaki Gelibolu, Çanakkale Boğazı’nın Marmara’ya açılan ağzına yakın ve kendi adını verdiği yarımadanın üzerinde kurulmuş tarihi milattan öncelere uzanan bir ilçe… Buraya geldiğimde çok heyecanlıydım ve her köşesini ayrı ayrı gezmek için sabırsızlanıyordum. İlk durak Gelibolu Feneri… Hamzaköy’e bakan yamaçta dönüyor fener… İzlediği manzaraysa muhteşem! Yanındaki parkta aldığımız kısa fotoğraf molasının ardından Bayraklı Baba Türbesi’ndeyiz. Hikayesi ilginç, bir kuşatma sırasında sancağı düşman eline geçmemesi için kılıcı ile…

Devamı...

Karaköy’de bir vaha…

Serin bir ilkbahar akşamı… Karaköy’den Beşiktaş’a doğru yürüyoruz… Cadde üzerindeki dükkanların tamamı kepenklerini indirmiş… Gecenin karanlığı biraz da ürkütüyor aslında insanı… Sağa doğru uzanan birkaç ara sokağı geçiyoruz. Arkadaşım bir cafe olduğunu söylüyor buralarda, onun bir arkadaşı işletiyormuş. Bunca kapalı yerin arasında açık bir yer bulma “ümitsizliği” ile bu sokaklardan birine dalıyoruz… Gözlerimize inanamıyoruz! Üzeri asma yapraklarıyla kaplı bir sokak hayal edin… Yaprakların arasından sarkan lambaların sokağı aydınlattığı… Sakin bir müzik sesi duyuluyor derinden… Şık giyimli insanlar şemsiyelerin altında sigaralarını tüttürüyor. Köşedeki Karabatak Karaköy’de oturuyoruz. Hava soğuk ama yine de…

Devamı...

Kamp Ateşi’ni Yedigöller’de Yaktık…

Kızımla uzun zamandır deneyimlemek istediğim bir aktiviteydi kamp… Mevsim itibariyle de tam zamanı dedik ve arkadaşlarımızı da kapıp, bunun için en güzel yerlerden biri olan Yedigöller’e doğru rotamızı belirledik. Birlikte ilk kamp deneyimimiz olacağından onun kadar ben de heyecanlıydım. Sabahın erken saatlerinde yaklaşık dört saat sürecek yolculuğumuz başladı. Bu yolculuğun ilk meyvesini ağaçlardan gökyüzünü göremediğimiz bir doğayla buluştuğumuzda almıştık bile. Gelir gelmez Nazlıgöl’ün hemen yanına çadırlarımızı kurduk. Matler, uyku tulumları da yerlerini bulduktan sonra, kızım ve arkadaşı gölün etrafında keşif turlarına başlamıştı bile. Biz de şehrin kaosundan kaçmış olmanın haklı…

Devamı...