Ankara gezimizin son durağı 2.Cumhurbaşkanımız İsmet İnönü’nün 1925’ten 1973’teki ölümüne kadar 48 yıl yaşadığı ve hala müze olarak varlığını sürdüren Pembe Köşk’e ayrılmıştı. Buraya gelirken yolda rehberimiz İsmet İnönü’nün kızı Özden İnönü Toker’in sağlığı yerinde olursa çocuklarla bire bir anlatımda bulunabileceğini söylediğinde sanırım çocuklardan daha çok heyecanlandım. Kendisi hala Pembe Köşk’ün üst katında yaşıyormuş. Her yıl milli bayramlarda açılan bu müze, iş çocuklar olduğunda kapılarını sonuna kadar açıyor… Alt kat sergi alanına ayrılmış. Burası 1923’lerde İsmet İnönü tarafından bağ evi olarak alınmış. Yaklaşık 1,5 sene tadilat görmüş. Bütün eşyalar ailenin bire bir kullandığı eşyalar. Özden Hanım ise…
Devamı...Etiket: BLOGCU
Tarihten bugüne meclislerimiz…
Ankara seyahatimiz sırasında tüm meclis binalarımızı görme şansım oldu… Tarih meraklıları için biraz detaya gireyim… Ulus’ta yer alan 1.TBMM Binamız bugün Kurtuluş Savaşı Müzesi olarak 1961 yılından beri ziyaretçilerini ağırlıyor. Bina ilk olarak 1915 yılında İttihat ve Terakki Cemiyeti için inşasına başlanmış. 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılmasına karar verildiğinde bu binanın kullanılmasına karar verilmiş ve 115 temsilci ile ilk toplantı yapılmış. En yaşlı üye sıfatıyla Sinop Mebusu Şerif Bey geçici başkanlığı üstlenerek açılış konuşmasını yapmış. Ardından Ankara Milletvekili Mustafa Kemal Paşa söz alarak Meclis’in hangi üyelerden oluşacağına dair bir açıklama…
Devamı...10 Kasım’ın ardına Anıtkabir’de Askeri Tören…
Aslında Ankara‘ya geliş nedenimiz… Anıtkabir… Diğer Anıtkabir ziyaretlerimden farklı olarak adımıza düzenlenen “Askeri Tören”e katılacağız… Mustafa Kemal Atatürk hiçbir zaman kendisi için bir anıt mezar istememiş. Ancak Türk halkı ona duyduğu hayranlık saygıdan, Atatürk’ün sıradan bir yere gömülmesini istememiş ve bunun için uluslar arası bir yarışma düzenlenmiş. Bu yarışmada Prof.Dr. Emin Onat ve Doç.Dr. Orhan Arda’nın projesi birinci olmuş. 1944’te yapımına başlanan anıt 1953’te tamamlanarak naaşı Etnografya Müzesi’ndeki geçici kabrinden buraya taşınmış. Bugün kızımın okuluyla beraber geldiğimiz Anıtkabir’de okul adına özel bir tören düzenlendi. Askerler Aslanlı Yol önünde bizi karşılıyor. Çocuklarımız Aslanlı Yol boyunca gerdikleri…
Devamı...Vecihi Ofluoğlu ile sessizliğin dili…
Geçmişten gelen büyük bir iz benim için Vecihi Ofluoğlu… Daha 9 yaşındaydım konservatuara başladığımda… Kızım yaşında… Bale eğitimi alırken mimik ve solfej eğitimi de zorunluydu. 9 yıl süren eğitimimin tamamında O benim ruhumun şekillenmesine yardımcı oldu sessiz diliyle… O zamandan bugüne uzanan… Önünde saygıyla eğildiğim öğretmenim.. Okul döneminde tüm gösterilerini izlemiştim, mezun olduktan sonra da olabildiğince gösterisine gitmeye çalıştım. Bugün onunla yapacağım röportaj için günler öncesinden heyecanlanmaya başlamıştım bile. Yılların ondan bir şey götürmediğini biliyordum da neler getirdiğini görmek ne güzel oldu… İşte dünden bugüne uzanan büyük pantomimci, sevilen öğretmen,…
Devamı...Güzel bir gülümseme için dişlerimizi koruyalım!…
18-24 Kasım tarihleri arasında Ağız ve Diş Sağlığı Haftası kapsamında “32 Dişe 32 Kural” ismini verdiği seminerinde Diş Hekimi Aslı Tapan bizlerleydi… Benim aldığım notlar 32’yi geçti ve büyük bir bölümü bildiğimiz bilgiler olmasına karşılık belki bazılarını hatırlamak iyidir sağlığımız için… Yumuşak fırça kullanın. Diş macununuzu fırçanıza aşırı koymayın, mercimek büyüklüğünde yeterli. Herşeyin fazlası zarar… Günde 2 kere 2 dakika dişlerinizi fırçalayın. 45 derecelik açı ile diş etinizden başlayarak dairesel hareketlerle fırçalayın. Dişinizi fırçaladıktan sonra dilinizle dişlerinizi arkadan öne doğru süpürün. Asıl hastalıklar dişlerin ara yüzünde oluşur. Bunun için diş ipi ya da…
Devamı...Dönüşüm senin ellerinde…
Yaklaşık beş yıldır evimde geri dönüşümleri ayırıyorum. Artık öyle bir hale geldim ki bir şişeyi çöpe atmak zorunda kalsam içim titriyor. Mutfağımın balkonunda mevcut çöp kutumun neredeyse 3 katı hacminde geri dönüşüm atıklarını biriktirdiğim bir çöpüm daha var. Her türlü cam, plastik, metal ve kağıt atığı bu kutuda biriktiriyorum; dolduğunda da yallah sokaklardaki kumbaralara… Neden mi? Çünkü; cam şişenin doğada 4.000, plastiğin 1.000, alüminyumun 100, gazetenin 1 yıla yakın sürelerde yok olduğunu hepimiz biliyoruz. Durum böyle olunca da yüreğim el vermiyor doğayı kendi ellerimle rezil etmeye… Kapaklar hepimizin malumu!… Onların da…
Devamı...