Zamanı durdurmak için Prag…

Prag demek… Sanat demek, tarih demek, edebiyat demek, kültür demek… Bu şehri iki güne sığdırmayın sakın demek… Yolunuz Prag’a düştüyse eğer sokaklarda vakit geçirmeye mutlaka zaman ayırın… Benim gibi çıplak ayak dolaşın sokaklarında… Hissedin taşlarda şehrin büyüsünü… Eminim yürüdüğünüz yer, başınızı kaldırdığınızda gördüğünüz her noktada kendinizden birşey bulacaksınız…

Prag 5

Otelden çıkar çıkmaz Karlovy Köprüsü‘nde bulun kendinizi… Dedim ya Prag demek geçmiş demek, köprünün üzeri sıra sıra klasik heykellere dolu. Bu köprüyü baştan sona gezin. Hem de hem gündüzünü, hem gecesini yaşayın. Yaşayın ki, şehrin silüetinin her halini görün… Altından geçen teknelerin süzülüşünü izleyin… Kalenin gündüzkü heybetinin gece ışıklandığında nasıl romantikleştiğini hissedin.. Heykellerden biri ki hangisi olduğunu önündeki kalabalıktan hemen anlayacaksınız onu bir güzel okşayın ki geçerken, dilekleriniz de hemen kabul olsun… Ellenmekten zaten parıl parıl parlıyor :) Köprünün sadece üstünü gezmeyin altındaki dükkanlara göz gezdirin, köprünün altında nehre bakan demirlere dilek anahtarınızı kilitleyin. Sanırım batıl inançları yoğun insanlar bu Çekler :)

Prag Kilitler

Prag 10Köprünün hemen yanından meşhur kalelerine çıkılıyor, Prazsky Hrad… Köprüden gördüğünüz manzara burada zirveye taşınıyor. Kale içinde gezilebilecek birçok nokta var; Eski Kraliyet Sarayı, Aziz Vitus Katedrali ve Aziz George Bazelikası ilginizi çekiyorsa sizi bekliyor olacak… Saatiniz denk gelirse askerlerin nöbet teslim törenleri gerçekten etkileyici oluyor. Altın Yol’da yürüyüş çok keyifli… Sevimli evler ve alışveriş için dükkanlar yer alıyor. Meşhur porselenlerinden evinize götürmek isterseniz burada zevkli parçalara rastlayabilirsiniz…

Kalenin hemen yakınında çocukları ve içi çocuk kalanlar için de bir surpriz var… Dünyanın ikinci büyük Oyuncak Müzesi de burada yer alıyor.

Prag Oyuncak Müzesi

Prag Saat KulesiPrag’ı gidip de astronomik saati görmezseniz sizi döverler. Şaka bir yana bu elbette özellikli bir saat. Her saat başı saat hallenip semboller hareket etmeye başlıyor ve yüzlerce insan yaz kış demeden bunu izlemek için toplanıyor. Saat elbette ki görülesi ama bence bundan daha güzel olansa hemen yanındaki meydan… İki gün boyunca burada oldukça uzun bir zamanımı geçirdim. Ne mi yaptım? Sürekli birileri gösteri yapıyor mesela, herkes maharetlerini sergiliyor. Sonra oraya özgü waffle var, çikolata seven biri olarak bence küçük ama büyük bir ayrıntı; sonracığıma etrafında bir sürü cafe var. Meşhur dark birasını burada tattım mesela. Ayakkabılarımızı atıp bütün gün çıplak ayak yürüdük kızımla… Meydanda yere oturup saatlerce insanları seyrettim. O sırada kaç kere astronomik saat çaldı bilmiyorum ama saate bağlı olmadan anın tadını çıkartmak bu olsa gerek…

Prag Saat Kulesi Meydanı 2

Prag Saat Kulesi Meydanı 3Astronomik saatten Karlovy Köprüsü’ne doğru giderken sağda muhteşem kokteyller hazırlayan bir cafe var. Kitapçığı bir açıyorsunuz ve deliriyorsunuz. Çünkü yüzlerce çeşit karışım içinde kaybolmamak içten değil. İşte bunları denemeden dönmeyin! Votka sever biri olarak burası bir cennet çünkü Praglılar da tam bir mohito sever… Tahmin edeceğiniz üzere burada içtiğimiz mohitolar superdi… Hem oturup etrafa bakabilir hem de damağınızı neşelendirebilirsiniz burada… Prag’da kaldığım süre boyunca bunun fazlasıyla tadını çıkarttım…

Astronomik Saati arkanıza alıp yürüyünce Yahudi mahallesi başlıyor… Bir anda ortam farklılaşıyor bu sokaklarda… Yahudi Mezarlığı, eski/yeni sinagog, Pinkas Sinagogu görülebilir yerler ve toplu bilet almanız durumunda biraz daha hesaplı oluyor.

Dönelim tekrar içkilere… Herhalde ülke soğuk olunca içki tüketimi ve çeşitliliği artıyor… 3 çeşit bira var. Budweiser, Kurusovice ve Urquell hepsi de çok güzel. Ama U Fleku diye bir yer var. Kendi biraları acayip siyah renkli ama enfes bir bira… Onlar içlerini ısıtsın diye birayla Becherovka içiyorlar,  tarçın likörü olarak geçiyor. Bence deneyin keyifli oluyor hem de kış aylarında giderseniz içinizi alev alev yapıyor… Tarçın sevmeyen bana bile 2 shottan sonrası pek güzel geliyor. Ama likör olduğuna aldanmayın, 4 kadeh içtiniz mi gecenin kalanını hatırlamama ihtimaliniz var…

Petrin Kulesi‘ni de gitmişken görmelisiniz. Bir kere muhteşem bir bahçe içinde yer alıyor… Füniküler ile tepeyePrag 9 doğru tırmanıyorsunuz yeşillikler arasından… Gül bahçeleri içindeki yürüyüşün ardına kulenin kapısına ulaşılıyor. Asansör bekliyorsanız nafile… Eyfel replikası bu kulenin tepesine, merdivenleri döne döne tırmanarak ulaşıyorsunuz ve Prag gözlerinizin önüne seriliyor.

Şehir, mimari ile dikkat çekici… Birçok binanın üzerinde kaç yılında yapıldığı yazıyor ve tarihleri görünce bir kez daha hayran bırakıyor kendine… Şehri görünce “Bunlar mı 60 sene komünizm ile idare edildi?” diye soruyor insan kendine; çünkü tam bir burjuva şehri görüntüsü hakim… Bu yapılara ters bir yapı var ki modern ve sıradışı tarzı ile şaşırtıyor, Dancing House… Binaya dans eden ev denilmesinin nedeni ise dış cephesinin dans ediyormuşcasına hareket ediyor gibi görünüyor olması… 1997 yılında Vlada Milunic ve Frank Gehry tarafından beraber inşa edildiği söylenen binaların muhteşem Vltava Nehri manzarasına doğru bakıyor olması da ayrı bir güzel…

Prag 17

Nehir demişken yine bu serinliğe bakan bir özel yer daha var ki o da Kavarna Slavia… Nazım Hikmet’in de çok severek geldiği bu cafenin ruhunu içinize mutlaka sindirin…

Slavia1

Prag İşkence MüzesiKarlovy Köprüsü’nün girişine yakın İşkence Müzesi gözümüze çarpıyor ve meraklı ben içerdeyim tabii… Zalim yöntemlerle karşı karşıya kalıp, Ortaçağ’dan kalma hayat ile ölüm arasındaki dengeye farklı bir açıdan bakmaya hazırsanız burası sizi bekliyor olacak…

Özellikle caz bu şehirde çok mühim. Gece Vltava Nehri üzerinde caz orkestraları eşliğinde yemeğimi yiyeyim derseniz bu da tercihinizi de kullanabilirsiniz. Yok bir caz club a gitmek isterseniz Agharta Jazz Club bize verilen öneriler arasındaydı…

Prag 16

Ve son önerim… Buraya gelmişken bir gün için mutlaka araba ya da motorsiklet kiralayıPrag 20n… Jilet gibi akan yollarda, yemyeşil doğanın içinde hem sürüş keyfi yaşayın hem de şehre çok da uzak konumda olmayan Terezin Toplama Kampı, İskelet Müzesi ve Kutna Hora’yı ziyaret edin… Terezin’de yahudi soykırımı ile ilgili gerçeklerle tekrar yüzleşirken bunların hayatın içinde ve gerçek olmaları insanın yüreğini acıtıyor… Sonrasında Kutna Hora’nın sokaklarını gezmek, doğası ve dinginliği ile içinizi saracak huzur da aynı günün sonunda hayatın ikilemi olarak karşınıza çıkıyor olacak…

Prag 45

Prag için Açıkhava Müzesi deniliyor… Gerçekten de öyle… “Her şehri anlamanın, sevmenin bir yolu vardır. Yeter ki onun size ne söylediğini iyi dinleyin…” derler… Bence Prag’a bayılacaksınız…

Bu yazı ilginizi çektiyse bunları da okumak isteyebilirsiniz;

“Nazım’ın Ruhuyla Kavarna Slavia…”

“İskelet Müzesi, Katedralleri ve Huzurlu Sokaklarıyla Kutna Hora…”

“Prag’da Hayat ile Ölüm Arasındaki Denge: İşkence Müzesi”

“Terezin Toplama Kampı… İnsanlıktan Utandığım Yer…”

Facebooktwittergoogle_pluslinkedintumblr
buse

buse

2 Comments

  1. Merhaba. Prag gözlemleriniz ve yazılarınız için teşekkür ediyorum. Yakın zamanda düşündüğüm Prag seyahati için oldukça yardımcı oldu diyebilirim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*