Hindistan’ın Romantik Şehri Udaipur…

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

Udaipur’a indiğimizde çılgın bir yağmur bizi karşıladı. Bardaktan boşalırcasına yağıyor ve tuktuğun plastik brandaları o kadar da koruyamıyordu tabii… ve tren istasyonundan otele ulaşmamızın da epey bir zaman aldığı düşünülürse… Her yeni şehre geldiğimde gözlerimi kocaman açarım gözlerimi… Şehir değiştikçe mekanın değiştiği gibi insanları da değişir… ya da araçların plakalarının değişmesi gibi ruhu da farklılaşır sanki… Evet bu sefer karanlıkta şehre girmek, havanın ıslaklığı, tuktuğun her çukurda üzerimize su fışkırtması derken o sevdiğim ana tam anlamıyla tanık olamadım…

Ama hiç de fena değilmiş bu şehirde kalacağımız otel, Panaroma Hotel… Tam nerede, merkeze yakın mı uzak mı henüz bilmiyorum ama bir konak gibi… Hafif gıcırdayan zeminli odası bize verdikleri devasa bir kilitle açılıyordu. Odanın içinde tuvalet de var, harika! Çift kişilik yatağı arkadaşımla paylaşacağız bu sefer ama olsun… Oda gibi oda işte… Ranza bile değil yatağımız 🙂 Yatağın üzerindeki pervaneyi açtık, benim keyfim yerinde… Esma’yı da güldüreyim diye çıktım yatağın üzerine dans etmeye başladım. Ve kaptırdım elimi pervaneye… 🙂 E biraz canım acıdı tabii ama muzurluk yapacağım ya, çok da tınnn… Sürekli elektrikler kesiliyor burada da, Pushkar‘daki gibi… Onun için çok da geçe kalmadan dinlenme moduna geçiyoruz… O, bu derken epey uzun bir gün yaşadık bugün…

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

Sabah uyandığımızda kahvaltı için otelin en üst katındaki kafe bölümüne çıktığımızda o da ne? Karşımızda harika bir göl manzarası bizi bekliyor, Pichora Lake… Bir yanda iki tarafı bağlayan köprü, tam karşıda bugün gezeceğimiz en meşhur Ghat’ları… Gece boyunca onların lighting dedikleri şimsekleri izledikse muhteşemdi odamızın camından…. Yağmurlu ve harika bir sabah!

Udaipur tam bir göller şehri… Birbiriyle bağlantılı dokuz göle ev sahipliği yapıyor… Köprüler, saraylar, sanat merkezleri ile bir Avrupa havası esiyor burada… Tabii bir yandan da Ghat’larda süregelen seramoniler, yollarda oturan inekler derken Hindistan’ın da ta kendisi… Azıcık da olsa serinlik var, su kenarındayız diye herhalde… Günlerdir bayıltan sıcak sonrası benden iyisi yok, hala hasta olmama rağmen…

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

Ben bol zencefilli çayımı içerken kahvaltıda, karşımızdaki ghatta Hintli inananlar göle girip arınıyorlar… Kahvaltı sonrası hemen sokağa döküldük tabii… Günü kaçırmamak lazım… Otelin yeri harika… Birkaç dakikalık bir yürüme sonrası o bahsettiğim köprüyü geçince birçok önemli yer de oraya yakın konumda…

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

Yağmurluklarımız işe yaracak gibi duruyor bugün… Otelin çatısından gördüğümüz Ganguar Ghat ilk durağımız… Başka ghat lar gibi burada da Pichola Gölü’ne merdivenlerle inip arınıyorlar… Özellikle akşamları kapsamlı seramoniler yapılıyor burada…  Hatta akşam tekrar uğrayacağız buraya…

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

 

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...Merkezinde yürüyoruz bol bol… Gezeceğimiz bir sonraki yer City Palace… Burası gölle 224 metre cepheli, 30 metre yüksekliği ile tüm Rajasthan eyaletinin en büyük sarayı… Kubbeleri, kuleleri ve balkonlarıyla dantel dantel örülmüş bir yapı… İçerisinde şık bir kafesi var, mis gibi bir yer… Girişteki surlarda görevliler karşılıyor. Devasa bir yapı… Bu sarayın suya bakan cephesinden tekneler kalkıyor. James Bond’un Octopussy filmine de set olmuş Jag Mandir… Bu Pichola’nın ortasındaki  bir ada… Burayı yakından görüp şehre sudan bakmak için tekne gezisi iyi bir alternatif… Ben yürüyerek gezenlerden olduğundan tercihim olmadı… Gidenler de “ahh neler kaçırdınız” demedi açıkçası… Onun için çok da kayıp gözüyle bakmıyorum. Saray’a çok yakın konumda Jagdish Temple… Dik meridvenleri, mermerden oyma figürleri, içeride mantralar eşliğinde seramonisi ise en aklımda kalanlar… Ha bir de soldan sağa doğru gezilirse kutsanacaklarına ve bu mermerlere elini sürersen bağımlılıklarından arınacağına inanıyorlar…

Burası Hindistan’ın en romantik şehri olarak geçiyor. Düğün mevsimi geldiğinde zengin kesiminin çoğu buraya gelip günler süren düğünlerini organize ediyorlar. Düğün zamanlarının nasıl palnlandığını da Jaipur‘u anlatırken yazmıştım. Malum burada herşeyin bir zamanı var 🙂 Aynı zamanda Udaipur sanat konusunda da önemli bir yere sahip… Özellikle de minyatür… Jagdish Temple içinde gizli bir kuytuda çok özel bir minyatürcü var. Harika el sanatları var içeride… O kadar kıymetli ki, hazırlayan sanatçı izin vermiyor çalışmalarının fotoğrafının çekilmesine ve kesinlikle hak ediyor… Kök boyaları nasıl kullandığını, özel incelikteki kağıtları, ipek kumaşları onun ağzından dinlerken burada ne kadar zaman geçirdik hatırlamıyorum. Çizimlerde özellikle üç figür ön planda… Devenin aşkı, filin gücü, atın da şansı getireceğine inanıyorlar… Aynı zamanda deve Jaisalmer, Fil Jaipur, At ise Udaipur şehirlerini temsil ediyor… Bu nedenle de bu üçlü figür oldukça çok karşımızda burada da… Okuduğum diğer bloglarda buradan hiç bahsedilmiyor ama sizin eğer yolunuz düşecekse Udaipur’a mutlaka uğranacak yerleriniz arasına ekleyin derim ben…

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

Kalan yarım günümüzü de sokaklarda avarece dolaşmaya ayırdık. Ne kadar mantıklı bir hareketti bilmiyorum ama… İki kadın baya bir dip köşe sokaklarına daldık şehrin… Yoga için birçok eğitim merkezi, sari dikimi için yanyana dükkanların olduğu kumaşçı sokakları vardı yol üzerinde… İç kısımdaki evlerin dış duvarlarını süsleyen çizimler ilgimizi çekti… Sonra göl kenarında oturup balık avlayanları izledik bir süre… İki yakayı birbirine bağlayan birçok köprüden geçtik… İnekler izin verdiğince köprülerden geçmeye çalıştık biz de arabalar gibi… Minicik bir kafede pizzamızı yedik sonra… Bir köpek ki bizi çok sevmiş olmalı… Onun korumasında neredeyse yarım saat kadar birlikte diğer yakasını gezdik şehrin… Hintli çocuklarla eğlendik, fotoğraflar çektik. Hindistan nasıl bir yer derseniz? Gülemseyen bir yer diyebilirim hiç düşünmeden 🙂

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

Rajasthan eyaleti, özellikle Udaipur, Hindistan’da kukla yapımı ve oynatıcılığının kalbi… Hindistan’daki kukla tiyatrosu geleneği çok uzun bir geçmişe sahip… Dans ve dramayı birleştirdikleri en eski tiyatro biçimi… Yöresel kültüre ait dansları, yine yöresel canlı çalgı ve müzikler eşliğinde izlemek de mümkün… Biz de Ganguar Ghat’ın hemen yanındaki Bagore-ki Haveli Müzesi içinde olan Kukla Tiyatrosu’nu izleyenler arasındayız bu gece… Yalnız şöyle bir durum var. Biletleri önceden almanız mümkün değil… İzlemek istiyorsanız 18.00 gibi sıraya girip o günün biletini almanız gerekiyor, 19.00’da başlayan gösteri için… Bileti alırsan izleyebiliyorsun, yoksa el sallıyorlar 🙂 Akşam aktivitesi için harika… Bir koridordan sırayla gösterinin yapılacağı alana alıyorlar sizi… İzleyicilerin oturacağı yerler halı kaplı… Herkes yerde boş bulduğu yere oturuyor. Tabii biz aceleci tavuklar olarak en önden izliyoruz gösteriyi… Eğer çekim yapmak istiyorsanız her makine için ayrı bir ücret ödemeniz gerekiyor, cep telefonları da buna dahil… Gösteri sırasında da ajan gibi etrafta dolaşıp ödemeden çekim yapanları avlıyorlar 🙂 Biz tek makine ile yetinip, çekimden çok o anı yaşamayı tercih ettik. Gerçekten keyifli bir gösteriydi, zamanın nasıl geçtiğini anlayamadım. Kukla gösterileri, başlarında testilerle dans eden Hintli kadınlar, rengarenk kostümler, değişik makyajlar, yöresel müzikler eşliğinde çok keyifliydi gerçekten…

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

Çıkışta Ganguar Ghat’ta oldukça kalabalık bir kitlenin olduğu seramoni vardı. Uzun bir süre onları izledik orada… Mantralar eşliğinde adaklarda bulunuyorlardı… Dinsel ve kültürel farklılıkları görmek… Hepimizin aynı dünyada soluduğumuzu hatırlatan anlardı yine… Çeşitlilik harika bir olgu… Otele döndüğümüzde çatıdaki terastan dinlemeye devam ettik seramoniyi… Sanki alfabelerindeki harfleri sıralıyorlardı ardı arkaya ya da bana öyle geldi… Bir ara elektrikler kesildi yine… Ama mikrofonu bırakıp kendi sesleri ile devam ettiler bu sefer… Şartlar ne olursa olsun devam ediyordu hayat…

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

 

 

Göl manzaramız ve zencefilli çayım eşliğinde yaptığımız kahvaltının ardına Sajjan Garh Fort (Monsoon Palace)‘a doğru yoldayız… Şehrin biraz dışında saray… Ulusal Park’ın içinden geçiyoruz varabilmek için… Yemyeşil doğasıyla harika bir yol… Saray tepede… Ve acaaayip rüzgarlı… Bütün şehri, gölleri görebildiğiniz muhteşem bir manzaraysa eşlikçimiz… Zamanın kralı muson yağışlarını analiz ettirtmek için yaptırmış ama tamamlayamadan da ölmüş… Sarayın içi öyle ahım şahım değil… Ama o çılgın rüzgar, manzara, yeşil doğasının bana çok ama çok iyi geldiği kesin…

 

 

 

 

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

 

Dönüş yolunda bu göllerin birbiriyle bağlantının olduğu bir yerde durup mola verdik… Şelale gibi bir görüntüsü vardı… Bu arada her yer o sarayı, bu sarayı… Tam bir tezatlar ülkesi Hindistan… Bir yerde açlık sınırında insanlar, diğer tarafta zevk sefa… Araçtan erken inip otele varan yolun kalanını yürüyelim dedik. İyi ki de demişiz… Hindistan’daki şu ana kadar gördüğüm en ulu Banyan ağacı karşımdaydı… Kendine özgü kök yapısıyla muhteşem bir ağaç Banyan… Aslında bu ağaç tek başına bir orman… Çünkü 300’e yakın kalın gövdesi, 3.000’e yakın ince gövdesi olduğu söyleniyor. Her dalından ince kökler salınıyor toprağa doğru… ve bu kök dallar toprağa ulaştığında kalınlaşıyor zamanla ve buradan yeni bir ağaç doğuyor… Bu nedenle de bu ağaca ölümsüzlük ağacı da diyorlar… Tek kelime ile “muhteşem”…

 

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

Akşam yataklı otobüs ile Jaisalmer’e geçeceğiz. Otobüs kalkışına kadar olan zamanımızda güzelce karnımızı doyurduk. Sokak aralarında gezindik bolca yine… Sonra tuktuklar aldı bizi ve sözde Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...otobüs terminaline götürdü. Derme çatma bir kulübe terminal dedikleri… Şehre geldiğimiz gün gibi şiddetli bir yağmur yağıyor yine… Yerler çamur içinde, benim ayakta sandaletler…  Yere çantamı koymaya imtina ederken berbat bir pisliğin içine çantamı yatırmak, geçen farelerin bana uğramaması için ricacı olmak… Otobüs ise ayrı bir macera… Otobüsün bir tarafı çift kişilik, diğer tarafı tek kişilik yataklar sıralı… Birkaç sırada da normal koltuk düzeni var… İçerisi taverna gibi yeşil ışıklarla aydınlatılmış… Battaniyeler dağıtıyorlar… Küçük dehlizler gibi camekanlarla ayrılmış odacıklar, aynı zamanda perdelerle de mahremiyet sağlamışlar… Güzel tarafı klima olması ama tabii kısma-açma ayarı beklemeyeceksin… Ya donuyorsun, ya pişiyorsun yine… Bizim yattığımız bölümde dışarıyı görebildiğimiz bir cam vardı ama sonradan öğreniyoruz ki diğer yataklarda o da yokmuş… Tam bir mezar… “Yataklı otobüste gitmezsen Hindistan’da yolculuk yapmamışsın” diyorlar. Aman olmaz olsun dedirten cinsten bir yolcuktu gerçekten… Sözde otobandan gidiliyor ama yollar kambur kumbur… Benim için tam bir sınanma saatleri oldu bu yolculuk… Yollardaki inek, öküz vs söylemiyorum bile artık… Kafam kaşınıyor iki gündür… Yattığım abudik gubidik yerlerin hesabı kaçtı. Umarım bitlenmem walla yastık kılıfımda kafirun, saçıma sürdüğüm sürekli lavanta hidrolatı ile sanmıyorum da, psikolojik herhalde… Özdeşleştim kafama sardığım eşarpla… İyice yorulduk artık…

Yarın çöle çıkacağımız Jaisalmer için heyecanlıyım…

Hindistan'ın Romantik Şehri Udaipur...

Konaklama: Panaroma Otel (Şehrin merkezinde, manzarası çok güzel, odalarda tuvalet var, temiz)

Yürüme: 16 km

Facebooktwittergoogle_pluslinkedin

Benzer yazılar

Yorum Yapın

*