Terezin Toplama Kampı… İnsanlıktan utandığım yer…

Prag’ın yaklaşık 60 km dışında; Terezin’deyiz… Asıl adıyla Küçük Hisar… Havanın ılıman iklimi bile buradaki soğuk havayı yumuşatmaya yetmiyor. Gelmeden buranın sıkıntılı bir yer olabileceğini tahmin edebiliyordum ama daha en başta dışarıda sizi karşılayan mezarların varlığı bile bakışlarımı karartmaya yetti…

18.yy’ın sonlarına doğru kuruluyor Terezin. Başlangıçta zindan olarak kullanılmış. Çek ülkelerinin 1939’da işgalini takiben Nazi terörü nedeniyle Prag 18bütün hapishaneler dolmuş ve burada Prag Gesteposu’nun cezaevi kurulmuş. Savaşın sonuna kadar yaklaşık 5.000’i kadın olmak üzere 32.000 tutsak bulunmuş burada. Evet tutsaksınız ve bir de üstüne Yahudi iseniz kaderiniz içler acısı… Özellikle Vatanı Müdafaa “Sadık Kalacağız” dilekçesine katılmışsanız ya da İllegal Kominist Parti gibi çeşitli teşkilatların üyesiyseniz buraya getirilecek olmanız büyük olasılık… Bu kişilerin çoğu için Terezin, geçiş istasyonu olarak kullanılmış ve buradan mahkeme, hapishane ya da toplama kamplarına sevk edilmişlerse de 5500’ünün ölümüyle sonuçlanmış. Direkt Terezin’de kötü hayat şartları, hastalık ve işkence nedeniyle de ne acı ki 2.600 esir hayatını kaybetmiş…

Savaşın sonuna doğru sayının artmasıyla taşan nüfusla hapishanede tifüs salgını yayılmış ve nazi yönetimi malesef herhangi bir önlem almamış. 1945’te Kızıl Ordu gibi çeşitli sağlık teşkilatlarının ve yerel halkın desteği ile salgının durdurulmasına önemli katkı sağlanmış… Oysa dışarıda mezarlığın bir bölümünün arkasında yer alan kocaman haç, diğer bölümdeki Davut Yıldızı “İşte eşitiz!” diyor bağıra bağıra…

Prag 19Her ne kadar ana girişte Arbeit Macht Frei (Çalışmak özgürlüktür!) yazsa da burası bir çalışma kampı değil… Bu yazının, çoğu nazi toplama kamplarında görülmesi doğal karşılanırken burası gibi bir gestapo görülmesinde ender olduğu söyleniyor. Kasabadaki gettoda yaşayan ya da trenlerle farklı yerlerden getirilen yahudilerin bir süre kaldıkları ve farklı çalışma kamplarına ki muhtemelen ölüme gönderildikleri ara durak bir istasyon… Ölsünler ve yenilerine yer açılsın… Kapıda yazan “Çalışmak özgürlüktür!” yazısı gelenleri insanı insanlıktan çıkarak hayat koşulları için motive etmekten öteye geçemiyor kanımca…

Girişte yer alan Kayıt Ofisi’nde gelen tutsakların kayıtları alınarak isimler yerine numaralandırılıyorlar. Sonrasında Giysi Ambarı’na geçip sivil kıyafetlerini bırakıp askeri üniformalar giymek zorunda bırakılıyorlar. Tutsakların mektuplarının sansürlendiği ve ifadelerinin alındığı ayrı bölümler var. Tüm dönemde kampın müdürlüğünü yapan Heinrich Jöckel mahpuslar arasında acımasızlığıyla ünleniyor.

Kadın erkek olarak ayrılan yahudiler koğuşlarına alınıyordu. İçeriye girdiğinizde boğazınıza saplanan yumruğuPrag 27 çıkarıp nefes almanız hiç de kolay olmuyor açıkçası. Kimilerinde iki kimilerinde üç katlı olan ranzalarda enlemesine yattıkları toplu koğuşlarda 400-600 kişinin kaldığı, tek bir tuvaletin olduğu  koğuşlar, 60-90 kişinin birarada kaldığı ve acımasız ve gaddar davranışlara maruz bırakılanların yer aldığı toplu hücreler, ağır cezalar ve idam cezasına çarptırılmış olanların yer aldığı 20 tane kadar tekli hücrelerdeki 2-3m2 alanda bir küçük yatak ve uyduruk bir tuvaletle zifiri karanlıkta bir hayat… Hatta tek kişilik bu hücreler yoğun insan trafiği nedeniyle toplu hücre olarak kullanılmaya başlanmış desem… Allahım nasıl bir zihniyet, nasıl bir yönetim…


Toplu duşların alanlarını ya da hapishanede hijyene verilen “sözde” önemi belirten Prag 21traş odaları gezerken birbirine bakmayan o aynaları bakarken kendi yüzümü değil onları görüyordum sanki… Ne yalan söyleyeyim seyrettiğimiz filmlerin etkisinden mi bilmem çok ürktüm, çok üzüldüm.

Kampın geçiş koridoru esas hisarın bölümüydü. İdam alanına geçilen bu yoldan bugün yürüyor olmak bile tüylerimi ürpertiyor. 1945’te 3 kişinin hapishaneden başarısız bir firar girişimi oluyor. Firarilerden biri ve mahkumlar arasından seçilen “temsili” firarilerPrag 24 herkesin önünde emsal için idam edilmiş. Diğer yakanan iki firari de hücrelerin önünde taşlanarak öldürülmüş. O sevimsiz idam sehpasının hemen yanında bu üç kişinin mezarı bulunuyor. Hemen karşısındaki duvarda da sıraya dizilen mahkumların vurularak öldürüldüğü söylendiğinde şimdi sessizliğe bürünmüş olan avluda, kulaklarımda şimdi o insancıkların sesleri yankılanıyor.

Nazi toplama kampları ile birçok film izledim bugüne kadar… Ama içinde olmak… Onların soluduğu havayı koklamanın bu kadar acı verebileceğini ancak yaşayınca anladım… Bütün bu yaşatılanlara nasıl bir anlam yüklenmeli? Ben bulamıyorum yanıtını… Buradan çıkarken tek söyleyebileceğim… insanları, din, dil, ırk, renk ayrımı yaparak kategorize eden anlayışa yazıklar olsun…

Fotoğrafların devamına http://busece.net/bwg_gallery/prag/ adresinden ulaşabilirsiniz.

Bu yazı ilginizi çektiyse bunları da okumak isteyebilirsiniz;

“Zamanı durdurmak için Prag…”

“İskelet Müzesi, Katedralleri ve Huzurlu Sokakları ile Kutna Hora!..” 

“Nazım’ın ruhuyla Kavarna Slavia!..”

“Prag’ta hayat ile ölüm arasındaki denge: İşkence Müzesi”

Facebooktwittergoogle_pluslinkedintumblr
buse

buse

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*