Taştan Kent – Poçitel…

 

Neretva Nehri’nin yanında yerleşmiş bu taş kent Unesco Kültür Mirasları listesinde… Poçitel,  Osmanlılar’ın sınır kasabasıymış zamanında… O dönemde burası Venedikliler’e bağlı olan Dubrovnik ile sınır komşusu… Nehir kenarından başlayıp oldukça dik yamaca kurulan şehir Osmanlı’nın askeri mimarisine iyi bir örnek… Tepedeki kalesiyle geçilmez bir kent kimliğiyle tam bir sınır karakolu niteliğinde…

 

 

 

Poçitel, Saraybosna’dan “Mostar’a giderken iyi ki uğramışım dediğim tam bir yol üstü tarihi durak oldu… Saraybosna-Poçitel arasındaki yolun bir tarafı nehir diğer tarafı ise alabildiğine yeşil… Her dönemeçte bir fotoğraf karesi ile karşı karşıya kalmanın dayanılmaz bir ruh hali içindeyim. Manzara tek kelime ile, “Muhteşem!” Buraya o kadar doğru zamanda gelmişim ki… Yaz aylarında sıcaklığın Mostar’daki gibi 50’li derecelere ulaştığı söyleniyor. Mayıs’ta sıcaklığı hissediyorsak Temmuz, Ağustos’ta buraları düşünemiyorum. Poçitel’in girişinde küçük bir meydan ve bu meydana bakan iki cafesi var. Oturun dinlenin diyeceğim ama su bile ateş pahası iken tercih size kalmış 🙂 Buradan Poçitel Kalesi’ne tırmanmak biraz meşakkatli… Bunun için katlanılan biraz nefes tıkanmasınaysa kesinlikle değer 🙂 Tepeye vardığımızda öylesine güzel bir manzara bizi bekliyordu ki… Kalenin hangi köşesinden manzaraya bakarsak ayrı bir güzellik! Nevatra Nehri ayaklarımızın altında… Biraz önce bizim de geçtiğimiz yoldan konvoy halinde akan motorsikletler “Özgürlük!” diye bağırıyor sanki… Şair olsaydım elimde kalemin kağıdım, kalenin surlarında ilham perilerimle birlikte uzunca bir zamanımı geçirirdim herhalde… Bu kadar yukarıda olunca kalenin eteklerindeki şehir de ayaklarınızın altında oluyor… Poçitel’in camiisi, hamamı, namaz saatlerini gösteren saat kulesi karşımızda yerini alıyor… Biz de bol bol fotoğraf çekiyoruz biraz da maymunluklar yaparak… Kaleye çıkışta kullandığımız dar sokakları ve taş evlerin arasından tekrar meydana inerken tam bir Osmanlı şehrinde geziniyorum sanki…

Saraybosna’dan Mostar tarafına gidecekseniz tarihteki ve günümüzdeki konumu itibariyle burada mutlaka bir mola verin… Gördüğüm için çok mutlu olduğum bir yer oldu Poçitel… Bir saatlik bir zaman oldukça yeterliydi bizim için… Gördüğümüz birçok insan aşağıda oturup kahve içmeyi tercih etse de, nefes nefese kalmayı biraz göze alarak mutlaka yükseklere çıkın derim! Ondan sonra emin olun “iyi ki” diyeceksiniz 🙂

 

 

Bu yazı ilginizi çektiyse bunu da okumak isteyebilirsiniz;

“Saraybosna’nın Yeşil Kalbi… Vrelo Bosne Parkı…”

“Bir kurtuluş hikayesi… Umut Tüneli!”

“Mavi ve yeşilin Blagaj’daki aşkı…” 

Facebooktwittergoogle_pluslinkedin

Benzer yazılar

Yorum Yapın

*