Mavi ve Yeşilin Blagaj’daki aşkı…

Bosna Hersek’e gelmeyi planlarken Mostar en çok görmek istediğim yerlerden biriydi… Hazır buraya gidecekken yol üzerinde nerelere uğrayabilirim, neler yapabilirim diye araştırırken de Blagaj beni kendine aşık eden yer oldu… Muradıma kavuştum, işte Blagaj’dayım! Saraybosna’dan Mostar tarafına tur ayarladığımdan Blagaj’ı da içine alan bir planlama yaptım. Buraya gelmeden evvel yol üstünde gezdiğimiz Poçitel ise bizi başka bir boyuta taşıdı. Onu da daha sonra anlatacağım. O kadar araştırdım, tursuz ve araç kiralamadan buraları aynı gün içinde gezmek zor, hatta neredeyse imkansız… Otobüs saatlerinin mantıksızlığı bizi çıkmazsa soktu. Ama illa -arabasız hallederim…

Devamı...

Monnickendam’da bir saat…

Amsterdam’a yakın kasabaları gezerken son durağımız dönüş yolumuz üzerindeki eski bir balıkçı kasabası olan Monnickendam… Burasının deniz ticaretinin yoğun olduğu dönemlerde savaşmaktan yorulmuş bir yer olduğu söyleniyor… Sanırım bu durum ruhuna da işlemiş… Açıkçası, Edam, Volendam ve Marken‘den sonra burası oldukça boğuk ve sıkıcı geldi bana… Otobüsten indiğimizde Monnickendam’ın hemen girişindeki ünlü kilisesi De Grote Kerk karşılıyor bizi… Bu kilisenin arka tarafına geçtiğinizde kasabanın merkezine doğru da giriş yapmış oluyorsunuz. Bu arada kilisenin arka tarafındaki yamuk kapısına da bakmadan geçmeyin, orantısızlığı ilginçti gerçekten… Noordeinde buranın en önemli caddesi ve pek de gezilesi bir…

Devamı...

Hayran kaldığım sahil kasabası Marken…

Hollanda’nın kasabalarını gezerken kendine en çok hayran bırakan yer Marken oldu… Mütevazi, huzur dolu, keyifli bir balıkçı kasabası burası… Marken aslında bir ada… Amsterdam’dan direkt gelenler için otobüs ile (315 no) ile karadan ulaşımı da olmasına karşılık, biz Volendam üzerinden geldiğimizden Marken’e deniz yolu ile geçmeyi tercih ettiğimiz için Volendam-Marken Express’ini kullandık. Yaklaşık 20 dakikalık bol iyot kokulu yolculuk sonrası Marken’e varmıştık. Yolculuk oldukça yavaş bir seyirle geçti ve daha yanaşırken rıhtıma beni seveceksin diye bağırıyordu Marken… Sahilde sınırlı sayıda hediyelik eşyacılar, kafeler ve restaurantlar var. Limanda yürüyüşümüzün ardına hiç…

Devamı...

Huzur dolu Edam…

Hollanda’da bir günümüzü Amsterdam’a yakın kasabalara ayıralım dedik… Bunun için önerilen üç rota var aşağıda haritada da farklı renklerle gösterilen… Biz en merak ettiğimiz yerleri içine alan mavi rotayı tercih ettik. Günün sonunda yorgun olacağımızı tahmin ettiğimizden, şehire en yakın olanı ile günü tamamlamak için en uzakta olandan başladık. İlk kasabamız Edam… Amsterdam’dan yaklaşık 30 dakikalık keyifli bir yolculuğumuz oldu. Yol boyunca Hollanda inekleri, değirmenleri, güzel evleri derken zaman hızlıca akıp gitti…       Edam otobüs durağında indiğimizde aynı istikamette kanala doğru yürüyüşle kasabanın girişine ulaşılabiliyor. Buradan sonrası sizin…

Devamı...

Üçgen çatılı balıkçı kasabası: Volendam

Volendam, Amsterdam’ın köyleri arasında en görülesi yerlerden… Otobüsten indiğimizde deniz kenarına ulaşmak için yerleşimin içinden 15 dk kadar yürümemiz gerekti. Temmuz sıcağı olmasına rağmen öyle yüzüne çarpan bir sıcak yoktu, onun için yürüyüş oldukça keyifliydi… Suyun kenarına vardığımızda insan sayısı oldukça arttı tabii… Gezdiğimiz köyler arasında en kalabalık yer burasıydı diyebilirim. Eski bir balıkçı köyü Volendam… Sahil şeridi üçgen formda renkli Volendam evleri ile karşıladı bizi… Bir İstanbul’lu olarak suya hep yakın oluşumdan mı bilmem burada da kendimi bir iyi hissettim. Sahil boyunca hediyelik eşya, peynir dükkanları, restaurantlarla dolu… İyice…

Devamı...

Sessizlikte Diyalog kurabilir misiniz?

Bir saatliğine de olsa DUYAMADIM! Gözlerinin içine baktım, ağızlarını oynattıklarını gördüm ama duyamadım… Ben Sessizlikte Diyalog Sergisi’ndeydim… Karanlıkta Diyalog‘taki gibi her yer zifiri karanlık değildi hatta ışıl ışıldı bu sefer… Olmaması gerekirdi belki ama, az da olsa kulaklığımdan dışarıdaki sesleri uğultu olarak da duyabilmeme (serginin eleştirebileceğim tek yönüydü) rağmen, yine de tam ben değildim işte… İşitme engelli rehberimiz bizler salona girer girmez kulaklıklarımızı taktı. Onun yönlendirmeleriyle sergi için özel hazırlanmış bölümlerde sessiz iletişim kurmaya çalıştık hem kendisi hem de sergiyi bizimle gezen diğer kişilerle… İlk bölüm en zorlu olanıydı bence……

Devamı...