Taştan Kent – Poçitel…

  Neretva Nehri’nin yanında yerleşmiş bu taş kent Unesco Kültür Mirasları listesinde… Poçitel,  Osmanlılar’ın sınır kasabasıymış zamanında… O dönemde burası Venedikliler’e bağlı olan Dubrovnik ile sınır komşusu… Nehir kenarından başlayıp oldukça dik yamaca kurulan şehir Osmanlı’nın askeri mimarisine iyi bir örnek… Tepedeki kalesiyle geçilmez bir kent kimliğiyle tam bir sınır karakolu niteliğinde…       Poçitel, Saraybosna’dan “Mostar’a giderken iyi ki uğramışım dediğim tam bir yol üstü tarihi durak oldu… Saraybosna-Poçitel arasındaki yolun bir tarafı nehir diğer tarafı ise alabildiğine yeşil… Her dönemeçte bir fotoğraf karesi ile karşı karşıya kalmanın dayanılmaz…

Devamı...

Yazın serin sporu; Sansarak Kanyonu’nda trekking…

Yazın sıcağı iyice kendini gösterirken alternatif bir hafta sonu için önerim var… Hem diyorum ki; içinde spor olsun, keyif olsun, adrenalin olsun, yeşilin gölgesi olsun, suyun serinliği olsun… Daha ne olsun öyle değil mi? Sansarak Kanyonu’nda trekking yapmak üzere doğasever bir grupla beraber sabahın erken saatlerinde yollardayız. Kanyon, Bursa’ya bağlı İznik ilçesine yakın bir konumda bulunuyor. Başlangıç noktamız Gürmüzlü Köyü çıkışı… Burada kıyafetlerimizi, yanımıza alacağımız çantayı ortama uygun hale getiriyoruz. Parkurun büyük bir bölümünü su içinde geçireceğimizden yanımıza alacaklarımız konusunda dikkatli olmamız gerekiyor. Mesela elektronik eşyalar… Ya su geçirmez özel…

Devamı...

Lefkoşa, Mağusa ve Hayalet Şehir Maraş…

Üç yıldır baharı Girne’de karşılıyoruz. Bu sene bahar yetmez yazını da görelim deyip ikinci bir kaçamak yaptık… Her ne kadar Rum kesiminde sıcak nedeniyle turuncu kod* verilmiş olsa da bize sıcak işler mi hiç; aslanlar gibi yollardayız yine… Tatil köyüne gitmemize karşılık tesisin duvarları arasına sıkışmadık ve kızımla çıktık yeni yerleri keşfe… İlk istikamet… Lefkoşa… Öncelikle küçük bir bilgi; Girne’den Lefkoşa’ya dolmuşlar kalkıyor ve fiyatları da oldukça uygun… Yolculuk yaklaşık yarım saat sürüyor. Gezilebilecek birçok yer merkezinde ve anlatacaklarımın bir bölümüne yürüyerek ulaşmak mümkün… Ancak bazıları için taksi, araç kiralama…

Devamı...

Günahlar Şehri Las Vegas!

Amerika’nın doğusundan batısına yaklaşık 4.500 km yaptığımız yolun ardından kafa dağıtma zamanı… Route 66‘nın son durağı Los Angeles‘ta geçirdiğimiz günlerin ardına yeni rotamız Sin City yani Günahlar Şehri olunca şehrin namına yakışır bir giriş yapalım dedik ve bir hayalimi daha gerçekleştirerek kırmızı üstü açık bir Mustang kiraladık Los Angeles’tan… Woww! Mojave Çölü‘nü bu arabayla geçmek gerçekten çılgıncaydı 🙂 Veee Vegas’tayız… Yapmak istediğimiz o kadar çok şey var ki… Dönüş uçağımızı da buradan ayarladığımız için 4 tam günümüz var. Acayip bir yer burası… Çölün ortasında yapay bir vaha… Tek bir mantık hakim;…

Devamı...

Antakya dışında ama Antakya’ya yakın “bir” gün…

Antakya’ya 3. gelişim… “Antakya’ya gitmek lazım!..” yazısında şehrin içi ile ilgili notlarımı okumuşsunuzdur… Her geldiğimde ilk defa görecekmişim gibi heyecanlanıyorum burayı… Son gezimizin bir gününde araba kiralayıp yakın yerleri keşfedelim dedik… Ve yine yollardayız tabii… İlk durak Harbiye… Her tarafta sular akıyor şırıl şırıl… Parsel parsel restaurantlar yürümenize izin vermiyorlar… “Gel yemeğinizi bizde yeyin…” “Olmadı kahvenizi için bari”… Biraz rahatsız olsak da bu durumdan, keyfimizi bozmayıp, şırıl şırıl sular akan manzaralılardan birini tercih ediyoruz. Keyifli mi, evet… Eğer buz gibi suyu severim diyorsanız o zaman ayaklarınızı suya sokup, öyle de…

Devamı...

Antakya’ya gitmek lazım!…

Evet evet… Antakya’ya kesinlikle gitmek lazım… Gezmek için, din farkılıkları içinde farksızlığı görmek için, yemek için, içmek için, tarihe doymak için, havasını koklamak için, aklına ne geliyorsa onun için Antakya’ya gitmek lazım!.. Üçüncü gelişim bu muhteşem şehire… Pişman değilim; bir daha olsa yine, bir daha olsa yine giderim!.. Hatay deyince ilk aklıma gelen huzurlu sokakları ve muhteşem damak tadı… Hangi birini anlatarak başlasam bilemedim… İlk Uzun Çarşı‘dan başlayayım. İçine daldınız mı çıkamayacaksınız! Tepsi ve kağıt kebabı! Mmmmm… Şu an bile düşününce gözlerim dönüyor. Sıra sıra kasaplar arka taraflarını restaurant olarak işletiyorlar.…

Devamı...