Lefkoşa, Mağusa ve Hayalet Şehir Maraş…

Üç yıldır baharı Girne’de karşılıyoruz. Bu sene bahar yetmez yazını da görelim deyip ikinci bir kaçamak yaptık… Her ne kadar Rum kesiminde sıcak nedeniyle turuncu kod* verilmiş olsa da bize sıcak işler mi hiç; aslanlar gibi yollardayız yine… Tatil köyüne gitmemize karşılık tesisin duvarları arasına sıkışmadık ve kızımla çıktık yeni yerleri keşfe… İlk istikamet… Lefkoşa… Öncelikle küçük bir bilgi; Girne’den Lefkoşa’ya dolmuşlar kalkıyor ve fiyatları da oldukça uygun… Yolculuk yaklaşık yarım saat sürüyor. Gezilebilecek birçok yer merkezinde ve anlatacaklarımın bir bölümüne yürüyerek ulaşmak mümkün… Ancak bazıları için taksi, araç kiralama…

Devamı...

Antakya’ya gitmek lazım!…

Evet evet… Antakya’ya kesinlikle gitmek lazım… Gezmek için, din farkılıkları içinde farksızlığı görmek için, yemek için, içmek için, tarihe doymak için, havasını koklamak için, aklına ne geliyorsa onun için Antakya’ya gitmek lazım!.. Üçüncü gelişim bu muhteşem şehire… Pişman değilim; bir daha olsa yine, bir daha olsa yine giderim!.. Hatay deyince ilk aklıma gelen huzurlu sokakları ve muhteşem damak tadı… Hangi birini anlatarak başlasam bilemedim… İlk Uzun Çarşı‘dan başlayayım. İçine daldınız mı çıkamayacaksınız! Tepsi ve kağıt kebabı! Mmmmm… Şu an bile düşününce gözlerim dönüyor. Sıra sıra kasaplar arka taraflarını restaurant olarak işletiyorlar.…

Devamı...