Montenegro bizi çağırıyor…

Montenegro bizi çağırıyor...

Balkanlar; ülkemiz turistlerince, genelde ülkeden firar ettikten sonra “hepsini görmeden sakın vatan topraklarına giriş yapma” denilmişçesine geziliyor… Bir gün Saraybosna, koş Ohrid, üç saat Tiran, Budva’da bir denize gir… Hop gördün 5-6 ülke, düzelt instagramda görülen ülke sayısını 12’den 18’e… Neyse bu gördüm mü gördüm anlayışı hiç bana göre değil… Gitmişken doya doya, sokaklarına dala çıka, sevdiğim yere bir kere daha gitme şansım ola ola gezmeliyim ben… Gelelim Montenegro‘ya… Bu gezi benim için bir başka özeldi… Çünkü Beren’le başbaşaydık ve yeni bir ülke görmenin yanı sıra birlikte kaliteli zaman geçirmek…

Devamı...

Büyükada’da yeni yaşamım…

Büyükada'da yeni yaşamım...

Dördüncü mevsimi geçiriyoruz Ada’da… Buralı olmak 17’li yaşlardaki hayalimdi… 20’li yaşlarımda artık kendi evime çıkma aşamasına gelmiştim ki, İstanbul’da büyük deprem oldu… Adalardaki evler güvensiz söylentileri ile birlikte benim hayal tam da ucuna gelmişken puff deyip uçtu, gitti… Sonra mı? Sonrasında “bilgili turist” oldum. Beyaz yakalı dönemimde bankada bir sunum mu yapmam gerekiyor? Koş Ada’ya, vur kendini ormana, yap provalarını… Doğum günü kutlaması mı var? Ara Burgaz’da sevdiğin balıkçıyı, çek iyotu, ye güzel mezeleri… Keyifsiz miyim? Al kitabını, atla vapura, yayıl ağaçlardan birinin altına… Yaz-kış fark etmez ama favorin ne dersen kışın…

Devamı...

Tiran’da Doyasıya Bir Gün…

Tiran'da Doyasıya Bir Gün...

Tiran için bir günümüz olunca her yana saldırdık diyebilirim 🙂 Önce turistik yerler derken sonrasında her zaman olduğunu gibi sokaklarda kaybolup şehrin derinlerine daldık… Anlatıyorum 🙂   Şehir tam bir büyük şehir havasında… Vızır vızır arabalar, bolca insan… Çoğu Avrupa ülkesinde olan yaya geçitlerinden bekleyen yayalar için duran arabalar burada yok mesela… Tipik yurdum trafik kuralları burada da geçerli… Vizesiz ulaşabilmekse harika… Ülkenin diğer adı Kartallar Ülkesi… Kartal bayraklarında da yerini bulmuş… Bazı kelimeler Türkçe ile aynı, bu nedenle sokaklarda aman konuşmalara dikkat 🙂 Buraya turla geldiğimizden gezmek için kısıtlı zamanımız vardı.…

Devamı...

Benim sukkulent dünyam…

Benim sukkulent dünyam...

Yedi aydır gittiğim bahçe Bahçe Bakımı eğitimi tamamlandı. Eğitim sonunda aldığım belgeye göre artık özgeçmişime “Bahçıvan” mesleği de eklendi 🙂 Pratikte böyle olsa da yeşilin teorik dünyasına girdiğimden beri bir derya içinde yüzdüğümü farkındayım, bu nedenle doğada “oldum” demek çok iddialı… Ve ben de “oldum” demeyenlerdenim. Teorik, pratik dersler derken bu yıl önemli bir zamanımı bitkilerin dünyasına ayırdım, ayırıyorum da… Büyükada’ya taşınmamızla birlikte artık bir bahçemiz de var. Böylece deneysel çalışmalar için ufak da olsa bir toprağım bile oldu geçen bu kısa zaman içinde 🙂 Detayları sonra yine anlatırım, çünkü…

Devamı...

Begijnhof…Amsterdam’ın kalbindeki huzur bahçesi

Begijnhof...Amsterdam'ın kalbindeki huzur bahçesi

Bir yeri turla gezmenin avantajları da var, dezavantajları da… Turlar armut piş ağzıma düş açısından pek güzel… Ama birilerinin sürelerine bağlı kalmanın çok da hoşuma gittiğini söyleyemeyeceğim. Amsterdam’ı gezerken saat, mekan bağımlılığım olmadan, üstüne tek gezmenin avantajlarını da pek bir güzel oldu… Cenk’in işe gömüldüğü sıralarda ben de Amsterdam sokaklarını yürüyerek keşfetmenin keyfini yaşıyordum… Yok merak etmeyin onu ihmal etmedim elbet… Gün içinde nereyi en çok beğendiysem akşam iş çıkışı oraya birlikte tekrar gittik… Sokak aralarında en en sevdiğim yerlerden biri de  Begijnhof oldu… Begijnhof, Amsterdam’ın en güzel ve önemli yapılarından bazılarına ev…

Devamı...

Taştan Kent – Poçitel…

Taştan Kent - Poçitel...

  Neretva Nehri’nin yanında yerleşmiş bu taş kent Unesco Kültür Mirasları listesinde… Poçitel,  Osmanlılar’ın sınır kasabasıymış zamanında… O dönemde burası Venedikliler’e bağlı olan Dubrovnik ile sınır komşusu… Nehir kenarından başlayıp oldukça dik yamaca kurulan şehir Osmanlı’nın askeri mimarisine iyi bir örnek… Tepedeki kalesiyle geçilmez bir kent kimliğiyle tam bir sınır karakolu niteliğinde…       Poçitel, Saraybosna’dan “Mostar’a giderken iyi ki uğramışım dediğim tam bir yol üstü tarihi durak oldu… Saraybosna-Poçitel arasındaki yolun bir tarafı nehir diğer tarafı ise alabildiğine yeşil… Her dönemeçte bir fotoğraf karesi ile karşı karşıya kalmanın dayanılmaz…

Devamı...