Novi Sad’ta tarihe yolculuk… Petrovaradin ve Karlofça…

DSC02491_resize

Belgrad’a gitmişken (Okumadıysanız Belgrad yazım işte burada) Novi Sad‘a da bir günümüzü ayıralım istedik. Araç kiralamıyorsanız eğer Belgrad’tan Novi Sad’a gelmek için iki alternatif bulunuyor. Biri tren, diğeri otobüs ve ikisinin de kalkış noktaları merkeze çok yakın bir konumda… Güzel haberse istasyon ve garın yanyana olması… Biz de bu durumdan faydalandık; şöyle ki… İsteğimiz trenle gitmekti ancak tren için bir saati aşkın beklememiz gerektiğinden hemen bir plan değişikliği yapıp otobüsle gitmeye karar verdik. Bilet alırken ilginç bir sistemleri var. Tüm otobüs firmaları aynı gişeden hizmet veriyor. Siz istediğiniz saati söylüyorsunuz özel bir talebiniz yoksa onlar biletinizi kesiyor ve yanında da birer jeton veriyorlar… Zaten 10 dakikamız var elimizdeki bu jeton da ne diye düşünürken; bulduğumuz açık kapıdan geçme çabamız bir görevlinin feryatları eşliğinde engelleniyor ve o jetonun otobüslerin kalktığı alana geçiş izni için turnikelere atılmak üzere kullanıldığını öğreniyoruz, ilginç… Sizi uğurlamaya gelen biri varsa el sallamasına izin yok sanırsam 🙂 Otobüste bilet kontrolü falan yapmıyorlar. Bindiğimiz araç koltuk numaraları bile elle yazılmış eski püskü bir otobüs.. Ne önemi var, biz mutluyuz 🙂

Yolculuğumuz 1 saati biraz aştı ve Novi Sad’taki otobüs garı da, Belgrad’ta olduğu gibi tren istasyonunun hemen yanında… Şehrin merkezine giden otobüsler de aynı yerden kalkması da avantaj… Gezmeyi planladığımız yere gitmek için en iyi alternatif otobüs… Belgrad’tan farklı olarak burada biletler otobüs şoföründen alınıyor.

IMG_0101Albert Einstein’in de bir süre yaşadığı bu şehirde istikamet Turizm Danışma Ofisi… Yaptıkları kısa tanıtım sonrası Türkçe broşür ve bir harita ile uğurluyorlar bizi… Şehrin içindeki önemli noktaların neredeyse hepsi yürüme mesafesinde… Özgürlük Meydanı en hareketli nokta… Sevgililer Günü haftası burada olduğumuz için Svetozar Miletiç Heykeli etrafına küçük bir pazar yeri kurulmuş… Etraf cıvıl cıvıl ve etraf gülümseyen insanlarla dolu… Rengarenk ortamı biz gibi fotoğraflamak isteyen turistler var her tarafta… Her yerde olduğu gibi Türk kaynaşması ile hemen diğer Türkler’in ricası ile fotoğraflarını çekiyoruz 🙂 Heykelin sırt tarafında Belediye Binası, yüzünün baktığı yönde de Katolik Katedrali ihtişamı ile bizi izliyor… İçindeki orgların 1895 yılından kaldığı söyleniyor. Yine tarihi 1850’lere dayanan Hotel Vojvodina da yine aynı çember içinde…

Katedralin hemen sağ tarafından ilerlediğimizde sadece yayaya açık olan Zmaj Jovina Caddesi‘nin sonunda Jovan Jovanovic Zmaj‘ın heykeli ve arkasında da Sırp Ortodoks Kilisesi Piskoposluk Sarayı yer alıyor. Dev balonlar yapan adam her kadar çocukları eğlendirmeyi amaçlasa da sanırım ben yine bir çoğundan fazla eğleniyordum balonların arasında… Bu meydanın hemen yanından uzanan Dunavska Sokağı‘nı biz pek sevdik. Hemen başında yer alan kütüphane ile başlayan sokak küçük pastaneleri, minik dükkanlarında geçmişini kokusunu duyuyoruz.

DSC02470

DSC02462

noviSu bizi çekiyor ve Tuna Nehri’ne doğru ilerlemeye başlıyoruz. Eee felsefemiz ne? “Olabildiğince şehri yürü… Yürü ki hisset!” Hadi köprüyü de yürüyelim derken karşımızda muhteşem görüntüsüyle Petrovaradin Kalesi bizi karşılamaz mı? Meğer yürüyerek Petrovaradin‘e kadar gelmişiz. Dar sokak aralarında minicik bir cafe, vitrininin albenisi ile bizi içeriye davet ediyor. Koca bir parça cheese cake hiç de fena olmadı… Yorgunluk anca tatlıyla bastırılır öyle değil? 🙂 Tamam tamam, kaleye dönüyorum… Hiçbir zaman işgal edilemeyen bu kaleye bakmaya insan doyamıyor. Surlarının altından geçip kalenin içine girdiğimizde kendimi çekilmemiş bir filmin oyuncusu sandım bir an… Havanın soğuk olmasına karşılık etraf yemyeşil ve inanılmaz bir huzur hakim… Koca bir cadde boyunca yürümemize karşılık sadece biz varız gibi… Woww… Hedefimiz buradan Karlofça‘ya gitmek… Novi Sad’ta otobüs duraklarının üzerinde o duraktan geçen otobüslerin numaraları yazıyor. Petrovaradin’e girdiğimizdeki ilk ve ikinci otobüs duraklarında Karlofça’ya giden otobüsün buradan geçtiğini görünce bu güzel yeri biraz daha yaşayalım dedik ve “Yorulunca otobüse binelim” dedik arkadaşımla… “Tamam, biz bittik” dediğimiz anda da olan oldu ve sıradaki otobüs durağında Karlofça’ya giden otobüsün bu duraktan geçmediğini ve o numarasını gördüğümüz ilk durağa kadar geri yürümemiz gerektiğini öğrenmemiz tam bir yıkımdı! Olsun azimliyiz; “O Karlofça’ya gidilecek!”…

DSC02500_resize

Otobüste ortaokul öğrencilerle kakara kikiri yaptığımız eğlenceli yolculuk sonrası DSC02507_resizeKarlofça‘dayız! Kasabanın gerçek adı Sremski Karlovci; geçmişi MÖ 7.000 yıllarına dayanıyor ve tarihte her zaman önemli bir yer edinmiş… Uzaktan gelen eğlenceli müzik bizi kendine çekiyor ve kasaba bizi güzel bir şenlikle karşılıyor. Meğer bir kilise düğününe denk gelmişiz. Gelinle damat çıkarken minik orkestra da keyifli müzikleri ile onları karşılıyordu. Türkiye’den kalk gel, o tanımadığımız gelinle damadı alkışla… Seviyorum seyahatleri 🙂 Sakin sokaklarıyla Karlofça tam da zamanın unuttuğu bir yer izlenimi yaratıyor. Dört Aslan Çeşmesi, Şehir Meclisi, Katolik Kilisesi ve bizlerin çok da iyi hatırlayacağı Karlofça Anlaşması‘nın yapıldığı yeri yürüyerek keşfediyoruz.

DSC02505_resize

DSC02509_resize

IMG_0108_resize“Buradan Belgrad’a nasıl geçeriz?”, “Önce Novi Sad’a mı gitmeliyiz?” kafamda deli sorular gezinirken Premier Prezident Hotel‘in resepsiyonunda bulduk kendimizi… Görevli bayan öyle tatlıydi ki, sağolsun geri dönüşümüzle ilgili bütün sorularımı tek tek yanıtladı. Sonuçta otobüsle Novi Sad’a geri dönmeye oradan da Belgrad’a geçmeye karar verdik. Novi Sad’a gideceğimiz otobüsün durağı Karlofça tren istasyonunun hemen önündeydi. Otobüs beklerken rayları seven biri olarak bir koşu gidip istasyona bakmayı da ihmal etmedim tabii… O derinlik bana özgürlüğü çağrıştırıyor sanırım. Her zaman bir hüzün ve aynı zamanda yola devam hissi kaplıyor içimi… İstasyonun köhneliğini ve sanki dün savaştan çıkmış görüntüsünü de biraz ürpertici…

IMG_0109_resize

IMG_0133_resizeNovi Sad’a gelirken otobüs kullandığımız için dönüşü trenle yapalım dedik. Tahta sıralarda bekleyişin ardına gelen oldukça modern donanımlı tren bizi Belgrad’a ulaştırdı. Burada birkaç tavsiyeyi söylemeden geçmeyeyim… Bizim yaptığımızı siz yapmayın… Eğer günübirlik Novi Sad’a gelecekseniz giderken treni kullanın ki gündüz gözü etrafı görebilin. Yoksa bizim gibi etrafta sadece birkaç ışık süzmesinden öte birşey göremezsiniz. İkincisi de, Belgrad’a vardığımızda, şehir merkezi için hangi durakta inmemiz gerektiğini görevliye defalarca sormama ve onun “son durakta” yanıtı ile karşılaşmama karşılık bir önceki durağın asıl merkezi yer olduğunu öğrenmem oldukça acı oldu, çünkü indiğimiz nokta tam bir kerbela idi…

Maceralı, yorucu ve çok da eğlenceli geçen bu günümüz ardına neler yaptıklarımızı merak ediyorsanız devamı3 Belgrad yazısında…

Bu yazı ilginizi çektiyse aşağıdakilere de okumak isteyebilirsiniz.

Hafta sonu keyifli kaçamak: Belgrad 

– Sırbistan tarihinde neler olmuş?

– Belgrad tarihinde neler olmuş?

  Novi Sad’ı Tanıyalım

YouTube kanalımı takibe almak için buraya tıklayabilirsiniz.

Facebooktwittergoogle_pluslinkedintumblr

2 Replies to “Novi Sad’ta tarihe yolculuk… Petrovaradin ve Karlofça…”

  1. Buse hava biraz pusluymuş sanırım ama ben gittiğimde Novi Sad’ta ekim ayıydı. Ve kalenin bahçesinde oturup nehrin ufuk çizgisine doğru güneşi batırmak çok hoşuma gitmişti.

    1. Doğrudur Kadir… biz yağmursuz ama soğuk bir kış günü Novi Sad’taydık… Sanırım her mevsim farklı hisler yaşatan bir şehir 🙂

Kadir için bir cevap yazın Cevabı iptal et

*