Nazım’ın ruhuyla Kavarna Slavia!..

Slavia2

Kavarna Slavia’dayım… Benim için anlamı bir başka… Çok sevdiğim şair Slavia1Nazım Hikmet’in burada yaşadığı süreçte şiirlerinin bir bölümünü bu gotik kafede yazdığı söyleniyor çünkü…

Narodni Caddesi’nin tam köşesinde 1881 ‘den beri var Kavarna Slavia. Yorucu bir günün ardından otele gitmeden evvel uğrayıp, hem o dillere destan ambiansını yaşamak istiyorum hem de leziz tatlılarını damağımda dolaştırmak… Aslında saat 21.00’u geçtiğinden biraz da kaygı var içimde açık mı acaba diye… Dışarıya vuran piyanonun tınılarını duymak rahatlatıyor beni… İçeriye adımımızı attığımızda büyük bir sürpriz bizi bekliyor. Notalar bizim çok da aşina olduğumuz “Katibim”i çalıyor! Ben “Üsküdar’a gideriken aldı da bir yağmur…” diye sözleri ile piyanoya eşlik etmeye başladığımda birkaç gözün şaşkınlıkla bana baktığını görüyorum.

Menü Slavia3geniş… Benim tercihimse her zaman olduğu gibi yine çikolatalı tatlılardan yana… Kahveme eşlik eden bu muhteşem tattan mı yoksa ortamın etkisinden mi sarhoşum bilemiyorum.

İçeriyi gezerken duvardaki Nazım portresi benim için burayı daha da anlamlandırıyor. O’nun soluduğu şehirdeyim ve belki O’nun baktığı camdan dışarıyı izliyorum şu an. Önümdeki Vltava Irmağı ya da karşıdaki IV. Karl Köprüsü’nü O, benzetmiyor muydu yazılanlara göre özlediği İstanbul’a… Peki Nazım’ın kaleminden aşağıdaki şiir hangi masada yazılmıştı acaba?

Slavya kahvesinde dostum Tavfer’le
Viltava suyuna karşı oturup
tatlı tatlı yarenliği severim.
hele sabahları hele baharda.
Hele sabahları hele baharda
Konuşurken dalar dalar gideriz,
Bir yitirir, bir buluruz birbirimizi
Hele sabahları hele baharda
Prag şehri yaldızlı bir dumandır
Ve kızıl kocaman bir elma gibi
Nezval geçer taze çıkmış kabrinden.
paramparça yüreciği de elinde
ve Orhan Veli ile karşılaşırlar
Urumelihisarı’ndan gelir o
Ve telli kavağa benzer Orhan’ım
Yüreciği delik deşik onun da.
Biz de aynı loncadanız biliriz Tavfer
zanatların en kanlısı şairlik
sırların sırrını öğrenmek için
yüreğini yiyeceksin, yedireceksin.
Prag şehri yaldızlı bir dumandır.
Viltava suyunun köpüklerine
Martı kuşlarıyla gelir İstanbul.
Lejyonerler köprüsüne gidelim Tavfer,
Martı kuşlarına ekmek verelim.
26 Nisan 1958, Prag
Nâzım Hikmet

Tatil için geldiğim bu şehir kimisi için gurbeti ifade etmişti zamanında… Kavarna Slavia’nın ruhu, içini memleket sevgisi ile dolduranların olsun…

http://www.cafeslavia.cz/

Bu yazı ilginizi çektiyse bunları da okumak isteyebilirsiniz;

“Zamanı Durdurmak için Prag…”

“İskelet Müzesi, Katedralleri ve Huzurlu Sokaklarıyla Kutna Hora…”

“Prag’da Hayat ile Ölüm Arasındaki Denge: İşkence Müzesi”

“Terezin Toplama Kampı… İnsanlıktan Utandığım Yer…”

Facebooktwittergoogle_pluslinkedintumblr
buse

buse

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*