Biraz biraz Los Angeles…

Los Angeles… Nam-i diğer Melekler Şehri… Duyduklarınızın, dinlediklerinizin aksine 15 gün Amerika’nın köylerini gezdikten sonra büyük şehre inmenin gafletinden mi bilmiyorum bana çok yorucu bir şehir geldi Los Angeles…

bitis-noktasiRoute 66 gezisinin son noktası Santa Monica Pier olduğundan ilk durağımız da burası oldu elbet… Route 66’da geçen yol günlüğümü takip edenler bilirler, o meşhur bitiş tabelasının önüne geldiğimizde orada fotoğraf çektirenlerden çok öte hisler vardı içimizde… Aylardır hayalini kurmuş olduğumuz hedefe varmanın gururu, yolun tamamını yapmış olmanın mutluluğu, maceranın bitmiş olmasının hüznü, anıları barındıran bolca heyecan… karmakarışıktık işte… Buraya kadar gelmişken okyanusa da gireriz diyorduk gelmeden evvel ama, mevsim Mayıs olmasına karşılık suyun buzz olduğunu görünce, yaşadığımız onca adrenalinin üzerine bir de bu olmasın bari dedik… Hafta sonu olunca Pier‘de iğne atsan yere zor düşüyor. Dünyadaki en meşhur iskeleler sıralaması var mı bilmiyorum ama varsa eğer herhalde en üst sıralardadır burası… Turistler Route 66 tabelası ile fotoğraf derdindeyken, kimisi lunaparka kimisi de yemek alanlarına akın akın geliyorlar…

DSC00961

DSC009601Hemen yakınındaki Venice sahili yine en meşhur kumsallarından… Her çeşit insana rastlamak mümkün, anlayacağınız yine tam bana göre bir yer… Kumsalda spor yapanlar, çardakların altında birşeyler satmaya çalışanlar, pateniyle kayanlar, küçük küçük dükkanlar… Ve inanılmaz bir koku… Önce cahil ben, anlamadım nedenini… Meğer Mariuna kokusuymuş… “Eeee yasal mı ki kullanmak diyoruz?”… “Yasak tabii… Ama…” deyip hemen Green Doctor tabelalarını gösteriyorlar. Buradaki doktora belli bir ücret karşılığı muayene olduktan sonra bir reçete alınıyor ve hemen aşağıdaki mariuna dükkanından “ağır ağrı kesici” niteliği ile satın alınabiliyormuş. Bu kadar da legal… Durum böyle olunca bizim gibi yürüyerek şehri gezmeyi sevenlerdenseniz bu kesif kokuya da tahammül etmeniz gerekiyor ne yazık ki…

Konaklama ve ulaşım bu şehirde ayrı bir dert… Sağolsunlar Cenk’in aile dostları bu şehirde yaşıyorlar ve biziDSC010441 muhteşem ağırladılar. İkramları Margarita’nın tadı hala damağımızda :) Ulaşım içinse yine kendi araçlarını almamız için ısrar ettilerse de biz “ne kadar zor olabilir” düşüncesiyle almadık… Burada yaşayanların hepsinin, hatta evdeki herkesin bir arabası var. Ah şapşal kafamız bir durakta bir saat otobüs bekleyip o da gelmez mi? Gelmez… Amerika’nın bir ucundan diğer ucuna yaptığımız 4.500 km.’nin ardına alternatif yollar konusunda öyle uzmanlaştık ki bu sefer de bu başarımızı yaya ulaşım konusunda konuşturup yine yürüme, metro derken vardık hep gideceğimiz yerlere bir şekilde ama gerçekten bir işkence… Ahh bir gece dönüşümüzde otobüsten indiğimizde google map in azizliğine uğrayıp gitmemiz gereken yönün tam tersi yönde bilmem kaç blok yürüdükten sonra (blokların arası Chicago’daki gibi değil, birini geçtiğinizde neredeyse 15 dakikanız geçiyor) fark ettik bu işte bir hata olduğunu… Bir anda google map hoop yön değiştirip asıl gitmemiz gereken yönün 180 derece farklı bir yönde olduğumuzu gösteriverdi. Biz ne kadar da güzel evler, sokaklar diye gecenin bir köründe gezerken, kaldırıma park etmiş olan arabadan artık burnumuzun tanıdığı mariuna kokusunu alınca aklımızda Los Angeles’ın güvenliği ile ilgili söylenenler dönmeye başladı ve kaldığımız aileyi aradık. Gelen yanıt şöyleydi; “Olduğunuz yerden kıpırdamayın, hemen almaya geliyoruz!” Meğer bizim lay lay lom gezindiğimiz sokaklar güvenliğin en riskli olduğu yerlerden biriymiş… Herhalde onun için az önce yanlarından geçtiğimiz polisler acayip gözlerle bize bakıyordu; bu iki tip buraya nasıl düşmüş! :)

DSC01030

DSC010261Sinemanın yüreği Hollywood‘dayız. Walk of Fame denilen ünlüler geçidinde bu sefer biz yürüyoruz :) Akademi ödülleri törenin yapıldığı meşhur Dolby Theatre, eski adıyla Kodak Theatre‘ı görüyoruz. TCL Chinese Theatre‘ın önünde ünlülerin meşhur el ve ayak izleri ile eğleniyoruz. Ve benimki Cher ile neredeyse aynı… Elimizi ayağımız derken neredeyse sekiz oluyoruz onca insanla birlikte… Daha büyük bir yer beklerdim aslında, 2 blok gibi bir alanda tüm bunlar ve gezmeniz uzun zamanınızı çalmıyor.

Yine Amerikalı yıldızlarının evlerinin bulunduğu Beverly Hills de buraya yakın… Hangi ev hangi ünlünün diye merak edenler için de haritalar hazırlanmış… Bizim pek ilgimizi çekmese de, belki meraklıları çıkabilir :)

Gelmişken bir basket maçı izlemek keyifli olurdu aslında ama kupa maçları dönemine denk gelmemiz ve Los Angeles Lakers‘ın elenmiş olmasından dolayı ne yazık ki gidemedik…

IMG_6754

Bir tam günümüzü Universal Studios‘a ayırdık. Kuyruğa kalmamak hafta içi gidip, açılış saatinde orada olmaya IMG_6759çalıştık. Bu arada internetten aldığımız giriş biletleri biraz daha karlı oldu bizim için… İçerisi… Bütün gün eğlen dur… Sinemanın kalbi Hollywood ise burası da sinemanın leziz mutfağı… Seyrettiğimiz Hollywood filmlerindeki sahnelerin nasıl çekildiğini bire bir yaşıyorsunuz… Bununla da yetinmeyip tüm film hilelerini en ince ayrıntısına izledik. Mesela bir insan nasıl yanıyor ya da bir ayıcık nasıl insan gibi hareket ettirilebiliyor. Studio Tour’unda platolar yanları açık otobüsler ile gezdiriyorlar. Bir rehber anlatım yaparken kendinizi bir anda bir depremin ortasında bulabiliyor ya da Jaws sağ taraftaki sudan başını uzatabiliyor… Water
DSC010571World
 showu gün içinde birkaç kere yapılıyor ve kendinizi tam olarak bir filmin içinde hissediyorsunuz. Küçük bir ayrıntı, ilk 10 sırada oturursanız, yanınızda yedek kıyafet yoksa sırılsıklam olmayı da kabul ediyorsunuz demektir… Bu ortamı bire bir yaşıyor olmak çok etkileyici… Bazı filmler ise 3D olarak karşınıza geliyor. Bizim en beğendiklerimiz Transformers ve Harry Potter oldu. Harry Potter bizim gittiğimiz dönem açılmış ve içeride gerçekten muhteşem bir his yaşatıyorlar. Buradaki eğlenceniz bittiğinde hemen yanındaki mağaza ve Hard Rock Cafe gibi yemek alanlarının bulunduğu CityWalk‘ta biraz gezdik tabii… 

CEN_3365

Son olarak pek da başka bir yerde okumadığım bir yeri gezdik. Yanlarında kaldığımız evin sahibesi Nensi’ye şöyle bir soru sordum. “Turistlerin gittiği yerleri gördük zaten de, bunların dışında mutlaka görmelisin dediğiniz bir yer var DSC00991mı?” Aldığım yanıt Lake Shrine oldu. Sonrasında gördüklerimiz girftliğin rengarenk hali ise muhteşemdi.-Sanırım- şehrin içi sayılan bir yerde, minik bir göl hayal edin. Girdiğinizde bir budist tapınağı sizi karşılıyor. Gölün etrafında bir yürüyüş parkuru var. Bu parkurun kenarından minik şelaleler akıyor, kuş yuvaları, gölde kocaman japon balıkları ve kaplumbağalar yüzüyor. Bir tarafta değirmen dönerken diğer taraftaki iskeleden balıklar izleniyor. Sadece ağaçların ve suyun sesi kulağınıza çalınıyor, onun dışında inanılmaz bir dinginlik hakim… Kimisi göle doğru oturmuş meditasyonunu yaparken, iki yaşlı çift elele kitaplarını okuyor bankta… Geçirdiğimiz bir saatin sonunda budizmin sıcak ruhu içimizde arabamıza doğru giderken çıkışta beni etkilemek için son vuruşunu yapıyor. Önce mor çiçekler gözüme çarpıyor. Sonra bunların bloklar halinde ayrıldığı… Çiçekler aynı olmasına karşılık tek fark, her dini temsil eden işaretlerden yapılan taşlar… Sanki diyor ki bana… “Herkes aynı çiçek işte ve hangi dine inanırsan inan; bak işte burada, birarada huzurluyuz…” Ruha mola ise, adres burası olmalı :)

IMG_67601Evet bundan sonraki durağımız Las Vegas… Ve buraya giderken bir hayalimi de gerçekleştirmezsek olmazdı… Kırmızı son model üstü açık bir Mustang… Şimdi kurallar el verdiğince sınırlarımızı zorlama zamanı… Bekle bizi Vegas…

“Amerika vizesi” ile ilgili aklımda bir sürü soru var diyorsanız “Amerika vizesini merak edenlere”

“Amerika’da nasıl araç kiralayabilirim?” diyorsanız “Yurt dışında araç kiralayanlardan mısınız?”

Ölmeden önce yapılacaklar listenizden bir madde daha silmek isterseniz, “15.000 feet yükseklikten gökyüzü dalışı… Skydive Las Vegas!”

Amerika-Türkiye farklılıklarına farklı bir bakış için, “Amerika’da nasıl? Türkiye’de nasıl?”

“İşte çılgın bir yol hikayesi… Route 66!”

Gün 1- Route 66’da geçecek ilk günün heyecanı

Gün 2- Route 66 bizi kalbi güzel insanlara doğru sürüklüyor…

“Gün 3- Route 66’nın her köşesinde ayrı bir ayrıntı gizli…”

“Gün 4-Route 66 serüveninde bir günde üç eyalet”

“Gün 5 -Route66’da baktığın her nokta farklı bir renk!…”

“Gün 6-Route 66 ruhunu yaşamaya ne dersiniz?”

“Gün 7 -Route 66’da New Mexico’dayız… Ve mutlaka Santa Fe!”

“Gün 8 -Route 66’da Albuquerque’de Romantizm…”

“Gün 9 -Route 66’da Vahşi Batı’ya Hoş Geldiniz!”

“Gün 10 -Route 66’da Doğa ile içiçe bir gün: Grand Canyon!”

“Gün 11 -Route 66 Çöllerinde Sessizliğin Çığlığı”

“Gün 12 -Route 66 yolunda Türk bayrağımız Bagdad Cafe’de”

“Gün 13 -Hoşçakal Route 66!”

“Grand Canyon ve aşk dolu ‘Evet!’ yanıtı…”

“15.000 feet yükseklikten gökyüzü dalışı… Skydive Las Vegas”

“Hayallerimin Başlangıcı… Chicago!”

“Biraz biraz Los Angeles…”

“Günahlar Şehri Las Vegas!”

başlıklı yazılarımı da okumanızı öneririm.

Yol boyunca çektiğimiz videoları Busece Kareler YouTube kanalından izleyebilir, dilerseniz takip listenize ekleyebilirsiniz.

Facebooktwittergoogle_pluslinkedintumblr
buse

buse

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*