Ruhunun aşkını sanatıyla çamurlayan sanatçı: Hayat Asli Bilgin…

11DSC09103

Çok da değil… 3 sene önce girdi yaşamıma Hayat… Tanıştığımızda O’na nasıl hitap edeceğimi bilmiyordum. Bir Hayat diyordum bir Aslı… O döneme ait tek hatırladığım, her gözlerimiz buluştuğunda gülümsüyordu. Tanımaya başladım O’nu zamanla… Sonra “Sana nasıl hitap etmemi istersin?” dediğimde “Sen hangisini istersen…” diye yanıtladı. Bugün O’nu yakın çevresi nasıl çağırıyor hala bilmiyorum ama benim için O’na yakışan tek bir isim vardı: Hayat…  Çünkü O, bana hayatın tanıştırdığı mutlu bakıştı…

O’nu tanıdıkça yüzünün, renkli hayatının yansıması olduğunu anladım. Her sohbetimiz bana bir şey kattı. Bazen duygu, bazen bilgi, bazen de heyecan… Ve önemlisi geleceğe umutla bakmanın kolay yoluydu benim için… Ve ben, O’nu siz de tanıyın istedim. İşte Hayat Aslı Bilgin…

11DSC09115Busece: Biliyorsun sanat ve spor benim hayatımın olmazsa olmazı… Ve sen sanatçı kimliğin ile beni etkileyen birisin… Yola çıkışın nasıl oldu Hayat?

HAB: 2002 yılında M.Ü.G.S.F Seramik-Cam Bölümü’nü derece ile bitirdim. Yine Marmara Üniversitesi’nde Yüksek Lisans eğitimimi de tamamladıktan sonra; çocukluğumda çiçekler yaptığım kağıtlar takılara, çizdiğim resimler porselen objelere, hayallerim koleksiyonlara dönüşmeye başladı. Hayat devam ediyor ve gelişim benim için önemi… Hala bu yoldaki seyahatim devam ediyor.

Busece: Seni ilk tanıdığım dönemlerde bir hayalin vardı. Ve şu an orada sohbet ediyoruz… Biraz anlatsana biz neredeyiz?

HAB: Atölye 2H… Benim hayalimin yansıması burası… Ressam bir arkadaşımla beraber bu atölyeyi açtık… Dokunuşlarım işte burada yaşamla buluşuyor. Kullanılabilir eşyaların sanatsal değerini yükseltmeyi seviyorum. Mesela sayılar… Rakamlar benim için önemli… (An önce büyük bir beğeni ile incelediğim fil ve tilki kulplu bardaklara bakıyor) Yeni tasarladığım bu tilki kulplu fincanlar sadece 101 adet. 102’sini bulman mümkün değil. Ya da kağıttan yaptıklarım… Bilindik bir malzeme olan kağıdı sanata dönüştürmekte de bu yöntem etkin. Fazlası olursa olay seri üretime giriyor ve ben bu atölyede bunu yapmak istemiyorum. Seri üretimden çıkıp butik tasarımlar yapmaktan keyif alıyorum. Bir pasta takımı almak istiyorsan diyelim; senin hayallerin benim sanatımla buluşsun ve bu sana özel olsun. İşte o zaman keyifli…

Busece: Nasıl malzemeler kullanıyorsun peki?

KAB: Aslında elime geçen her malzemeye nasıl sanata dönüşebilir gözüyle bakıyorum. Daha çok geri dönüşümlü malzemeleri kullanıyorum. Doğayı düşün… Kil örneğin…

Busece: Sanatsal değer nasıl kazanır bir çalışma?

HAB: Okul döneminde daha çok kavramsal sanata yönlendim. Bir anlamdan yola çıkarak farklı bir şey üretirsen o ürettiğin şey sanatsal değere ulaşıyor. Şimdi isim vermeyeyim; Türkiye’de büyük porselen üreticisi olan bir firma için aşk temalı bir koleksiyon tasarlamıştım yıllar önce… Aradan yıllar geçmesine rağmen bugün hala bu aşkın anlatıldığı seramik ürünler raflarında yer alıyor. Evet bu seri üretim bir çalışma ama o aşkın herkese yansıması farklı… Bugün hala bana bu aşkın onlara hissettirdikleri ile ilgili kullanıcılardan mesajlar geliyor. Nasıl keyif almayayım…

Busece: Kendini nasıl tanımlarsın? Kişiliğin tasarımlarına yansıyor mu sence?

HAB: İnsan ilişkileri ile dalga geçen bir yapım var. Bir şey tasarlarken bir hikayeden yola çıkıyorum, biraz evvel bahsettiğim koleksiyon gibi. İşte o zaman herkes için farklı bir anlam çıkıyor. Kreatif yönümü geliştirmek, felsefeye düşkünlüğüm ve aslında hayatla alıp veremediğim çok şey olduğundan araştırıyorum hep. “Bu duygu neden buradan çıkıyor”a bakıyorum.

Busece: İstanbul’da düzenlenen “360 Dereceden Aşk Festivali” nde senin de bir eserin yer alacak… Biraz bahseder11DSC09117 misin?

HAB: Evet, ben de bu proje bana ulaştığında çok heyecanlandım. 9-29 Şubat tarihleri arasında “Aşık Dünya” konseptiyle düzenlenen ve aşkı bir güne sığdırmadan, sanatçı gözüyle sergi, konser, film ve çeşitli etkinlikler ile farklı mekanlarda hayata aşkla bakanları buluşturacak bu festival. Asıl ilginç olan da sergilenen eserlerin kalp tasarımı yapılmadan hazırlanmış olması gerektiği… Benim de bu temadan hareketle “Kucak Dolusu Sevgi” adı ile tasarladığım saksı Capacity AVM’de sergileniyor alacak… Porselen saksının içine bir kaktüs ektim. Çünkü kaktüs bana ilişkileri anımsatıyor. Aşk ya da dostluk, fark etmez… Hepsinin içinde sadece mutlu olduğumuz, güldüğümüz günler yok… Asıl önemli olan acıtan, sorgulatan aşklar, dostluklar değil midir zaten? Beni düşündürüyorsa bir ilişki işte o zaman benim için değeri artıyor.

Busece: Saksının içindeki neden kaktüs?

HAB: Bilirsin kaktüsler radyasyonu emer onun için evimde de sıkça rastlayabilirsin… Bu kaktüs aynı zamanda senede bir gün çiçek veren de bir tür. Öyle güzel bir çiçek açar ki, hem görüntüsü hem de kokusuna aşık olursun. Ama ertesi güne bir şey kalmaz ve gelecek seneye kadar sadece dikenleri kalır sana… Güzelliği bir gün olsa bile onu seviyorum, evet dikenleri elime batsa da seviyorum. Hayat da toz pembe değil ne yazık ki… Aşk acıtır… Çünkü aşk bir dönüşümdür. Dönüşümler acılıdır  ve aşk kesinlikle sancılı bir süreçtir. Ama unutulmaması gereken bir şey varsa o da, doğada da dönüşen herşey; yılan, ipek böceklerinin uzun ve sancılı süreçler geçirirler ama bu çaba sonunda güzellik barındırır.

Busece: Ve saksıyı saran çelikten bir adam var sanki?

HAB: Evet saksıyı saran adam paslanmaz çelikten… Saksı ise porselenden… Belki biliyorsundur ama tekrar anımsatayım, porselen pişince gözenekleri yapışır ve sert bir malzemeye dönüşür, kemikleşir. Serttir ama ışık geçirir! Ve ne yazık ki bir o kadar da kırılgandır. Tıpkı ilişkiler gibi…

Busece: İşte aşkın porselene yansıması! (Gülümsüyoruz)… Peki bir ürünü tasarladıktan sonra “Tamam, işte budur…” diyor musun?

HAB: Hem evet, hem de hayır… Tasarladığım her neyse fırından çıktıktan sonra seviyorum onu, yüzümde bir mutluluk oluyor. Ama ne güzel ki tasarım süreci hiç bitmiyor. Çünkü her yaptığımı daha iyisi için yeniden tasarlamam, üzerine bir şey eklemem gerekiyor. İşte bu da gelişim demek… Ben yerimde saymayı sevmiyorum…

Busece: O belli zaten… Geçen sene atölyeyi açtığında ziyarete gelmiştim. Bugün baktığımda raflarda yer yok…1DSC09125 Burada kişisel çalışmaların haricinde neler yapıyorsun?

HAB: Aynı zamanda hem çocuklar hem de yetişkinler için seramik eğitimleri veriyorum. Benim her daim üretmem lazım. Yoksa büyük sıkıntılar yaşıyorum. Mekanlarda özellikle tavan ve duvar için porselen panolar, porselen objelerle yerleştirmeler çalışmayı çok seviyorum. Artık bir atölyem var ve başta kendimi sonra da sanatla ilgilenen herkesi mutlu etmekten keyif alıyorum.

Busece: Seramik haricinde bir de kağıtlara ilginden bahsetmiştin… Kağıtlarla neler yapıyorsun?

HAB: Takılar, kolaj çalışmaları, kapı süsleri, büyük kağıt çiçekler… Aklına kağıt adına ne gelirse…

Busece: Kağıttan takılarını biliyorum, çok da beğeniyorum. Bunları seramikle buluşturmayı düşünüyor musun?

HAB: Evet seramik takıları yakın zamanda atölyemin raflarında görebileceksiniz.

Busece: Biraz da özele girelim. Seni tanımam kızın aracılığı ile oldu aslında. Maya sevdiğim bir öğrencimdi… O da gördüğüm kadarıyla sanatla ilgili… (Biz röportajımızı gerçekleştirirken kızlarımız elleri çamurlu kapı süsü tasarlıyorlar) Evinizde akşamları da sanatsal etkinlikler yapıyor musunuz?

HAB: Yapmaz mıyız? O da doğadaki her malzemeye farklı gözle bakıyor. Günümüzde teknolojinin fazlasıyla girdiği evlerimizde, onun bunlardan olabildiğince uzak tutabilmiş olmamızdan dolayı mutluyum.

1DSC09128Ruhunun aşkını sanatıyla çamurlayan bir sanatçıyla tanıştırmak istedim sizi… Yaptığı çalışmaları gördüğünüzde, hele ki O’nu yakından tanıdığınızda eminim sizin de kalbiniz farklı atacak… Tıpkı benim gibi…

www.hayataslibilgin.com

e-posta: hayataslibilgin@gmail.com

T: +90 541 663 13 18

Atölye 2H: Tütüncü Mehmet Efendi cad. Hikmet Hanım Apt. No:80/B Göztepe, Kadıköy, İstanbul

Facebooktwittergoogle_pluslinkedintumblr
buse

buse

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*