Gün 1- Route 66’da geçecek ilk günün heyecanı…

CEN_1446Chicago’nun merkezinde yer alan Route 66 Begin tabelası ile yolculuğumuz başlıyor! Bir trafik tabelası gördüğümde bu kadar heyecanlanabileceğimi söyleseler inanmazdım… Sanki yıllardır beklediğimiz o dosta sarılmak için koşuyordum gördüğümde…

Gitmeden önceki hazırlık safhamızda onlarca site, onlarca forum okumuştuk en uygun aracı kiralayabilmek için… Ön rezervasyonunu yaptığımız aracı almaya gittiğimizde ellerinde o segmentte araç olmadığını belirterek iyileştirmeye gittiler ve çok da güzel oldu; Jeep Patriot marka aracımız yol boyunca heyecanımıza ilk ağızdan tanıklık etti. İyi ki de Jeep olmuş, çünkü o yollara pes etmeden anca bu araç katlanabilirdi!

Dakika 1 Gol 1, navigasyonu çalıştırdığımızda uyduyu görmedi… Ve bilmediğimiz yollarda, bilmediğimiz bir araçla, bilmediğimiz bir rotayı bulma çabamız kalp atışlarımızı ciddi anlamda arttırdı. Durum şu ki, Route 66 rotasının bir bölümü yıllar içinde yok olduğu, kullanılmadığı ya da navigasyonun iyi niyetinden en pratik yolu bulma çabasını önlememiz gerekiyordu. Bunun için de gitmeden evvel navigasyon üzerinden günler süren çalışmalar sonucunda yol kötü de olsa eski yolu kullanabilmek için yüzlerce işaretleme yaptık. Bu da Amerika’ya vardığımızda uyduyu bulmak konusunda onu zorladı ve yaklaşık 5 gün “Navigasyon acaba bu sabah açılacak mı?” kaygısını yaşattı. Düşünsenize yol hikayesindesiniz ve navigasyon yok! Şaka olmalı… Biraz google map, biraz navigasyon derken bir rutine girdik… Aslında güzel de oldu, eee biz severiz heyecanı ve bunun için sağlam bir malzeme sağladı bize  :)

Ve Chicago’dan google map aracılığı ile yola çıktık… Yaklaşık 50 mil gittiğimizde navigasyon çalıştı ve bir ohh çekip onu takip etmeye başladığımızda evlerin katları artmaya ve gökdelenler yüzünü göstermeye başladı yine… Ve biz anladık ki alet bizi başlangıç noktamıza geri götürüyor. Sonuçta yaklaşık 70 mil kayıpla -ama tuvalet molası olayın o streste en güzel arasıydı- doğru rotamıza girmeyi başardık!

Çok da geçmeden yolun ikonik yerlerinden biri olan Henry’s Drive In‘i gördük ve kendimizi içeride bulduk. Sosis ve patatesten oluşan menüleri basit ama güzeldi. Asıl keyifli olansa mekandı. 8-10 derme çatma masa, duvarlarda Route 66 görselleri, yemeğin gözünüzün önünde piştiği, her girenin diğerine merhaba dediği bir yer burası… Ve ayrılırken duvardaki panoya Busece’den de bir iz bırakmayı ihmal etmiyoruz tabii…

HENRYKÜÇÜK

Tekrar yola çıktığımızda motor kullanan biri olarak daha uzaktaki tabela beni kendine çekmeyi başardı. Her ne kadar Harley meraklısı olmasam da Route 66 yolu onlarla anılıyor ve tabii ki Harley Davidson Cycles dev mağazasıyla bizi çağırıyordu. Hem motor hem de aksesuar satışı yaptıkları mağazada nereye bakacağımı şaşırdım. Herhalde bir de bu markayı kullanıyor olsam burada delirebilirdim!

Harley

Yolun ilk çıkışında sürücü koltuğu Cenk’indi.  Trafik işaretleri, kurallar, hız limitleri bizden o kadar farklı ki… Her ne kadar sürücü kullanıyor olsa da copilot da aynı şoför kadar tetikte olmalı… En azından alışana kadar… Biz de öyle yaptık ve ilk birkaç gün sürekli birbirimizi uyardık. Sanırım sonraları bizim kadar kurallara uyan biri olmadığından Amerikan polisi az daha bize teşekkür rozeti verecekti…

Ve arabayı kullanma heveslisi olarak ben geçtim direksiyon başına… Vay bee Amerika’dayım ve Route 66’da araba kullanıyorum, hayal gibi!..

Bilen bilir hapishaneler ilgi alanımdır tıpkı mağaralar gibi… Bu yol üstünde de bir hapishane var; Juliet Prison. Bir çoğunuz izlemişsinizdir; Blues Brothers ve Prison Break’i… İşte onların çekildiği hapishaneden bahsediyorum. Şu an ziyaretçilere kapalı olsa da dışarıdan görmek, oradaki sessizliğin içinde duvarların ötesindeki avluda geçen kavgaları ya da azılı katilleri hayal etmek bile tüyleri ürpertmeye yetiyor.

hapis

Gün yavaş yavaş inmeye başlıyor ve şehre yakın olan kasabalar artık kendini bulmaya başladı. Yollarda sincaplar ve tavşanlar bize el sallıyor…züfeküçük

Wilmington’dayız… Launching Pad önünde elinde füze tutan adam Gemini Giant heykeli ile yine yolun ikonlaşmış cafelerinden biri… Ama artık malesef kapanmış… Yolun hemen karşısında tek katlı müstakil bir ev var. Bahçesindeki tabeladan satılık olduğunu görüyoruz ve hemen hayal kurmaya başlıyoruz. Bu evi alıp ve cafeyi işletsek, hem mermili adamdan da tarifi kolay… Siz de Route 66’yı bahane edip gelmez misiniz?

Bir sonraki durak Braidwood’da Polka Dot Drive In… İçi Route 66’nın izlerini taşıyan farklı bir konseptle döşemişler. Karnımız tok olduğundan yiyecekler yerine dışındaki ünlü simaların heykelcikleri daha ilgimizi çekiyor; Elvis, Marilyn Monroe, Betty Boop… Ve biz onlarla muzır fotoğraflar çekip çok eğleniyoruz!

polkaküçük

Ve Route 66’nın olmazsa olmaz benzin istasyonlarından ilki… Dwight’deki Ambler-Becker Gas Station… Tarihi pompaları, asfalt üzerindeki Route 66 logosu, gün batımının kırık loşluğu… “İşte…” diyoruz…. İşte bu!

Benzincikçük

İlk günün heyecanıyla gün batmış, biz hala araba kullanmaya devam ediyoruz. En yakın Mc Donald’s’a birşeyler atıştırmak için giriyoruz ve yemek anlamında şoklardan ilkini yaşıyoruz. Türkiye’deki küçük boy kolanın boyutu onların orta boyu, büyük boyu siz hayal edin. Bir de yetmiyor gibi bardağı veriyorlar ve sen istediğin kadar git gel doldurabiliyorsun… Anlayacağınız daha ilk gün öğrendik ki, orta boy kola ikimize yetiyor da artıyor!

Walgreens de ikinci öğrendiğimiz ve yol boyunca bizimle birlikte eşlik edecek market oldu. İçinde yiyeceğinden, makyaj malzemesine, mektup kartlarından, ilaca kadar herşey var… Ve Amerika’nın her yerindeler…

Saat 21.00 olduğunda artık yorgunluk ikimizin de üzerine çöktü. Bir önceki sabah 03.30’ta kalkıp, 05.30’ta kendimizi Chicago sokaklarına atıp güneşin doğumunu izlediğimiz, sonrasında araba tepesinde geçen uzun bir yolu takiben yatak bizi çağırıyordu ama tabii ki kalacak bir yerimiz bile yoktu!

motelküçükAlternatif bir motel aramak yerine yol boyunca sık aralıklarla yer alan Motel 6 ilk durağımız olsun dedik. Resepsiyondaki ciddiyetle işini yapan siyahi bayan bize oda kartımızı verdi. Biz iki bavul çıktık odaya ama bir de baktık oda temizlenmemiş. Cenk aşağı indi ve başka bir oda kartıyla geldi. Bir baktık o odada da yangın alarmının şarjı bitmiş aralıklarla sinyal veriyor. Hadi indi yenisini aldı. Diğer odaya gittiğimizde kart kapıyı açmadı. Allahım delireceğim! Cenk tekrar aşağı indi ve bu sefer resepsiyonist bayanla birlikte geldi. Kadıncağız biraz balık eti… Kendi de açamayınca, bir baktık önce kalçasıyla sonra omzuyla kapıya yükleniyor. Bizim yorgunluk yerini kahkahalara bıraktı! Cenk bir yandan kadına “Hanımefendi, kapıya kırarsanız bir işe yaramayacak zaten, dikkat edin kendinize” diyor, kadınsa bütün hırsıyla kapıya darbeler indirmeye devam ediyor… Ve açtı da kapıyı ama kapı kullanılamaz duruma geldi tabii.. Kadın “ama hazırlıklıyım” deyip başka bir oda kartı çıkartmaz mı cebinden? E be kadın niye uğraştın o zaman :) Son oda biraz tuvalet kokuyordu ama artık yapacak birşey yok… Bu gecenin son noktası burası olsun dedik ve okeyledik… Burada bitti mi hayır :) Ama kadıncağızın o hali bizim ruh halimizi o kadar pozitife çevirdi ki ne önemi vardı akmayan suyun…

Önemli olan anın çıkartmaktı ve biz durum ne olursa olsun bunu yapmak için birbirimize söz vermiştik… Ve sözümüzü de tuttuk!

Günün özetini içeren video işte burada!

Günü geçirdiğimiz eyalet: Ilinois

Yola çıkış saatimiz: 10.30

Kontak kapatış  : 21.00

Başlangıç-Bitiş: 0 – 151.5 mil

Gece Konaklama: Ilinois – Bloomington – Motel 6

“Amerika vizesi” ile ilgili aklımda bir sürü soru var” diyorsanız “Amerika vizesini merak edenlere”

“Amerika’da nasıl araç kiralayabilirim?” diyorsanız “Yurt dışında araç kiralayanlardan mısınız?”

Ölmeden önce yapılacaklar listenizden bir madde daha silmek isterseniz, “15.000 feet yükseklikten gökyüzü dalışı… Skydive Las Vegas!”

“İşte çılgın bir yol hikayesi… Route 66″

Gün 2- Route 66 bizi kalbi güzel insanlara doğru sürüklüyor…

“Gün 3- Route 66’nın her köşesinde ayrı bir ayrıntı gizli…”

“Gün 4-Route 66 serüveninde bir günde üç eyalet”

“Gün 5 -Route66’da baktığın her nokta farklı bir renk!…”

“Gün 6-Route 66 ruhunu yaşamaya ne dersiniz?”

“Gün 7 -Route 66’da New Mexico’dayız… Ve mutlaka Santa Fe!”

“Gün 8 -Route 66’da Albuquerque’de Romantizm…”

“Gün 9 -Route 66’da Vahşi Batı’ya Hoş Geldiniz!”

“Gün 10 -Route 66’da Doğa ile içiçe bir gün: Grand Canyon!”

“Gün 11 -Route 66 Çöllerinde Sessizliğin Çığlığı”

“Gün 12 -Route 66 yolunda Türk bayrağımız Bagdad Cafe’de”

“Gün 13 -Hoşçakal Route 66!”

başlıklı yazılarımı da okumanızı öneririm.

Yol boyunca çektiğimiz videoları Busece Kareler YouTube kanalından izleyebilir, dilerseniz takip listenize ekleyebilirsiniz.

Facebooktwittergoogle_pluslinkedintumblr
buse

buse

2 Comments

  1. Bu gerçekten olağanüstü bir deneyim..Çocukken gençken filmlerde gördüğümüz yolları gezmeniz gerçekten oldukça imrendirici..Hikayenizi bu kadar detaylı anlatmanızda, o anları yaşatıyor..Bu yazı serisi için teşekkür ediyorum..Devamını bekliyorum..

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*