Huzur dolu Edam…

 

Hollanda’da bir günümüzü Amsterdam’a yakın kasabalara ayıralım dedik… Bunun için önerilen üç rota var aşağıda haritada da farklı renklerle gösterilen… Biz en merak ettiğimiz yerleri içine alan mavi rotayı tercih ettik. Günün sonunda yorgun olacağımızı tahmin ettiğimizden, şehire en yakın olanı ile günü tamamlamak için en uzakta olandan başladık. İlk kasabamız Edam… Amsterdam’dan yaklaşık 30 dakikalık keyifli bir yolculuğumuz oldu. Yol boyunca Hollanda inekleri, değirmenleri, güzel evleri derken zaman hızlıca akıp gitti…

Edam otobüs durağında indiğimizde aynı istikamette kanala doğru yürüyüşle kasabanın girişine ulaşılabiliyor. Buradan sonrası sizin sokak aralarında kaybolma isteğinizle sınırlı…. Girişindeki köprüde epey vakit geçirdiğimizi söyleyebilirim. Kanal kenarına dizili evleri, kik ile evine ulaşımını sağlayan küçük kız ile merhaba dedi bizi Edam… Terk edilmiş ama sanki insanlar hala yaşıyormuş izlenimi yaratılmış bir film seti gibi bu kasaba… Mevsim yaz olduğundan oldukça keyifliydi sokaklar…  Tertemiz, yemyeşil doğası, bakımlı evleri ile fotomodel edalı bir yer Edam…

 

 

Kasabanın ismi birçok insan gibi bize de uzak değil… Meşhur Edam peynirleri işte burada doğuyor. Durum böyle olunca da peynir mağazaları yaptıkları tadımlarla bizi çağırıyor tabii… Merkez denilen yer bir kanalla ikiye ayrılıyor. Burada yer alan köprüde biraz oturup tadına varmak lazım bu keyifli kasabanın… Sonra Kilisesi, hediyelik eşyacıları ve olmazsa olmaz peynir mağazaları ile keyifle gezdiğimiz bir yer oldu Edam…

Her zaman olduğu gibi alışverişten çok banklarında oturup izlediğim, hissettiğim… Hayal ettim burada yaşamak nasıl bir his… O seksenine varmış genç amca hala bisiklet tepesinde gezinebiliyor, o çocuk kikiyle kanalda tek başına geziniyor, evlerde, sokaklarda daha çok sessizlik hakimse… Bu kadar huzur nasıl birşey? Bilmiyorum ki hiç… Doğma büyüme İstanbullu bu sorunun yanıtını nasıl bilebilir ki… Kaos neden bu kadar hayatımızda? Ve anormal olan neden normalleşiyor gün geçtikçe? Neyse yormayayım şimdi… Ama emin olun siz de benim gibi sorgulayan biriyseniz Edam size de bir başka görünecek…

Günün devamında Volendam‘dayız… Rotaya devam…

Amsterdam’dan Edam’a nasıl gidilir?

En kolay yol 10 EUR’ya bir EBS Kart almak… (Internetten 1 EUR indirimle bileti alayım derseniz linki burada…) Bu kart sayesinde Amsterdam’ın merkezinden Volendam, Marken, Edam üçgenine ulaşabileceğiniz gibi gitmek istediğiniz başka yakın köyler varsa onları da aynı gün içinde indi-bindi yaparak sınırsız gezme şansı tanıyor. Bileti satın alacağımız yeri bulmak güç oldu. Nedeni ise çok komik 🙂 Amsterdam Merkez İstasyonu’nda tursitlere yardımcı olmakla görevli aynı tshirtleri giymiş onlarca görevli var. Hah işte onlara sakın soru sormayın, çünkü hepsi ayrı telden çalıp bizi başka başka yerlere sürüklediler. Kokuyla iz bulsanız daha kolay diyebilirim. Ya da en iyisi ben anlatayım size… Otobüs duraklarının açık alandaki yerinin tam arka tarafında bir de kapalı bir alan var hemen kanal kenarında… İşte buradaki pasaja girmeniz gerekiyor. Ya da ön taraftaki bilet alanından soldan ilerlediğinizde bir pasaj girişi göreceksiniz aşağı doğru inen… Oradan da diğer tarafa geçebilirsiniz. Sturbucks gibi yerlerin olduğu alanda bir de bilet satış ofisi var, buradan biletinizi alabilir, hemen yürüyen merdivenle üst kata çıkıp otobüsünüzü beklemeye başlayabilirsiniz. Eğer bizim gibi Edam-Volendam-Marken-Monnickendam dörtlüsünü yapacaksanız 316 numaralı otobüsle yolculuğunuzu gerçekleştirebilirsiniz. Tersten başlayacaksanız 315 numaraya binmelisiniz. 30 dakikada bir gibi yeni otobüs geliyor diye hatırlıyorum…

Bu yazı ilginizi çektiyse bunları da okumak isteyebilirsiniz;

Üçgen çatılı balıkçı kasabası: Volendam

Hayran kaldığım sahil kasabası Marken…

Monnickendam’da bir saat…

Amsterdam’da otelde kalmak zorunda değilsiniz!

Facebooktwittergoogle_pluslinkedintumblr

Benzer yazılar

Yorum Yapın

*