Büyükada Rum Yetimhanesi’nin gizemi…

İstanbul’da yaşayıp henüz Adalar’a gitmemiş arkadaşlarım olduğunu bilirim. Bense bayılırım! Mutlu olduğumda giderim, mutsuz olduğumda giderim, evde kitap okuyacağıma orada okuyayım deyip giderim, kahvaltı derim, dondurma yemeğe derim; giderim de giderim… Favorim Heybeli ve Burgaz olsa da Büyükada’da konu Adalar ise olmazsa olmaz tabii… Bu kadar yolumu düşürmeme karşılık ben de yepyeni bir yer keşfettim yakın zamanda Büyükada’da; Rum Yetimhanesi… Bir yere gittiğimde kaybolmayı severim. Çam ormanının içindeki patikada sağıma aldığım masmavi deniz manzarası bana eşlik ederken, ıssız tepede karşıma bütün bir heybetiyle karşıma çıkan bu ihtişamlı yapıyı daha sonra…

Devamı...

Pera Palace’ın gizem dolu odalarında kızımın hayallerine yürürken…

Hepimizin ölmeden evvel yapacaklarımız üzerine bir listesi var ya… Kızımınki de yavaş yavaş oluşuyor. Ve uzun bir süredir listenin ilk sırasında yer alan tek bir şey var ki işte o da bu yazının konusu… Beren, serisinin dördüncüsüne geldiği Delal Arya’nın Pera Günlükleri isimli polisiye bir çocuk romanı okuyor. Bu romanla birlikte de Pera Palace’a gidip Agatha Christie’nin odasını görmek en büyük hayali oldu… İlk önceleri şöyle bir sohbet geçiyordu aramızda: “Anne, Pera Palace diye bir otel var mı?” “Var, Berencim…” “Orada Agatha Christie’nin bir odası varsa ne yapıp edip bir…

Devamı...

Balat’ı bu hafta sonu çekin içinize…

Balat’ta kaybolmak lazım… Sokaklarını umarsızca gezmek… Dokusuna dokunmak lazım… Bildik yerler zaten yerlerinde yıllardır, onları çoktan gezmişsinizdir diye tahmin ediyorum; kiliseleri, sinegogları, patrikhanesi, meşhur meyhanesi… Balat’taydım yine geçenlerde… Arada adımlarım sokaklarını… Seviyorum çünkü yeni simalarla merhabalaşmayı… Sokak aralarında oynayan çocuklardan ayağıma seken topa vurmayı… Cumbalı evlerinde camdan cama dedikodu yapan ablalara gülümsemeyi, kapısında oya işleyen teyzeyi fotoğraflamayı… Bazen soluklanmak istiyor insan… Gördüklerini sindirmek ve o anda bile karşınıza çılgın bir yer çıkabiliyor Balat sokaklarında… Mesela ‘Derviş Baba’ Deliler, Abdallar, Meczuplar, Aşıklar Kahvehanesi’ni duydunuz mu hiç? Aslında uzun zamandır hizmet veriyormuş… Farkı…

Devamı...

Moda’da meyhane içinde ayazma: Aya Ekaterini!

Moda sahili bir çoğumuzun uğrak yeri… Mesela benim çocukluğum da burada geçti. Ali Usta’dan dondurmalarımızı kapıp, Moda Parkı’nda oynamaya giderdik. Ailelerimiz manzaraya karşı çaylarını yudumlarken biz de salıncakların tadını çıkarırdık. Şimdi kızımla beraber geliyoruz. O günden bu yana çok da değişmediğini görmek az da olsa umutlandırıyor beni… Bugün yepyeni bir yer keşfettim Moda’da… Evet, çookkk uzun bir zamandır burası hayatımın bir parçası olmasına karşılık, hala bilmediğim bir yeri olduğunu görmek oldukça şaşırtıcı oldu benim için… Tarihi Moda İskelesi’ne doğru inerken sağda Moda Park Lokantası, birçoğumuzun bildiği adıyla Koço, kurulduğundan bu…

Devamı...

Gitmeden bir kutlama yapalım dedik!

Route 66 yolculuğuna doğru akan zamanda son günlerin içindeyiz… Bu haftaya da Cenk’in doğum günü denk gelince onu surpriz bir organizasyon yapmak için kolları sıvadım… İş surpriz olunca arka planda bir sürü koşturmaca oluyor tabii… Konsept zaten aylardır konuştuğumuz tek konu olan Route 66 olsun istedim… E herşeyiyle de bu parti orasının ruhunu yansıtmalıydı…. Geçtiğimiz hafta Beren’in hazırlıklarıyla başladı kutlamalar. Onu yansıtacağına inandığı tamamen hayal ve emeğiyle hazırladığı hediyesi ve yine O’na özel hazırladığı pastasıyla yeni yaşının ilk mumlarını üfledi Cenk… Surpriz partiyi arkadaşlarımıza duyurmadan önce hayal ettiğim mekanı bulmam…

Devamı...

Ve ikinci dövme gelir!..

Geçen yıl yine bu zamanlar ilk dövmem bedenimdeki yerini bularak “Yapılacaklar Liste”mden bir maddenin daha üzeri çizildi… Dövme ciddi bir karar… Hele ki ilki… Sevecek misin sevmeyecek misin, bundan sonra hayatın boyunda göreceğin bir nev’i o desenli “ben”i kabul edecek misin, her baktığında sana ne anımsatacak? Ve buna benzer onca soru dolanır durur kafanda… Hep bir dövmem olsun istemiştim… Onun için düşünmem için de çok zamanım oldu. Çocukluğumdan beri bahar gelip çorap çıktı mı ayağımdan hemen halhalımı takardım. Durum böyle olunca ilk dövmem de bir “halhal” oldu. Ucunda hayatımın anlamı olan harf ile birlikte yerini…

Devamı...