Yazın serin sporu; Sansarak Kanyonu’nda trekking…

Yazın sıcağı iyice kendini gösterirken alternatif bir hafta sonu için önerim var… Hem diyorum ki; içinde spor olsun, keyif olsun, adrenalin olsun, yeşilin gölgesi olsun, suyun serinliği olsun… Daha ne olsun öyle değil mi? Sansarak Kanyonu’nda trekking yapmak üzere doğasever bir grupla beraber sabahın erken saatlerinde yollardayız. Kanyon, Bursa’ya bağlı İznik ilçesine yakın bir konumda bulunuyor. Başlangıç noktamız Gürmüzlü Köyü çıkışı… Burada kıyafetlerimizi, yanımıza alacağımız çantayı ortama uygun hale getiriyoruz. Parkurun büyük bir bölümünü su içinde geçireceğimizden yanımıza alacaklarımız konusunda dikkatli olmamız gerekiyor. Mesela elektronik eşyalar… Ya su geçirmez özel…

Devamı...

Antakya dışında ama Antakya’ya yakın “bir” gün…

Antakya’ya 3. gelişim… “Antakya’ya gitmek lazım!..” yazısında şehrin içi ile ilgili notlarımı okumuşsunuzdur… Her geldiğimde ilk defa görecekmişim gibi heyecanlanıyorum burayı… Son gezimizin bir gününde araba kiralayıp yakın yerleri keşfedelim dedik… Ve yine yollardayız tabii… İlk durak Harbiye… Her tarafta sular akıyor şırıl şırıl… Parsel parsel restaurantlar yürümenize izin vermiyorlar… “Gel yemeğinizi bizde yeyin…” “Olmadı kahvenizi için bari”… Biraz rahatsız olsak da bu durumdan, keyfimizi bozmayıp, şırıl şırıl sular akan manzaralılardan birini tercih ediyoruz. Keyifli mi, evet… Eğer buz gibi suyu severim diyorsanız o zaman ayaklarınızı suya sokup, öyle de…

Devamı...

Antakya’ya gitmek lazım!…

Evet evet… Antakya’ya kesinlikle gitmek lazım… Gezmek için, din farkılıkları içinde farksızlığı görmek için, yemek için, içmek için, tarihe doymak için, havasını koklamak için, aklına ne geliyorsa onun için Antakya’ya gitmek lazım!.. Üçüncü gelişim bu muhteşem şehire… Pişman değilim; bir daha olsa yine, bir daha olsa yine giderim!.. Hatay deyince ilk aklıma gelen huzurlu sokakları ve muhteşem damak tadı… Hangi birini anlatarak başlasam bilemedim… İlk Uzun Çarşı‘dan başlayayım. İçine daldınız mı çıkamayacaksınız! Tepsi ve kağıt kebabı! Mmmmm… Şu an bile düşününce gözlerim dönüyor. Sıra sıra kasaplar arka taraflarını restaurant olarak işletiyorlar.…

Devamı...

İstanbul’a yakın nefes kaynağı… Karaca Arboretumu…

Yaz planları başladı… Eğer siz de benim gibi İstanbul’dan arabanıza atlayıp yola çıkanlardansanız Bodrum, Çeşme, Marmaris derken, ilk molanızı vereceğinizi yeri söylüyorum; Karaca Arboretumu… TEMA Vakfı Kurucu Onursal Başkanı Hayrettin Karaca’ya ait olan bu yeşil cennet Türkiye’nin ilk özel arboretumu olma özelliğini taşıyor. Fide satışlarının da yapıldığı mekana girdiğimizde bizi karşılayan görevli buranın aslında Hayrettin Karaca’nın kendi evi olduğunu söylüyor. Hatta gittiğimiz gün de kendisi oradaymış… Arboretum da O’nun yıllardır emekle yetişmelerini izlediği bitkilerinin yer aldığı bahçesi… Giriş için ufak bir ücret ödedik ve sonrasında bize eşlik edecek rehberle birlikte bu muhteşem…

Devamı...

Büyükada Rum Yetimhanesi’nin gizemi…

İstanbul’da yaşayıp henüz Adalar’a gitmemiş arkadaşlarım olduğunu bilirim. Bense bayılırım! Mutlu olduğumda giderim, mutsuz olduğumda giderim, evde kitap okuyacağıma orada okuyayım deyip giderim, kahvaltı derim, dondurma yemeğe derim; giderim de giderim… Favorim Heybeli ve Burgaz olsa da Büyükada’da konu Adalar ise olmazsa olmaz tabii… Bu kadar yolumu düşürmeme karşılık ben de yepyeni bir yer keşfettim yakın zamanda Büyükada’da; Rum Yetimhanesi… Bir yere gittiğimde kaybolmayı severim. Çam ormanının içindeki patikada sağıma aldığım masmavi deniz manzarası bana eşlik ederken, ıssız tepede karşıma bütün bir heybetiyle karşıma çıkan bu ihtişamlı yapıyı daha sonra…

Devamı...

Nesin Matematik Köyü’nde Ağustos böcekleri eşliğinde eğitim!

Şirince’ye herhalde 5-6 kere gitmişimdir. Ama bu son gidişimde hiç uğramadığım bir durak vardı planlarımız içinde… Matematik Köyü… Nesin Matematik Köyü, Şirince merkezine geldiğinizde soldan hemen dar ve biraz da bozuk olan yoldan girince yaklaşık 1 km kadar uzakta sizi bekliyor. Önce yemyeşil doğanın sesi size karşılıyor… Kimse size “ne işin var burada, kimsin, kimlerdensin” demiyor. Arabamızı park edip köyü gezerken yüzümüzde tek bir ifade var, o da şaşkınlık!.. Girişteki ormanlık alana yayılmış onca çadır dikkatimizi çekiyor önce. Köyün içini gezerken muhtarlık binası ve kapısında koğuş ibareli odaları görüyoruz. Açık…

Devamı...