Büyükada’da yeni yaşamım…

Dördüncü mevsimi geçiriyoruz Ada’da… Buralı olmak 17’li yaşlardaki hayalimdi… 20’li yaşlarımda artık kendi evime çıkma aşamasına gelmiştim ki, İstanbul’da büyük deprem oldu… Adalardaki evler güvensiz söylentileri ile birlikte benim hayal tam da ucuna gelmişken puff deyip uçtu, gitti… Sonra mı? Sonrasında “bilgili turist” oldum. Beyaz yakalı dönemimde bankada bir sunum mu yapmam gerekiyor? Koş Ada’ya, vur kendini ormana, yap provalarını… Doğum günü kutlaması mı var? Ara Burgaz’da sevdiğin balıkçıyı, çek iyotu, ye güzel mezeleri… Keyifsiz miyim? Al kitabını, atla vapura, yayıl ağaçlardan birinin altına… Yaz-kış fark etmez ama favorin ne dersen kışın…

Devamı...

Tiran’da Doyasıya Bir Gün…

Tiran için bir günümüz olunca her yana saldırdık diyebilirim 🙂 Önce turistik yerler derken sonrasında her zaman olduğunu gibi sokaklarda kaybolup şehrin derinlerine daldık… Anlatıyorum 🙂   Şehir tam bir büyük şehir havasında… Vızır vızır arabalar, bolca insan… Çoğu Avrupa ülkesinde olan yaya geçitlerinden bekleyen yayalar için duran arabalar burada yok mesela… Tipik yurdum trafik kuralları burada da geçerli… Vizesiz ulaşabilmekse harika… Ülkenin diğer adı Kartallar Ülkesi… Kartal bayraklarında da yerini bulmuş… Bazı kelimeler Türkçe ile aynı, bu nedenle sokaklarda aman konuşmalara dikkat 🙂 Buraya turla geldiğimizden gezmek için kısıtlı zamanımız vardı.…

Devamı...

Begijnhof…Amsterdam’ın kalbindeki huzur bahçesi

Bir yeri turla gezmenin avantajları da var, dezavantajları da… Turlar armut piş ağzıma düş açısından pek güzel… Ama birilerinin sürelerine bağlı kalmanın çok da hoşuma gittiğini söyleyemeyeceğim. Amsterdam’ı gezerken saat, mekan bağımlılığım olmadan, üstüne tek gezmenin avantajlarını da pek bir güzel oldu… Cenk’in işe gömüldüğü sıralarda ben de Amsterdam sokaklarını yürüyerek keşfetmenin keyfini yaşıyordum… Yok merak etmeyin onu ihmal etmedim elbet… Gün içinde nereyi en çok beğendiysem akşam iş çıkışı oraya birlikte tekrar gittik… Sokak aralarında en en sevdiğim yerlerden biri de  Begijnhof oldu… Begijnhof, Amsterdam’ın en güzel ve önemli yapılarından bazılarına ev…

Devamı...

Taştan Kent – Poçitel…

  Neretva Nehri’nin yanında yerleşmiş bu taş kent Unesco Kültür Mirasları listesinde… Poçitel,  Osmanlılar’ın sınır kasabasıymış zamanında… O dönemde burası Venedikliler’e bağlı olan Dubrovnik ile sınır komşusu… Nehir kenarından başlayıp oldukça dik yamaca kurulan şehir Osmanlı’nın askeri mimarisine iyi bir örnek… Tepedeki kalesiyle geçilmez bir kent kimliğiyle tam bir sınır karakolu niteliğinde…       Poçitel, Saraybosna’dan “Mostar’a giderken iyi ki uğramışım dediğim tam bir yol üstü tarihi durak oldu… Saraybosna-Poçitel arasındaki yolun bir tarafı nehir diğer tarafı ise alabildiğine yeşil… Her dönemeçte bir fotoğraf karesi ile karşı karşıya kalmanın dayanılmaz…

Devamı...

Mavi ve Yeşilin Blagaj’daki aşkı…

Bosna Hersek’e gelmeyi planlarken Mostar en çok görmek istediğim yerlerden biriydi… Hazır buraya gidecekken yol üzerinde nerelere uğrayabilirim, neler yapabilirim diye araştırırken de Blagaj beni kendine aşık eden yer oldu… Muradıma kavuştum, işte Blagaj’dayım! Saraybosna’dan Mostar tarafına tur ayarladığımdan Blagaj’ı da içine alan bir planlama yaptım. Buraya gelmeden evvel yol üstünde gezdiğimiz Poçitel ise bizi başka bir boyuta taşıdı. Onu da daha sonra anlatacağım. O kadar araştırdım, tursuz ve araç kiralamadan buraları aynı gün içinde gezmek zor, hatta neredeyse imkansız… Otobüs saatlerinin mantıksızlığı bizi çıkmazsa soktu. Ama illa -arabasız hallederim…

Devamı...

Monnickendam’da bir saat…

Amsterdam’a yakın kasabaları gezerken son durağımız dönüş yolumuz üzerindeki eski bir balıkçı kasabası olan Monnickendam… Burasının deniz ticaretinin yoğun olduğu dönemlerde savaşmaktan yorulmuş bir yer olduğu söyleniyor… Sanırım bu durum ruhuna da işlemiş… Açıkçası, Edam, Volendam ve Marken‘den sonra burası oldukça boğuk ve sıkıcı geldi bana… Otobüsten indiğimizde Monnickendam’ın hemen girişindeki ünlü kilisesi De Grote Kerk karşılıyor bizi… Bu kilisenin arka tarafına geçtiğinizde kasabanın merkezine doğru da giriş yapmış oluyorsunuz. Bu arada kilisenin arka tarafındaki yamuk kapısına da bakmadan geçmeyin, orantısızlığı ilginçti gerçekten… Noordeinde buranın en önemli caddesi ve pek de gezilesi bir…

Devamı...