Sessizlikte Diyalog kurabilir misiniz?

Bir saatliğine de olsa DUYAMADIM! Gözlerinin içine baktım, ağızlarını oynattıklarını gördüm ama duyamadım… Ben Sessizlikte Diyalog Sergisi’ndeydim… Karanlıkta Diyalog‘taki gibi her yer zifiri karanlık değildi hatta ışıl ışıldı bu sefer… Olmaması gerekirdi belki ama, az da olsa kulaklığımdan dışarıdaki sesleri uğultu olarak da duyabilmeme (serginin eleştirebileceğim tek yönüydü) rağmen, yine de tam ben değildim işte… İşitme engelli rehberimiz bizler salona girer girmez kulaklıklarımızı taktı. Onun yönlendirmeleriyle sergi için özel hazırlanmış bölümlerde sessiz iletişim kurmaya çalıştık hem kendisi hem de sergiyi bizimle gezen diğer kişilerle… İlk bölüm en zorlu olanıydı bence……

Devamı...

Evde boş vakitlerinizde ne yapıyorsunuz?

Kendiniz için bu soruya vereceğiniz yanıt sizi tatmin etmiyorsa size bir önerim var…  Hem de gerçekten size yaratacağı iç huzur ölçümlenemez türden… Bir süre önce “Karanlıklarının gözü olmaya ne dersiniz?” adıyla yazdığım yazıda görme engelliler için Altı Nokta Körler Derneği’nde kitap okuyabileceğinizden bahsetmiştim. Bu yazıdan sonra birçok kişi benimle iletişime geçti. Kimisine yeri uzak geldi, kimisi şehirlerinde okuma alanları olmadığından bahsetti, kimisi küçücük bir odada oturup kitap okuyamayacağını söyledi. İki seneyi aşkın süredir görme engelliler için kitap okuyorum. Bir sene dernek çatısı altında okumalarıma devam ettim. Son bir yıldır da Boğaziçi Üniversitesi…

Devamı...

Dönüşüm senin ellerinde…

Yaklaşık beş yıldır evimde geri dönüşümleri ayırıyorum. Artık öyle bir hale geldim ki bir şişeyi çöpe atmak zorunda kalsam içim titriyor. Mutfağımın balkonunda mevcut çöp kutumun neredeyse 3 katı hacminde geri dönüşüm atıklarını biriktirdiğim bir çöpüm daha var. Her türlü cam, plastik, metal ve kağıt atığı bu kutuda biriktiriyorum; dolduğunda da yallah sokaklardaki kumbaralara… Neden mi? Çünkü; cam şişenin doğada 4.000, plastiğin 1.000, alüminyumun 100, gazetenin 1 yıla yakın sürelerde yok olduğunu hepimiz biliyoruz. Durum böyle olunca da yüreğim el vermiyor doğayı kendi ellerimle rezil etmeye… Kapaklar hepimizin malumu!… Onların da…

Devamı...

Karanlıklarının gözü olmaya ne dersiniz?

Hayatta bir tek biz yokuz… Hiçbir engelliyi yok sayamayız… Bas bas bağırıyoruz sosyal medya kanallarında… “Hepimiz engelli adayıyız”, “Bugün sağlıklıyız. Peki yarın?” diyoruz da ne yapıyoruz onlar için?.. Geçen yıl başladığım bir projeydi aslında görme engelliler için kitap okumak… Kış aylarında yağmur yağıyor diye evde oturmak yerine derneklerine gidip saatlerce kitap okudum. Bunu kimse bana “aferin” desin diye yapmadım elbet. Evet sosyal medyada yayınladım, çünkü bana belki bir kişi özenir de gider istedim. Nitekim de duyalı arkadaşlarım da çıktı. Birkaç kitap da benim sayemde okunduysa daha ne isterim ki… Kimisi…

Devamı...

Sadako Sasaki Anma Günü’ndeyiz…

İstanbul Oyuncak Müzesi… Bu sefer amacım müzedeki birbirinden farklı hikayeye sahip oyuncakları görmek değil… Çocuklara barış ve hoşgörünün hakim olduğu, daha güzel ve aydınlık bir dünya bırakmak için düzenlenen Sadako Sasaki Anma Günü etkinliğindeyim… Bu yıl 10.suna ev sahipliği yapıyor İstanbul Oyuncak Müzesi… Etkinlik alanında Sunay Akın’ın olduğunu görünce daha da bir mutlu oldum. Yıllar önce birkaç şehirde yaptığım etkinlikler çerçevesinde, kendisiyle seminer sonraları uzun uzun sohbet etme imkanı yakalayabilen şanslı insanlardan sayarım hep kendimi 🙂 Bu seferse onun düzenlediği mükemmel bir organizasyonda yine bir aradayız… Sunay Akın’ın açılış konuşmasıyla…

Devamı...

Kör oldum!…

“KÖR OLDUM! Evet…1,5 saatliğine de olsa ben kördüm. İstanbul’u bu sefer görerek değil; ses, koku ve dokusuyla keşfettim. Ben KARANLIKTA DİYALOG sergisindeydim…” Zifiri karanlıkta beyaz bastonumdu gözüm. Görme engelli rehberimizin sesi olmasa korkum nasıl dizginlenirdi bilmiyorum. Hiçbir şey görmeden Taksim tramvayındaydım… Sesleri dinlerken içimdeki hisleri sizlere anlatamam. Evet ben biliyordum o duyduğum görüntülerin nasıl olduğunu ama peki onlar? Parkta otururken kuşlar ne güzel şakıyor, havuzun şıkıryan sesi nasıl huzur veriyordu ama görmüyordum. Pazar yerinde gezerken nane ne de güzel kokuyordu ama göremedim. Kaldırımda yürürken park etmiş arabaya tosladığımda canım yandı,…

Devamı...