Büyükada’da yeni yaşamım…

Büyükada'da yeni yaşamım...

Dördüncü mevsimi geçiriyoruz Ada’da… Buralı olmak 17’li yaşlardaki hayalimdi… 20’li yaşlarımda artık kendi evime çıkma aşamasına gelmiştim ki, İstanbul’da büyük deprem oldu… Adalardaki evler güvensiz söylentileri ile birlikte benim hayal tam da ucuna gelmişken puff deyip uçtu, gitti… Sonra mı? Sonrasında “bilgili turist” oldum. Beyaz yakalı dönemimde bankada bir sunum mu yapmam gerekiyor? Koş Ada’ya, vur kendini ormana, yap provalarını… Doğum günü kutlaması mı var? Ara Burgaz’da sevdiğin balıkçıyı, çek iyotu, ye güzel mezeleri… Keyifsiz miyim? Al kitabını, atla vapura, yayıl ağaçlardan birinin altına… Yaz-kış fark etmez ama favorin ne dersen kışın…

Devamı...

Minimal yaşama geçiş

Gün 9 -Route 66'da Vahşi Batı'ya hoş geldiniz!

Minimalist yaşama geçiş… Bir süredir nereden başlamalıyım, nasıl kıyarım eşyalarıma derken bu dünyanın içinde hareket ederken buldum kendimi… Hatta girince fark ettim ki zaten uzun zamandır bu dünyanın bir parçasıymışım da farkında değilmişim meğer… Anlatıyorum… Sitemdeki “Hakkımda Birşeyler” bölümünü okuduğunuzda göreceksiniz ki minimalizme geçiş düşüncesini aslında ben farkında olmadan yıllar öncesinde hayatıma sokmuşum… İyi bir kariyerden, daha az para daha çok huzura; ötelenen hayallerden, gerçekleştirilen ötelenenlere uzanan…  Fark ettim ki minimalizm aslında sadece eşyalardan arınmak değil… Yaşamı, getirilerini, götürülerini kendi isteklerin doğrultusunda, amaca ya da verdiği keyife göre şekillendirmek… Miktardan…

Devamı...

Hayallerini sakın ötele(me) listesi… İlk 20!

Özü Buluş Tatili: Tanzanya!

Adına hep “Ölmeden önce yapılacaklar listesi” deniyor ya neyse… Kim biliyor yarın ne olacağımızı? Belki de başka isimleri olmalı bu listelerin “Bugünün işini yarına bırakma listesi”, “Yarın belki çok geç listesi”… Evet evet belki de en iyi isim “Hayallerini Sakın Öteleme Listesi”… Ve bu listelerin hep bir sayısı vardır nedense… Ölmeden evvel yapılacak ilk 10, ilk 50, ilk 100… Ben şimdilik 20 tane yazdım, aklıma geldiği gibi herhangi bir sıra düşünmeden… Ve bu yazdıklarımın benim için güzel bir anlamı var, çünkü… Çünkü… “Çünkü”sü yazının sonunda… Ama aşağıdakileri okumadan geçmeyin en alta…

Devamı...

“İki Satır” karalamaya ne dersiniz?

"İki Satır" karalamaya ne dersiniz?

Geçen sene tanıştım İki Satır’ın kartpostalları ile… Üzerinden bir yıl geçmiş ve şimdi girdiğim birçok kitabevinde bu kartları görmek beni öylesine mutlu ediyor ki; sanki kartlarda kendimi görüyorum 🙂 Konu yazmak olunca heyecanlanıyorum sanırım… Yeni yıla yaklaştığımız şu günlerde eminim sizin de arkadaş sohbetlerinizde “Nerede karşılayacaksın yeni yılı?”, “Ona ne hediye alacaksın? soruları havada uçmaya başladı bile. Hediye almak elbet herkesi mutlu eder… Ama benim için önemli olan hediyenin yanında yazılan iki satır yazıdır… Hediyeler eskiyebilir, atılabilir ama saklıyorsanız eğer yazılar hep kalıcıdır. Siz de benim gibi düşünüyorsanız eğer haydi buyrun o zaman……

Devamı...

Amerika’da nasıl? Türkiye’de nasıl?

Amerika'da nasıl? Türkiye'de nasıl?

Gezdiğiniz her ülke ayrı bir keyif… Her ülke ayrı bir heyecan… İster üç günlüğüne ister çok daha uzun süreli gidin, gittiğiniz her ülkede, kendi ülkenizden farklar varsa hemen gözünüze çarpıyor. Gerçi bir süre kaldınız mı o da normalleşiyor hani ya, neyse… Amerika’ya gittiğimde eğlenmek için, gözüme çarpan farklılıkları küçük küçük not alıyordum defterime… Ve sonuçta keyifli bir liste çıktı… Trafik: Chicago’dan Los Angeles’a, oradan da Las Vegas’a uzanan yolda yaklaşık 5.000 km direksiyon sallayınca gördüğümüz trafik farkılıkları saymakla bitmez ama ben en belirginlerden bahsedeyim öncelikle… Bu konuda soracağınız farklı konular varsa…

Devamı...

Paulo Coelho yine yazmış yazacağını… Casus!..

Paulo Coelho yine yazmış yazacağını... Casus!..

Kitap okuyorsanız eğer sizin de sevdiğiniz yazarlar vardır. Paulo Coelho da benim için onlardan biri… Otobüs duraklarında yeni kitabı Casus’un reklamını görünce koşa koşa kitapçıda buldum kendimi… Ve Casus benim için bir ilk olma özelliğini de beraberinde getirdi. Okumaya başlayacağım gece kızım arkadaşında kalmak için izin istedi. Ben de bu boşluktan yararlanıp bu geceyi kendime ayırmaya karar verdim. Ne mi yaptım? Önce hafif müzik açtım fona, salondaki kanepeme uzanıp battaniyemi çektim üzerime ve sonra başladım sayfaları çevirmeye… Her sayfa bir sonrakini okumaya itiyordu beni… Paulo Coelho yine akıcı yazım diliyle, 20. yüzyıl…

Devamı...