Benim sukkulent dünyam…

Yedi aydır gittiğim bahçe Bahçe Bakımı eğitimi tamamlandı. Eğitim sonunda aldığım belgeye göre artık özgeçmişime “Bahçıvan” mesleği de eklendi 🙂 Pratikte böyle olsa da yeşilin teorik dünyasına girdiğimden beri bir derya içinde yüzdüğümü farkındayım, bu nedenle doğada “oldum” demek çok iddialı… Ve ben de “oldum” demeyenlerdenim. Teorik, pratik dersler derken bu yıl önemli bir zamanımı bitkilerin dünyasına ayırdım, ayırıyorum da… Büyükada’ya taşınmamızla birlikte artık bir bahçemiz de var. Böylece deneysel çalışmalar için ufak da olsa bir toprağım bile oldu geçen bu kısa zaman içinde 🙂 Detayları sonra yine anlatırım, çünkü…

Devamı...

Begijnhof…Amsterdam’ın kalbindeki huzur bahçesi

Bir yeri turla gezmenin avantajları da var, dezavantajları da… Turlar armut piş ağzıma düş açısından pek güzel… Ama birilerinin sürelerine bağlı kalmanın çok da hoşuma gittiğini söyleyemeyeceğim. Amsterdam’ı gezerken saat, mekan bağımlılığım olmadan, üstüne tek gezmenin avantajlarını da pek bir güzel oldu… Cenk’in işe gömüldüğü sıralarda ben de Amsterdam sokaklarını yürüyerek keşfetmenin keyfini yaşıyordum… Yok merak etmeyin onu ihmal etmedim elbet… Gün içinde nereyi en çok beğendiysem akşam iş çıkışı oraya birlikte tekrar gittik… Sokak aralarında en en sevdiğim yerlerden biri de  Begijnhof oldu… Begijnhof, Amsterdam’ın en güzel ve önemli yapılarından bazılarına ev…

Devamı...

Taştan Kent – Poçitel…

  Neretva Nehri’nin yanında yerleşmiş bu taş kent Unesco Kültür Mirasları listesinde… Poçitel,  Osmanlılar’ın sınır kasabasıymış zamanında… O dönemde burası Venedikliler’e bağlı olan Dubrovnik ile sınır komşusu… Nehir kenarından başlayıp oldukça dik yamaca kurulan şehir Osmanlı’nın askeri mimarisine iyi bir örnek… Tepedeki kalesiyle geçilmez bir kent kimliğiyle tam bir sınır karakolu niteliğinde…       Poçitel, Saraybosna’dan “Mostar’a giderken iyi ki uğramışım dediğim tam bir yol üstü tarihi durak oldu… Saraybosna-Poçitel arasındaki yolun bir tarafı nehir diğer tarafı ise alabildiğine yeşil… Her dönemeçte bir fotoğraf karesi ile karşı karşıya kalmanın dayanılmaz…

Devamı...

Mavi ve Yeşilin Blagaj’daki aşkı…

Bosna Hersek’e gelmeyi planlarken Mostar en çok görmek istediğim yerlerden biriydi… Hazır buraya gidecekken yol üzerinde nerelere uğrayabilirim, neler yapabilirim diye araştırırken de Blagaj beni kendine aşık eden yer oldu… Muradıma kavuştum, işte Blagaj’dayım! Saraybosna’dan Mostar tarafına tur ayarladığımdan Blagaj’ı da içine alan bir planlama yaptım. Buraya gelmeden evvel yol üstünde gezdiğimiz Poçitel ise bizi başka bir boyuta taşıdı. Onu da daha sonra anlatacağım. O kadar araştırdım, tursuz ve araç kiralamadan buraları aynı gün içinde gezmek zor, hatta neredeyse imkansız… Otobüs saatlerinin mantıksızlığı bizi çıkmazsa soktu. Ama illa -arabasız hallederim…

Devamı...

Monnickendam’da bir saat…

Amsterdam’a yakın kasabaları gezerken son durağımız dönüş yolumuz üzerindeki eski bir balıkçı kasabası olan Monnickendam… Burasının deniz ticaretinin yoğun olduğu dönemlerde savaşmaktan yorulmuş bir yer olduğu söyleniyor… Sanırım bu durum ruhuna da işlemiş… Açıkçası, Edam, Volendam ve Marken‘den sonra burası oldukça boğuk ve sıkıcı geldi bana… Otobüsten indiğimizde Monnickendam’ın hemen girişindeki ünlü kilisesi De Grote Kerk karşılıyor bizi… Bu kilisenin arka tarafına geçtiğinizde kasabanın merkezine doğru da giriş yapmış oluyorsunuz. Bu arada kilisenin arka tarafındaki yamuk kapısına da bakmadan geçmeyin, orantısızlığı ilginçti gerçekten… Noordeinde buranın en önemli caddesi ve pek de gezilesi bir…

Devamı...

Hayran kaldığım sahil kasabası Marken…

Hollanda’nın kasabalarını gezerken kendine en çok hayran bırakan yer Marken oldu… Mütevazi, huzur dolu, keyifli bir balıkçı kasabası burası… Marken aslında bir ada… Amsterdam’dan direkt gelenler için otobüs ile (315 no) ile karadan ulaşımı da olmasına karşılık, biz Volendam üzerinden geldiğimizden Marken’e deniz yolu ile geçmeyi tercih ettiğimiz için Volendam-Marken Express’ini kullandık. Yaklaşık 20 dakikalık bol iyot kokulu yolculuk sonrası Marken’e varmıştık. Yolculuk oldukça yavaş bir seyirle geçti ve daha yanaşırken rıhtıma beni seveceksin diye bağırıyordu Marken… Sahilde sınırlı sayıda hediyelik eşyacılar, kafeler ve restaurantlar var. Limanda yürüyüşümüzün ardına hiç…

Devamı...