Hafta sonu keyifli kaçamak: Belgrad

DSC02363_resize

Bu sefer, Cuma’dan hafta sonunu bağlayalım dedik ve Belgrad hazırlıkları için kolları sıvadık. Uzak destinasyonlardan (Amerika ve Afrika gibi) sonra burası daha bir, bizden geldi bana…

DSC02317_resizeKış için saatler 2 saat geride olduğundan giderken DSC02320_resizezamandan kazanıyor olmamız ilk güzel haberdi. Nikola Tesla Havalimanı küçük bir havaalanı, şehre de yaklaşık 15 dk mesafede… Hemen çıkışta A1 otobüsleri şehre götürmek için sizi bekliyor. Diğer yol ise taksi… Ara ara dipnotlar vereyim bu arada; taksilerde çeşitli renk başlıklar var. Bize söylenen -“Pink” olanları tercih edin, eğer başka başlıklı taksilere binecekseniz de plakalarına mutlaka bakın ve sonu TX ile bitmesine dikkat edin”- aksi durumda fazla ödeme konusunda istemediğiniz durumlarla karşılaşabilirsiniz.

İkinci önemli konu harcamalar için nakit sağlamak… Sırbistan’a giderken Euro ile gitmenizi öneririm. Gider gitmez de ya havalimanında ya da şehirdeki ilk döviz bürosundan yerel para birimleri olan Dinar’a çevirmeniz gerekiyor. Çünkü alışverişte ne yazık ki döviz geçmiyor ve kendi paralarını istiyorlar. Eveeet, ilk durak Bayraklı Camii

DSC02346_resize

Kanuni döneminde yapılan bu camii hala Belgrad’ta ibadete açık olan tek ibadethane… O zamanlar ezan vakitlerini belli etmek için bayrak asılırmış minaresine, işte adı da buradan geliyormuş… Şehrin içinde yaptığımız kısa yürüyüş sonrası tarihi kapısından geçmemizin ardına Kalemegdan‘dayız…

DSC02364_resize

Gördüğümüz yerlerin tarihine çok girmeyeceğim çünkü zaten her yerde yazıyor, hem fazla da tarih sevmez biri olarak DSC02351_resizebeni yoruyor. Bu nedenle sizi boğmadan daha çok, ilgimi çeken şeyleri anlatayım diyorum. Belgrad Kalesi’nin konumu gerçekten etkileyici… Tuna ve Sava Nehirlerinin tam da kesişim noktasına hakim olan bu kale ve içinde korunan Damat Ali Paşa Türbesi, Saat Kulesi, Sokullu Mehmet Paşa Çeşmesi, İstanbul Kapı, Zindan Kapı gördüklerimiz arasındaydı… Kaleden manzara gerçekten nefes kesici… Ve kalenin içi yeşillik içerisinde… Kış olmasına rağmen bankların ve bol oksijenin tadını çıkarttığımızı söyleyebilirim. Eminim mevsim yaz olsaydı uzun bir zamanımı burada çimlere yatarak geçirirdim.

Saat Kulesi gerçekten ihtişamlı ve bu alanın her noktası tarih kokuyor… IMG_0095Kaleden çıkıp şehrin kalbi olarak bilinen Knez Mihajlova Caddesi‘ne doğru yürürken yol kenarındaki minik arabalardaki hediyelik eşyacılar tüm sevimliliği ile bize merhaba diyor.

Knez Mihajlova Caddesi gerçekten Belgrad’ın mihenk noktası… Her yeri buradan tarif etmek mümkün ya da kaybolduğunuzda toplu taşıma ile burayı bulursanız işlem tamam demektir, hemen doğru noktaya ulaşabilirsiniz. Türkiye’den gidenler bu cadde için İstanbul’un İstiklal Caddesi olarak adlandırıyor. Anımsatmıyor değil, ışıklarla donanmış ve araca kapalı bu caddede; cafe ve restaurantların bolcana olduğu, H&M ve Mango gibi mağazaların yer aldığı iki tarafında tarihi binaların sizi kolladığı hareketli bir yer burası… Giyim vs çok da ilgimi çeken konular olmadığından her zamanki gibi daldık yine sokak aralarına… Burada başın aşağıda gezmek büyük hata… Yukarılara bakacaksın ki o güzel binaları görebil, üzerilerinde yazan tarihlere bak ki şaşır, düşün onca savaşa rağmen nasıl güzeller, nasıl ayakta kalmayı başarmışlar…

DSC02414_resize

O zaman yemek zamanı ve ilk tercihimiz cici bir cafede pizza atıştırmak ve buranın adı da Aurelio… Yemekler ortalamada olmasına karşılık keyifli bir mekan; ancak hesaba dikkat… Dakika bir, gol bir hata var… Hemen bunu ders alıp, bundan sonra girdiğimiz her yerde hesapları kontrol ettik tabii… Turistlere alışmaya başlamışlar sanırım :)

DSC02433_resize

İlk yarım günümüzü şehrin tarihi dokusuna ayırdıktan sonra otelimize geçmeden önce atlayamayacağım bir yer IMG_0055_resizevardı ki, o da meşhur dondurmacıları Crna Ovca… Kışmış pehhh… Çeşit çeşit o rengarenk dondurmalara kim karşı koyabilir bilmem… Minik minik tadım sonrası seçimlerimle dolu devasa dondurma kabımla çok mutluydum :)  Kısa yolculuğun ardına kalmak için tercih ettiğimiz Tulip Inn Putnik Hotel‘deyiz… Yeni Belgrad denen, nehrin diğer tarafında yer alan bölgede yer alıyor. Biz otelden oldukça memnun kaldık. Temiz odaları, güzel kahvaltısı beklentimizi karşıladı. Ayrıca hemen sokağın başından tek otobüsle şehrin merkezine 10 dakikada ulaşabiliyorduk. Bilet bayi, döviz bürosu, 24 saat açık market de hemen otelin yanında olduğundan otelden çıkıp bütün ıvır zıvır işleri halledip güne başlamak da cabası… Yine parantez açıyorum, otobüs için günlük biletleri bulunuyor. Kart bedeli ve günlük kullanım için fiyatlama yapıyorlar. Otobüste her sefer bileti bir yere basma ya da gösterme yok… Ama siz bizim gibi yapmayın sakın ki ceza yemeyin… Son günümüzde iki biniş yapacaktık, yaptık da… Hah tamam bugünü böyle atlattık deyip iniyorduk ki “Bilet kontrol!” sesi… Ve son dinarlarımızla ceza olarak vedalaştık tabii :) ) Giyim, ayakkabı pahalı ve emin olun bizim ülkemizdekiler kat kat güzeller ve bir çoğu buradan gidiyormuş… Ama yemek oldukça ucuz; istediğiniz kadar yeyin için :)

Akşam kendini göstermeye başladığında sokaklardaydık yine… Çünkü buranın en gidilesi restaurantlarından biri olan DVA Jelena’da daha gelmeden önce e-posta ile rezervasyonumuzu yaptırmıştım bile…

IMG_0066_resize

IMG_0081_resizeBu arada yerellerden öğrendiğimize göre IMG_0069_resizeDVA Jelena, Moj Sesir, Tri Sesira et sevenler için ilk üç arasında yer alıyor (Rezerasyon yapmak isterseniz linklerini aşağıda ekliyorum). Gittiğimiz restaurant, Skadarlija sokağında bulunuyor. Bu sokak Belgrad’ın en çok turist çeken yerlerinden biri… Arnavut kaldırımlı yolu, çeşmesi, çiçeklerle donatılmış sağlı sollu meyhaneyi andıran şık restaurantları ile bohem bir havası var. DVA Jelena Restaurant da tam da bunu yansıtıyor işte… Tarihi 1832’ye dayanan bu mekanda size kendinizi özel hissettirmeyi öylesine güzel başarıyorlar ki… Geyik eti buranın spesiyali ve buraya kadar gelmişken denememezlik etmedik… Tatlı ile tuzlunun karışımı güzel bir sosla harmanladıkları et gerçekten leziz… E bir de buna Sırp müzisyenleri gece boyunca eşlik edince daha da güzel oluyor tabii… Buse bu tercihi sevdi :)

DVA_resize

İkinci gün istikamet Sırbistan’ın ikinci büyük şehri olan Novi Sad… Burası ayrıca kaleme alınmalıydı… Yazının devamını okumadan bu yazıyı atlamayın derim…

novi

Son günümüzde uçağımız akşamüstü olduğundan yarım gün kadar boş vaktimiz var. Kahvaltımızı erkenden yapıp son güne bıraktığımız Moskva Hotel‘deki kahve tatlı keyfi için yollardayız.

DSC02514

Sabahın oldukça erken saatlerinde kendimizi sokaklara attığımız için yollar bomboş ve tabii biz de bunun tadını DSC02519_resizeçıkaralım dedik. Boş parklara daldık, sokak aralarında kaybolduk, tramvayların geçtiği caddelerde fotoğraflar çektik ve yeni bir yere gittiğimde en çok yaptığım şeyi yapıp yürüdük, yürüdük… Şehrin nefesini içine çekmenin en güzel hali…

Aziz Sava Katedrali Balkanlar’ın ne büyük ortodoks kilisesi… Akşam önünden geçerken çok daha albenili olan yapıyı bir de gündüz gözüyle görüyoruz. Bilinçli bir şekilde bırakıldığı iddia edilen ve Nato tarafından bombalanmış İçişleri Bakanlığı binalarını görüyoruz. Onlarca savaş görmüş bu şehir zorluğu ve hayata karşı direnişiyle bir kez daha karşımızda… Bugün meclis binası olan Parlamento Binası ile artık şehir meclisine ev sahipliği yapan Eski Saray karşılıklı olarak yer alıyor.

DSC02536_resizeSon durağımız Moskva Otel‘in cafesi… Bir hayal edin… Dışarıda atıştırmaya başlayan kar… Fonda piyanonun huzurlu müziği… Mekanın tarihi yansıtan ruhu… Elimizde sıcacık kahvelerimiz… Evet, Belgrad bundan güzel bize veda edemezdi…

 

Bu yazı ilginizi çektiyse aşağıdakilere de okumak isteyebilirsiniz.

Novi Sad’ta Tarihe Yolculuk… Petroveradin ve Karlofça…

– Sırbistan tarihinde neler olmuş?

– Belgrad tarihinde neler olmuş?

  Novi Sad’ı Tanıyalım

 

Önceden rezervasyon yaptırmak isterseniz;

http://www.dvajelena.rs/

http://sesirmoj.rs/

http://www.trisesira.rs/en/

Facebooktwittergoogle_pluslinkedintumblr
buse

buse

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*