Begijnhof…Amsterdam’ın kalbindeki huzur bahçesi

Bir yeri turla gezmenin avantajları da var, dezavantajları da… Turlar armut piş ağzıma düş açısından pek güzel… Ama birilerinin sürelerine bağlı kalmanın çok da hoşuma gittiğini söyleyemeyeceğim. Amsterdam’ı gezerken saat, mekan bağımlılığım olmadan, üstüne tek gezmenin avantajlarını da pek bir güzel oldu… Cenk’in işe gömüldüğü sıralarda ben de Amsterdam sokaklarını yürüyerek keşfetmenin keyfini yaşıyordum… Yok merak etmeyin onu ihmal etmedim elbet… Gün içinde nereyi en çok beğendiysem akşam iş çıkışı oraya birlikte tekrar gittik…

Sokak aralarında en en sevdiğim yerlerden biri de  Begijnhof oldu… Begijnhof, Amsterdam’ın en güzel ve önemli yapılarından bazılarına ev sahipliği yapan şehrin en önemli ve en güzel avlusu diyebilirim. Spui Meydanı‘na geldiğimde böyle bir yerin olabileceğini hiç düşünmemiştim. Ahşap dar kapıyı bulup, bir de açık olduğu saate denk gelince, size bir huzur vahası vaat edebilirim.

 

 

 

Zamansızlığa geçiş gibi bir yer burası… Ortaçağdan kalma, mükemmel bir şekilde restore edilmiş evleri, bahçenin ortasındaki şapeli ile şaşırtıcı güzellikte… 1346 yılında manastır yeminleri olmadan rahibe olarak yaşayan Katolik kardeşler birliği Begijntjes için ibadethane olarak inşa edilmiş. O dönemde burada yaşayanlar, barındıkları odaların karşılığında yoksullara eğitim ve hastalara bakım işlerini üstlenmişler. Bugüne geldiğimizde Begijnhof’ta artık rahibeler bulunmuyor ama bu evlerin kadın öğrenci ve yaşlılara kiralandığı söyleniyor. Burada hala yaşayanlar olduğundan sessiz olunması gerektiğini belirtmeme gerek yoktur herhalde…

 

 

 

Begijnhof’un en önemli özelliklerinden biri de 34 numarada yer alan Het Houten Huis adlı şehrin en eski evi… Amsterdam’da yer alan en eski iki ahşap cepheli evinden biri olduğu ve tarihinin 1470 yıllarına dayandığı belirtiliyor. İncil’deki konuların işlendiği çeşitli resimlerin yer aldığı görseller de evin yanındaki duvarda sergileniyor. 15. yüzyıldan kalma Engelse Kerk de avlunun diğer önemli yapısı… Bu kilisenin de 1419 yılında inşa edildiği söyleniyor.

Evlerin önüne geçen yürüme yolu buranın sakinlerinin kullanımında ve biz turistlere kapalı… Ben ne mi yaptım? Yaklaşık bir saatimi buradaki banklarda oturdum; sessizliğin ve birbirine saygının hakim olduğu bu avluda çevreyi ve insanları gözlemlemeye ayırdım. Bol bol fotoğraf çektim, insanlara sohbet ettim… Zamanında burada yaşayan insanlara, insanlıkları için teşekkür ettim…

İki gizli girişi bulunan bu gizemli avluya adım attığınız ilk anda, “Evet zor buldum ama aradığıma değdi” demek garantili Begijnhof

Küçük bir not; eğer eski kitap, harita vb merakınız varsa Cuma günü giderseniz Spui meydanında kurulan açık pazarı da gezebilirsiniz 😉 Çiçek pazarının yürüme mesafede olduğunu da hatırlatayım… Neyse duruyorum… Devam edersem adım adım Amsterdam’a dönüşecek bu yazı 🙂

Adres: Spui Meydanı, Begijnhof 30, Amsterdam

Ulaşım: Spui Meydanı’ndan geçen herhangi bir tramvaya binmeniz yeterli

Açılış Saatleri: Pazartesi: 13.00-18.30; Salı-Cuma: 09.00-18.30; Cts-Pzr: 09.00-18.00
Facebooktwittergoogle_pluslinkedin

Benzer yazılar

Yorum Yapın

*