Amerika’da nasıl? Türkiye’de nasıl?

CEN_3165Gezdiğiniz her ülke ayrı bir keyif… Her ülke ayrı bir heyecan… İster üç günlüğüne ister çok daha uzun süreli gidin, gittiğiniz her ülkede, kendi ülkenizden farklar varsa hemen gözünüze çarpıyor. Gerçi bir süre kaldınız mı o da normalleşiyor hani ya, neyse… Amerika’ya gittiğimde eğlenmek için, gözüme çarpan farklılıkları küçük küçük not alıyordum defterime… Ve sonuçta keyifli bir liste çıktı…

Trafik:

Chicago’dan Los Angeles’a, oradan da Las Vegas’a uzanan yolda yaklaşık 5.000 km direksiyon sallayınca gördüğümüz trafik farkılıkları saymakla bitmez ama ben en belirginlerden bahsedeyim öncelikle… Bu konuda soracağınız farklı konular varsa yazının sonuna yorum yapmanız yeterli…

-Öncelikle yayayı da trafiğin bir parçası olarak görüyorlar. Eğer yaya geçitindeyseniz ne kadar hızlı gelirlerse gelsinler, duruyorlar…

-Eğer evlerinin ya da iş yerlerinin otoparklarından araçları ile çıktıklarında kaldırımı keserek yola çıkmak için bekliyorlarsa ve siz kaldırımda ona doğru yürüyorsanız, araçlarını geriye çekip kaldırım yayanın yolu olduğu için size yol veriyorlar…

-Okul çıkışlarında, çocukların gidebileceği her yöne doğru olan yol ayrımlarında ışık dahi olsa ellerinde “Stop” tabelaları ile birlikte çocukların karşıya geçmesi için trafiği durduran görevliler bulunuyor…

-Okul servislerinin araç trafiği yönünde stop tabelası bulunuyor… Bir çocuk inerse bu tabela bir mekanizma ile aşağı doğru inip dikkat etmeniz konusunda uyarıyor. Bu arada öğrenci servislerinin ücretsiz olduğunun belirtilmesi de ayrı bir acı hissettirdiğini söylemeliyim üzerimde…

-Trafik ışıkları… Hani biz kırmızı yandığında hemen trafik ışıklarının altında bekleriz ya yeşilin yanmasını, Amerika’da belli bir mesafe var durmanız gereken nokta ile ışıklı tabela arasında. Diğerine alışmış biri olarak ilk başta zor gelse de çok da mantıklı aslında, arada hep bir boşluk olduğundan bu sayede trafik sıkışması durumu da hiç olmuyor…

3.gün10-Trafik tabelaları da oldukça çeşitli. Işıklar bile 5’li bazı yerlerde… Sağa, sola yeşil ve kırmızı için de tabelalar kullanılıyor. Bazı noktalarda günlerce araba kullanmamıza rağmen anlam veremediğimiz işaretlemelerle karşılaştık. Bir yol ayrımında ana yolu kesip, yan yola giriş yapmamız gerekiyordu. İnanın 15 dk boyunca kural da ihlal etmemek adına ne yapacağımızı bilemeden beklememize ve arkamızda 5 araçlık bir kuyruk oluşturmamıza rağmen ne bir korna, aynadan ne ters bir bakışla karşılaştık… Emin olun biz onlardan daha huzursuzduk…

-Türkiye’de kırmızı ışık yandığını düşünün… Orta şeritte de 3 aracın ışığı beklediğini… Sol şeritte ise hiç araba yok… Arkadan gelen araç sizseniz ne yaparsanız? Ben yanıt vereyim, hemen o boş şeridi doldurup ışığa en yakın yerde yeşilin yanmasını beklemek üzere konuşlanırım ve eminim o bekleyen araçlardan biri de o sırada karar verip burnunu çıkarıp o da o şeride ortak olmak için burnunu çıkarır. Amerika’da 10 araba da beklese, kimse tenezzül edip o boşluğu doldurmuyor…

-9 eyalet geçtik, korna sesi duymadık diyebilirim; oldukça şaşırtıcı değil mi?

-Otobanlar, yan yollar, kasabalar, şehirler derken altıncı günümüzde ilk kez sollama yaptık desem…

3.gün1-Eyaletlere göre değişiklik gösteriyor trafikte tüm kurallar… Hız sınırları bile farklı… Oklahoma’da 65 mil sınırı olan bir yolda giderken, tabela Teksas’ı gösterdiğinde 75 mil hız limitine çıkabiliyor. Belli eyaletlerde bizdeki gibi maksimum hız sınırları üzerine belli bir marj varken bazılarında ise yok… Bunun yanında 5 speed mil hızı da gördük tabelalarda… Bisikletle gitsek daha hızlı giderdik gerçekten… 5 mil bize 10 km hız, 75 mil bizde 120 km hıza denk geliyor bu arada…

-Şehir içindeki otobüslerin önünde yolcuların bisikletlerini taşımak için belli bir alan ayırmışlar… Yine bu otobüslerde inmek için bizde tuşa basmak gerekirken orada cam kenarlarında gerili olan ipi çekmek gerekiyor…

-“STOP” tabelası bizdeki “Dur” mantığı ile aynı değil… Biz bu tabelayı gördüğümüzde hani bakıp yol boşsa geçeriz ya, burada sakın ha yapmayın! Lastiğin tamamen hareket etmemesi gerekiyor orada… Ve kavşaksa eğer ve her yönde bu tabela varsa “İlk duran ilk hareket eder” kuralı geçerli…

TABELA

-Yolumuz uzun olduğundan navigasyonda rotayı ve işaretlemeleri Türkiye’de yapmıştık ama makineden de olabilir uyduyu görmesinde sıkıntı yaşadık, siz temkinli olun derim…

-Route 66 yolu özellikle motorsiklet tutkunlarının hayali olan bir rota… Ama bu tarihi yolu saymazsak genel anlamda motorsiklet kullanımı oldukça az… Bir motor tutkunu olarak üzüntü verici tabii…

Çölün ortasında bile arkanızda bir trafik polisi belirmesine ve cezaların inanın çok ağır olmasına rağmen, hemen hemen herkes kurallara uyduğu için bu ve daha yazamadığım onca kurala rağmen Amerika’da araba kullanmak çok ama çok keyifli…

Route 66, Las Vegas’ın çöl yolları derken trafik cezasız ülkemize dönmemiz de takdir-e şayan :)

Araç Kiralama:

Gitmeden evvel tüm rezervasyonlarımızı tamamlamıştık. Gittiğimizde önceden ayarladığımızın segmenti 2 segment iyisini sundular hemen… Biz de memnuniyetle kabul ettik tabii. Bunun için ayrı bir yazı yazmıştım. Eğer gezerken siz de bizim gibi araç kiralayacaksanız “Yurt dışında araç kiralayanlardan mısınız?” başlıklı yazımı da okuyabilirsiniz…

-Araçların önünde plaka olma zorunluluğu yokmuş orada… Tek plakayı görünce oldukça şaşırdık…

cen_2101

Benzin İstasyonları:

Yol uzun ve belirsiz olunca yolda kalma sıkıntısı yaşamamak adına son çeyreğe geldiğimizde hemen ilk bulduğumuz istasyona girdik… Onun için bolca benzinlik tecrübesi de edindik…

Benzincikçük

-Benzin istasyonları ayrı bir dünya… Bir kere pompacı sizsiniz…

– Yakıt serbest piyasa… Dizel ile normal yakıt aynı fiyat olabiliyor ya da yanyana iki istasyonun tabelalarında birbirinden çok farklı fiyatlar görebiliyorsunuz…

-Benzin sudan ucuz… Yok yok gerçekten… Galonunu 1.71.-$’dan alırken 1 lt su 2.-$ olabiliyor. Su alırken düşünüyorsunuz da yakıt alırken o kadar da değil… 1 galonun yaklaşık 3,79 lt olduğu konusu da küçük bir hatırlatma olarak burada kalsın…

-Bu arada cam temizleyici de sizsiniz tabii… Koş yakıt al, gel temizlik yap… Allahım tatilde miyiz anlamadım valla :)

dsc09820

Bizimle benzer bir rota izleyecekseniz California’ya gelmeden fullemek lazım… Hele ki çöl geçecekseniz… Eyalet geçişi ile birlikte fiyat neredeyse 3 katına çıktı.

Benzin Alımı:

Bizde bu konu çok kolay, bu kesin bir gerçek… Orada ise biraz çetrefilli işliyor bu konu… Zip kodunuz (posta kodu)dsc09817 varsa istediğiniz işlem biraz daha kolay… İlgili kodu pompanın yanındaki sisteme kodlayıp alımı gerçekleştiriyorsunuz… Ama turistseniz bizim gibi… İstasyonlara göre farklılaşan 3 ayrı yöntemle karşılaştık;

1-Benzini alıp istasyon numarasını söyleyip içeriden nakit ya da kredi kartınızla alabilirsiniz.

2-Almadan içeride ödeyip, pompadan o tutar kadar doldurabilirsiniz. Burada bazı istasyonlar benzin tutarınız eksik kalırsa o kadarını kredi kartınızdan çekerken, bazısı az bile doldursanız verdiğiniz tutar kadarını kredi kartımıza yansıtmışlar…

3-Eski tip mekanik sayaçlılarda ise bir kol var ve onu açmanız gerekiyor. Sonrasındaki işlemler ise; pompayı alıp doldur, kolu kapat, pompayı kapat :)

Lastik Şişirme:

Route 66 yazılarımı takip edenler bilirler son üç gün lastiklerin hava basıncı ile uğraştık. Yol boyunca sürekli rakım farkları da yaşadığımız için basıncı sabitlememiz de oldukça güç oldu.

Bu konuda da Türkiye’de oldukça şanslıyız…. Orada ücretsiz olarak hava basıncınızı ölçebiliyorsunuz ama iş lastik şişirmeye gelince 1.-$ ile 1,5.-$ arasında değişen tutarlarda bozuk paranızı kumbaraya atmanız gerekiyor.

Amerikan polisleri: 

Türk polislerimiz başımızın üstüne… Ama yalan yok Amerikan polisler filmlerdeki gibi oldukça karizmatik ve yakışıklı :)

DSC00605

Yemek:

-Garsonlar masaya geldiklerinde önce kendilerini isimleri ile tanıtıyorlar…

-Bizde daha çok genç garsonlar tercih edilirken, Amerika’da orta yaşlı insanlar ön planda…

-Gelen sunumlar bizdekilere göre oldukça hacimli… Biz birçok yerde tek bir yemek alıp iki kişi yedik, üstüne de arttırdığımızı rahatlıkla söyleyebilirim.

3.gün13-Kola, gazoz gibi içeceklerin hepsine soda diyorlar… İçeceklerin büyüklüğüni de şöyle anlatayım… Bizdeki fast food restaurantlarındaki kolanın büyük boyu, Amerika’nın orta boyuna denk geliyor…

-Restauranta girdiğinizde daha menüyü getirmeden ne içersiniz diye soruyorlar. Yemek sırasında “Herşey yolunda mı?” “Birşey ister misiniz?” diye soruyorlar. İkincisinde de iyi derseniz siz söylemeden hesabı getiriyorlar.

-Kasa kuyruklarında beklerken kasadan en az 2-3 metre uzakta kasadaki diğer müşterinin gitmesini beklemeniz gerekiyor. Bizdeki ATM kuyrukları gibi…

Alışveriş:

-Market kapıları (mağazalarda da tabii) içe değil, dışa doğru açılıyor… Ben epey bir zorlandım… Son gün bile hala kapıyı içeriye almaya çalışıyordum :)

-Kasa görevlileri işleme başlamadan önce halinizi hatrınızı soruyorlar… Bir tanesine “İyi değilim, ne yapabilirsin benim için?” demek geçti içimden… Acaba desem, ne derdi? Keşke deneseymişim…

-Fiyatlarda tax (vergi) hariç ve malesef geri alamıyorsunuz…

-Buraya geldiğimizde bir kere daha anladık ki bizim bankacılık sistemimiz çok gelişmiş… Kredi kartında çipli sistemin uygulandığı yer çok az. Manyetik kart yandan okutmalı olunca bizim kartlar orada sıkıntı olabiliyor. Kartınızı tüm sistemlere uygun hale getirtmek için gitmeden evvel mutlaka bankanızla iletişime geçin. Biz bir kartımızda bu sorunu yaşadık ve oradan açtırtmak için Türkiye ile uzun telefon görüşmeleri yapmak durumunda kaldık…

-İndirimli birşeyler almak isterseniz yolunuza TJ Maxx ve Ross çıkarsa girebilirsiniz. Ünlü mağazaların outlet ürünlerine yer veriyorlar ve fiyatlar çok uygun…

-Elektronik ürünlerin fiyatları bizim ülkemize göre çok uygun… İhtiyacınız varsa alışveriş listenize ekleyebilirsiniz…

-Dedim ya 9 eyalet geçtik… Kasabalar, şehirler derken geçtiğimiz birçok yerde sürekli gözümüze çarpan bir kaç yer vardı. Benim ilgimi çekti, sizin de çeker diye düşünüyorum. İşte ne çok olan ticari alanlar; cimnastik stüdyoları, tırnak dekorasyon salonları, kopyalama merkezleri… Bunun haricinde Wallmart, Walgreens, Mc Donald’s, her köşe başında Sturbucks ve Subway…

Ve muhteşem bir görüntü her merkezi noktada bir kütüphane ile karşımızda… Hatta birinde 1 saati aşkın süre de vakit geçirdik… Rahat ortamı, kütüphaneden ziyade bizdeki kitapçıların görüntüsüyle, rahat koltukları, çocuklar için ayrı dekore edilmiş alanları, teknolojik olanaklarla birlikte sunulan imkanları, kitap dışında sadece gazete okumak için bile uğrayan insanları ile huzurlu bir ortam…

Konaklama:

-Büyük şehirlerden ziyade bizimkisi yol hikayesi olunca daha çok yol kenarı otellerde konakladık. FilmlerdeMOTEL gördüğümüzün aksine bazılarında ürksek de herhangi bir sıkıntı yaşamadık.

-Kaldığımız odaların neredeyse tamamında ütü ve ütü masası bulunuyordu… Kurutma makinesi takıntısı olan biri olarak hepsinde olmadığını söylemeliyim…

-Klozetlerin oturma alanları hani bizde tam daire şeklindedir ya buradakilerde önünde bir karış kadar bölümü boş :)

-İlk gün kalacağımız yer hariç hiçbir yere rezervasyonla gitmedik. Nerede yorulduysak orada beğendiğimiz yere girdik…

İnanış:

Ülkemizde nasıl camiler çoksa orada da her yer kilise… Hatta kasabalarda her mezhebe göre kilise de mevcut…

CEN_2385

Sağlık:

-Sağlık bizim ülkemizle her ne kadar pahalı desek de Amerika’da sağlık çok daha pahalı… Orada bir surprizle karşılaşmamak için gitmeden önce sigortanızın yurt dışında sunduğu olanakları mutlaka incelemenizi öneririm.

-İlaç alımı yine bizden farklı… Bizim eczanelerden aldığımız basit ağrı kesici gibi ilaçlar neredeyse bütün marketlerde satılıyor. Ama reçeteli ilaç için doktora gitmeniz gerekiyor ve bunları temin etmek için farklı yerler ayırmışlar. Sosyal hizmet bilgilerinizi unutmayın giderken…

Ölçü Birimleri:

Ve son olarak orada bütün ölçü birimlerinin farklı olduğunu söylemeliyim. Ve eğer giderseniz en çok karşınıza çıkacakları da yazdım gitti :)

1 Fahrenheit -17.222 santigrat  Hesaplarken: C: (F-32)/1,8

1 Kara mili: 1,61 km

1 inç: 2,54 cm

1 feet: 30,48 cm

1 pound: 0,45 kg

1 gallon: 3.7854 litre

Tabii benim Amerika’nın büyük şehirlerinden çok köylerini gezdiğimi de hatırlatmamda fayda var. Eyaletten eyalete değişen bunca kural varken şehirden şehire değişen sizin de başka gözlemleriniz olmuştur eminim… Peki onlar nedir, ben de merak ettim?

“Amerika vizesi” ile ilgili aklımda bir sürü soru var diyorsanız “Amerika vizesini merak edenlere”

“Amerika’da nasıl araç kiralayabilirim?” diyorsanız “Yurt dışında araç kiralayanlardan mısınız?”

Ölmeden önce yapılacaklar listenizden bir madde daha silmek isterseniz, “15.000 feet yükseklikten gökyüzü dalışı… Skydive Las Vegas!”

Gün 1- Route 66’da geçecek ilk günün heyecanı

Gün 2- Route 66 bizi kalbi güzel insanlara doğru sürüklüyor…

“Gün 3- Route 66’nın her köşesinde ayrı bir ayrıntı gizli…”

“Gün 4-Route 66 serüveninde bir günde üç eyalet”

“Gün 5 -Route66’da baktığın her nokta farklı bir renk!…”

“Gün 6-Route 66 ruhunu yaşamaya ne dersiniz?”

“Gün 7 -Route 66’da New Mexico’dayız… Ve mutlaka Santa Fe!”

“Gün 8 -Route 66’da Albuquerque’de Romantizm…”

“Gün 9 -Route 66’da Vahşi Batı’ya Hoş Geldiniz!”

“Gün 10 -Route 66’da Doğa ile içiçe bir gün: Grand Canyon!”

“Gün 11 -Route 66 Çöllerinde Sessizliğin Çığlığı”

“Gün 12 -Route 66 yolunda Türk bayrağımız Bagdad Cafe’de”

“Gün 13 -Hoşçakal Route 66!”

başlıklı yazılarımı da okumanızı öneririm.

Yol boyunca çektiğimiz videoları Busece Kareler YouTube kanalından izleyebilir, dilerseniz takip listenize ekleyebilirsiniz.

Facebooktwittergoogle_pluslinkedintumblr
buse

buse

2 Comments

  1. Geniş kapsamlı güzel bir yazı olmuş. Baş tarafını okudum, kalan kısımlarını şöyle bir bakıp geçtim ama onları da okumak niyetindeyim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*